Avrupa Birliği (AB), Ukrayna'nın birliğe katılması durumunda tarım sübvansiyonlarına erişimini sınırlama kararı aldı. Üye ülkelerin, Kiev'in devasa gıda ihracatının AB pazarını olumsuz etkileyeceği endişesi, bu kararın arkasındaki ana neden olarak öne çıkıyor. Konuya yakın kaynaklara göre, AB Komisyonu tarafından hazırlanan ve üye ülkelere sunulan taslak metin, Ukrayna'nın Ortak Tarım Politikası (CAP) kapsamındaki doğrudan ödemelerden kademeli olarak faydalanmasını öngörüyor. Bu düzenleme, Ukrayna'nın tam üyeliği durumunda bile tarımsal desteklerden diğer üye ülkelerle eşit şekilde yararlanamayacağı anlamına geliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ukrayna, dünyanın en büyük tahıl ve yağlı tohum üreticilerinden biri konumunda. Savaş öncesinde bile AB'nin önemli bir tarım tedarikçisi olan ülke, özellikle buğday, mısır ve ayçiçeği yağı ihracatında küresel ölçekte söz sahibi. AB ile Ukrayna arasındaki ticaret, 2016'da yürürlüğe giren Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması (DCFTA) ile önemli ölçüde serbestleşmişti. Ancak Rusya'nın 2022'de başlattığı işgal sonrasında, AB Ukrayna'dan yapılan tarım ürünleri ithalatına geçici olarak gümrük vergisi muafiyeti getirdi. Bu muafiyet, özellikle Polonya, Macaristan, Slovakya ve Romanya gibi komşu ülkelerde ciddi tepkilere yol açtı. Çiftçiler, Ukrayna'dan gelen ucuz ürünlerin kendi pazarlarını alt üst ettiğini savunarak protestolar düzenledi.
AB üyesi ülkelerin tarım bakanları, Ukrayna'nın Birlik'e katılması halinde tarım bütçesinin nasıl paylaşılacağı konusunda derin görüş ayrılıkları yaşıyor. Mevcut CAP bütçesi yılda yaklaşık 55 milyar Euro. Ukrayna'nın nüfusu ve tarım alanı göz önüne alındığında, mevcut kurallar çerçevesinde Kiev'in bu bütçeden önemli bir pay alması bekleniyor. Bu durum, halihazırda en büyük tarım sübvansiyonu alıcıları olan Fransa, İspanya, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin payının azalması anlamına geliyor. Bazı ülkeler, Ukrayna'nın tarım sektörünün diğer AB ülkelerine kıyasla çok daha büyük ölçekli işletmelerden oluştuğunu ve bunun haksız rekabet yaratacağını belirtiyor.
Taslak metin, Ukrayna'ya yönelik sübvansiyonların ilk yıllarda düşük bir seviyeden başlayıp kademeli olarak artırılmasını, ancak hiçbir zaman diğer üye ülkelerle tam eşitliğe ulaşmamasını öngörüyor. Ayrıca, Ukrayna'nın AB pazarına erişiminin belirli ürünlerde kota veya tarife eşdeğeri önlemlere tabi tutulabileceği belirtiliyor. Bu düzenlemeler, Ukrayna'nın tarım sektörünün AB iç pazarına tam entegrasyonunun önünde önemli bir engel teşkil ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin bu kararı, Ukrayna'nın üyelik müzakereleri sürecinde karşılaştığı zorlukların bir yansıması. Kiev, savaş koşullarında bile AB'ye tam üyelik hedefini koruyor ve bu yönde reformlar gerçekleştiriyor. Ancak tarım, Birlik içindeki en hassas ve en fazla sübvansiyon alan sektörlerden biri. Ukrayna'nın katılımı, mevcut dengeleri kökten değiştirebilir. Bu nedenle AB, Ukrayna'yı tamamen dışlamadan, ancak mevcut üyelerin çıkarlarını da koruyacak bir formül arayışında.
Küresel gıda güvenliği açısından Ukrayna'nın üretim kapasitesi büyük önem taşıyor. Savaş, ülkenin tarımsal altyapısına ciddi zarar verdi ve ihracat yollarında kesintilere neden oldu. AB'nin kısıtlayıcı tutumu, Ukrayna'nın yeniden inşa sürecinde tarım sektörüne yapacağı yatırımları da olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, AB'nin kendi çiftçileri de artan maliyetler ve iklim değişikliğiyle mücadele ediyor. Bu nedenle Brüksel, bir yandan Ukrayna'ya destek verirken diğer yandan kendi tarım sektörünü korumaya çalışıyor.
Uzmanlar, bu tür kısıtlamaların Ukrayna'nın AB üyeliğini geciktirebileceğini, ancak tamamen engellemeyeceğini belirtiyor. Müzakerelerde tarım faslının en zorlu başlıklardan biri olacağı öngörülüyor. Ukrayna'nın, sübvansiyonlardan yeterince yararlanamasa bile AB pazarına erişimden büyük kazanç sağlayacağı düşünülüyor. Ancak bu erişimin de kotalarla sınırlandırılması, Kiev'in elini zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB'nin tarım politikalarını yakından takip eden bir ülke olarak, Ukrayna'ya getirilen bu kısıtlamaları kendi tarım ihracatı ve AB ile ilişkileri açısından değerlendirmeli. Türkiye, AB'ye tarım ürünleri ihracatında önemli bir paya sahip ve Gümrük Birliği çerçevesinde tarım ürünleri kısmen kapsam dışı. Ukrayna'nın AB pazarına daha kontrollü erişimi, Türk tarım ürünlerinin rekabet gücünü bir miktar artırabilir. Ancak uzun vadede Ukrayna'nın AB üyeliği, Karadeniz bölgesindeki ticaret dengelerini değiştirebilir. Türkiye, hem Ukrayna ile strateik ortaklığını koruyarak hem de AB pazarındaki çıkarlarını gözeterek dengeli bir politika izlemeli.