Avrupa Birliği, çevre örgütlerinin karşı çıkmasına rağmen Türkiye'ye plastik atık ihracatına izin vermeye devam ediyor. Uzman tahminlerine göre, Avrupa'dan Türkiye'ye gönderilen gemiler dolusu plastik atığın sadece %10'u geri dönüştürülüyor. Geri kalanı düzenli depolama sahalarında birikiyor, yakılıyor veya doğaya karışıyor. Bu durum, Türkiye'nin Avrupa'nın plastik çöp deposu haline geldiği eleştirilerini güçlendiriyor.
Avrupa'nın atık ihracatı ve Türkiye'nin rolü
Avrupa Birliği ülkeleri, katı atık yönetimi maliyetlerini düşürmek ve geri dönüşüm kotalarını tutturmak için plastik atıklarının önemli bir kısmını Türkiye'ye gönderiyor. Özellikle Almanya, İngiltere, İtalya ve Hollanda'dan gelen atıklar, Türkiye'nin çeşitli limanlarına boşaltılıyor. Ancak Türkiye'deki geri dönüşüm tesislerinin kapasitesi ve denetimi yetersiz. Çevre uzmanları, ithal edilen atığın büyük bölümünün lisanssız tesislerde işlendiğini veya hiç işlenmeden doğaya bırakıldığını belirtiyor.
Avrupa Komisyonu, son kararında Türkiye'ye yapılan atık sevkiyatının yasal çerçevede olduğunu savunuyor. AB'nin atık sevkiyatı yönetmeliği, yalnızca çevre standartlarına uygun tesislere ihracata izin veriyor. Ancak denetimlerin yetersizliği ve Türkiye'deki mevzuat boşlukları, kağıt üzerinde uygun görünen sevkiyatların pratikte çevre felaketine yol açmasına engel olamıyor. Çevre örgütleri, AB'nin kendi atık sorununu Türkiye'ye ihraç ederek çözmesinin etik olmadığını vurguluyor.
Çevresel ve toplumsal etkiler
Türkiye'ye gelen plastik atıklar, başta Adana, Mersin, İzmir ve İstanbul çevresinde yoğunlaşan geri dönüşüm tesislerinde işleniyor. Bu tesislerin çoğu, çevre ve insan sağlığı standartlarına uymuyor. Atık plastiklerin yakılmasıyla açığa çıkan toksik gazlar, çevre köylerde solunum yolu hastalıklarını artırıyor. Ayrıca, mikroplastiklerin toprağa ve su kaynaklarına karışması, tarım alanlarını ve yerel ekosistemleri tehdit ediyor.
Bölge halkı, kötü kokular ve artan haşere popülasyonundan şikayetçi. Bazı köylerde yaşayanlar, atık tesislerine karşı protesto gösterileri düzenliyor. Ancak yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin denetimleri yetersiz kalıyor. Türkiye'de 2019'da yürürlüğe giren atık ithalatı kısıtlamaları, kağıt üzerinde sıkı görünse de, uygulamada yasadışı yollarla ülkeye giren atık miktarı azalmış değil. Gümrüklerde yapılan denetimler, konteynerlerin içindekilerin beyan edilenden farklı çıkması nedeniyle sık sık ihlallerle sonuçlanıyor.
AB'nin tutumu ve uluslararası tepkiler
Avrupa Birliği, atık ihracatını düzenleyen Basel Sözleşmesi'ne taraf. Sözleşme, tehlikeli atıkların sınır ötesi taşınmasını kontrol altına almayı amaçlıyor. Ancak plastik atıkların büyük bölümü "geri dönüştürülebilir" kategorisinde gösterilerek bu denetimden muaf tutuluyor. Çevre örgütleri, AB'nin bu boşluğu bilerek kullandığını ve kendi geri dönüşüm hedeflerini tutturmak için atıkları yurt dışına kaydırdığını belirtiyor.
Greenpeace ve diğer çevre kuruluşları, AB'nin Türkiye'ye atık ihracatını durdurması çağrısında bulunuyor. Örgütler, Avrupa'nın kendi atığını kendi topraklarında işlemesi gerektiğini savunuyor. Ancak ekonomik gerçekler, AB ülkelerinin atık yakma ve geri dönüşüm tesislerine yatırım yapmaktan kaçınmasına neden oluyor. Türkiye ise ucuz işgücü ve gevşek denetim sayesinde bu atıkları kabul ederek kısa vadeli ekonomik kazanç sağlıyor, ancak uzun vadeli çevresel maliyet katlanarak artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'nın plastik atık ihracatı, Türkiye için hem çevresel hem de diplomatik bir sınav niteliğinde. Ekonomik açıdan, atık ithalatı geri dönüşüm sektörüne hammadde sağlasa da, çevre ve halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri uzun vadede ağır basıyor. Türkiye'nin AB ile yürüttüğü Gümrük Birliği ve çevre uyum müzakerelerinde bu konu başlığı sık sık gündeme geliyor. Ayrıca, yasadışı atık ticareti, organize suç örgütleri için kazanç kapısı haline gelmiş durumda. Türkiye'nin atık ithalatını sınırlandırması ve AB'nin kendi atık yönetimini iyileştirmesi, ancak karşılıklı işbirliğiyle mümkün. Aksi halde çevre felaketi derinleşecek ve Türkiye'nin uluslararası itibarı zarar görecek.