Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, cumartesi günü yayımladığı kararname ile cumhurbaşkanlığı ve yasama seçimlerinin 11 Eylül 2027 tarihinde yapılmasını kararlaştırdı. Abbas, daha önce yasama seçimlerini 28 Kasım 2026 olarak belirleyen kararnameyi iptal etti. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, yeni kararname işgal altındaki Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi'ndeki Filistinliler de dahil olmak üzere tüm Filistinlileri seçim sürecine katılmaya çağırıyor. Kararname, Filistin siyasi tarihinde uzun süredir devam eden seçim belirsizliğini sona erdirmeyi amaçlıyor ancak aynı zamanda Filistin iç siyasetindeki derin bölünmüşlüğü de gözler önüne seriyor.
Ertelenen Seçimlerin Arka Planı
Filistin'de en son genel seçimler 2006 yılında yapılmıştı. O tarihten bu yana Filistin yasama organı işlevini yerine getiremiyor ve iki büyük siyasi hareket olan Fetih ile Hamas arasındaki anlaşmazlık seçimlerin yapılmasını sürekli engelledi. 2021 yılında yapılması planlanan seçimler, İsrail'in Doğu Kudüs'teki Filistinlilerin oy kullanmasına izin vermeyeceğini açıklaması üzerine iptal edilmişti. Abbas'ın son kararnamesi, 2026 yılında yapılması öngörülen yasama seçimlerini de kapsayacak şekilde tüm seçim takvimini 2027 yılına öteliyor. Kararname, Filistin Yönetimi'nin seçim komisyonuna gerekli hazırlıkları yapması için çağrıda bulunuyor ve seçimlerin şeffaf, adil ve demokratik bir şekilde yapılması gerektiğini vurguluyor. Ancak Filistin siyasi uzmanları, Hamas'ın katılımı olmadan yapılacak bir seçimin Filistin halkının tamamını temsil etmeyeceğini belirtiyor. Hamas, kararnameyi henüz resmi olarak değerlendirmedi. Filistin Yönetimi, 2007 yılından bu yana Gazze Şeridi'nde etkin kontrolü elinde bulunduramıyor; Hamas ile Fetih arasındaki uzlaşma çabaları ise defalarca başarısızlıkla sonuçlandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filistin seçimlerinin ertelenmesi, Orta Doğu'daki siyasi dengeler açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Filistin Yönetimi, uluslararası meşruiyetini korumak için seçimleri bir an önce yapma baskısı altındaydı. Ancak İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Gazze'de devam eden insani kriz, seçim koşullarını giderek zorlaştırıyor. ABD yönetimi, Filistin Yönetimi'nin reforme edilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda Abbas'a çağrıda bulunmuştu. Avrupa Birliği de Filistin'de demokratik sürecin canlandırılmasını destekliyor. Bölgesel aktörlerden Mısır ve Ürdün, Filistin iç uzlaşması için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Suudi Arabistan ise Filistin meselesini normalize anlaşmalarında öncelikli bir konu olarak tutmaya devam ediyor. Seçimlerin 2027'ye ertelenmesi, Filistin Yönetimi'nin meşruiyet sorununu daha da derinleştirebilir ve Filistin halkının siyasi temsiline olan güvenini azaltabilir. Ayrıca, İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları sonrasında Filistin siyasetinin yeniden yapılandırılması ihtiyacı daha da belirgin hale geldi. Filistin Yönetimi'nin seçimleri ertelemesi, Hamas ile olası bir uzlaşma zeminini de zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır güçlü bir şekilde destekleyen ve Filistin iç uzlaşması için çaba gösteren bir ülke konumunda. Filistin seçimlerinin 2027'ye ertelenmesi, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik etkisini ve arabuluculuk rolünü test edebilir. Türkiye, Hamas ile Fetih arasındaki uzlaşma görüşmelerinde aktif olarak yer almış ve Filistin birliğini teşvik etmişti. Seçimlerin gecikmesi, Türkiye'nin Filistin meselesindeki barışçıl çözüm çabalarını zayıflatabilir. Ayrıca, Filistin Yönetimi'nin meşruiyet sorunu, Türkiye'nin bölgede yürüttüğü insani diplomasi ve kalkınma yardımları açısından da dikkate alınması gereken bir faktör. Türkiye, seçimlerin adil ve kapsayıcı bir şekilde yapılması için Filistinli gruplar arasında diyaloğu teşvik etmeye devam edebilir. Öte yandan, seçim takviminin belirsizliği, Türkiye'nin Filistin'e yönelik politikalarını yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.