Yemen hükümeti Cumartesi günü, stratejik Bab el-Mendeb Boğazı çevresinde Husi güçlerine karşı ilerleme kaydedildiğini duyurdu. Bu açıklama, Suudi Arabistan destekli hükümetin, geçen ay İran yanlısı grubun hızlı saldırısıyla ele geçirdiği bölgeleri geri almak için başlattığı karşı saldırının ardından geldi. Bab el-Mendeb, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan ve küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği kritik bir geçiş noktası olarak biliniyor.
Çatışmanın arka planı ve son gelişmeler
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, 2014 yılında Husi isyancılarının başkent Sanaa'yı ele geçirmesiyle yeni bir boyut kazanmıştı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana hükümete askeri destek veriyor. Geçtiğimiz ay Husi güçleri, Bab el-Mendeb kıyısında stratejik noktaları ele geçirerek hükümet güçlerini geri çekilmeye zorlamıştı. Hükümet yetkilileri, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, karşı saldırı kapsamında boğazın doğusundaki El-Moka ve çevresindeki köylerde kontrolün yeniden sağlandığını belirtti. Ancak bağımsız kaynaklar, çatışmaların şiddetli devam ettiğini ve sivil kayıpların arttığını bildiriyor.
Husi yetkilileri ise hükümetin açıklamalarını yalanlayarak, saldırıların püskürtüldüğünü ve kendi mevzilerinin güçlendirildiğini öne sürdü. Bölgedeki gerginlik, uluslararası deniz taşımacılığı için de risk oluşturuyor. Son aylarda Husi güçlerinin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, birçok armatörün rotasını değiştirmesine yol açmıştı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bab el-Mendeb Boğazı, Avrupa ile Asya arasındaki deniz ticaretinin can damarı. Boğazın kontrolü, sadece Yemen iç savaşının değil, aynı zamanda bölgesel güçler arasındaki vekalet savaşının da sembolü haline gelmiş durumda. İran, Husi güçlerini desteklerken; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen hükümetine askeri yardım sağlıyor. ABD ve İngiltere ise Husi saldırılarına karşı deniz güvenliğini sağlamak için bölgede donanma unsurları bulunduruyor.
Son gelişme, Birleşmiş Milletler'in Yemen'de siyasi çözüm çabalarını da zora sokuyor. BM Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısında bulunurken, insani yardım kuruluşları artan çatışmaların sivillerin durumunu ağırlaştırdığı uyarısında bulunuyor. Yemen'de 2015'ten bu yana süren savaş, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı; milyonlarca kişi açlık ve hastalıkla mücadele ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde ilk günden itibaren diplomatik çözümden yana tavır aldı ve Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri müdahaleye mesafeli durdu. Bab el-Mendeb'deki çatışmaların tırmanması, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türk ihracatçıları için alternatif deniz yolları ve lojistik maliyetler açısından risk oluşturuyor. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ekonomik ve ticari ilişkileri de dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin, insani yardımlar ve diplomasi kanallarıyla çözüme katkı sunma potansiyeli bulunuyor.