Avrupa Birliği, Rusya'nın işgalinden kaçan Ukraynalılara yönelik geçici koruma statüsünü 4 Mart 2025'e kadar uzattı. Birlik Konseyi tarafından 19 Eylül 2024'te alınan karar, savaşın beklenenden uzun sürmesi nedeniyle milyonlarca Ukraynalının AB ülkelerinde kalmasını sağlayacak. Ancak Brüksel, önemli bir istisna getirerek 18-60 yaş arası askerlik yükümlülüğü bulunan erkekleri bu kapsamdan çıkardı. Uzmanlara göre bu, Ukrayna'nın seferberlik ihtiyacına karşı hassas bir denge arayışının ürünü.
Kararın ayrıntıları ve arka planı
AB, Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı topyekûn işgalinin ardından tarihinde ilk kez Toplu Koruma Yönergesi'ni (2001/55/EC) devreye sokmuş, 4,3 milyondan fazla Ukraynalı bu kapsamda AB ülkelerine yerleşmişti. Mevcut uzatma, daha önce iki kez yenilenen korumanın üçüncü yıl uzatması olarak dikkat çekiyor. Kararda askerlik çağındaki erkeklerin hariç tutulması, Ukrayna hükümetinin zorunlu askerlik uygulamasını sıkılaştırdığı bir döneme denk geldi. Kiev, cephedeki personel eksikliğini gidermek için yurt dışındaki erkeklerin ülkeye dönmesi çağrısı yapıyor ancak bu durum insan hakları örgütlerinden sert tepki alıyor.
Bölgesel ve uluslararası boyut
AB'nin bu yaklaşımı, üye ülkeler arasında da tartışma yarattı. Polonya ve Çekya gibi en fazla Ukraynalıya ev sahipliği yapan ülkeler, korumanın savaş boyunca sürmesini isterken, bazı batılı ülkeler statünün sadece sınırlı bir süre daha uzatılmasından yana. Öte yandan, askerlik yaşındaki erkeklerin hariç bırakılması, Ukrayna'nın savaş çabasına dolaylı bir destek olarak yorumlanıyor. Ancak eleştirmenler, bu kişilerin savaşa zorlanmasının uluslararası hukuka aykırı olabileceğini vurguluyor. Rusya ise kararı, AB'nin Ukrayna'daki savaşı uzatma girişimi olarak nitelendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Karadeniz'deki jeopolitik konumu ve Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolü nedeniyle bu kararı yakından izliyor. AB'nin askerlik çağındaki erkekleri kapsam dışı bırakması, Ukrayna'nın seferberlik kapasitesini artırırken, savaşın uzaması halinde Türkiye'nin enerji güvenliği ve gıda tedarik zincirleri üzerinde ek baskı yaratabilir. Ayrıca, geçici koruma uygulaması Türkiye'nin kendi sığınmacı politikalarına benzerlik gösterse de, AB'nin seçici yaklaşımı uluslararası hukuk tartışmalarını alevlendirebilir. Bu durum, Ankara'nın hem Kiev hem Moskova ile dengeli ilişkilerini koruma stratejisini daha da karmaşık hale getiriyor.