Londra Emniyet Teşkilatı'nda (Met Police) bir skandal daha patlak verdi. BBC'nin gizli kamera soruşturması kapsamında Charing Cross polis karakolunda kadın düşmanlığı ve ırkçılık yaptığı tespit edilen 13. polis memuru Mason O'Connor, görevden alındı. O'Connor'ın cezası, BBC Panorama programının karakoldaki zehirli kültürü ortaya çıkaran belgeselinin ardından verildi. Bu, soruşturma kapsamında görevden alınan 13. memur oldu ve İngiliz polis teşkilatındaki kurumsal krizin derinleştiğini gösteriyor.
Skandalın Arka Planı: Charing Cross'ta Zehirli Kültür
BBC Panorama'nın 2022'de yayınladığı gizli kamera görüntüleri, Charing Cross polis karakolunda görev yapan memurların kadınlara ve azınlıklara yönelik aşağılayıcı mesajlar paylaştığını, ırkçı ve cinsiyetçi şakalar yaptığını ortaya koymuştu. Soruşturma, karakolda sistemik bir ayrımcılık ve taciz kültürünün varlığını gözler önüne serdi. İngiliz basınına yansıyan bilgilere göre, ifşa edilen mesajlarda kadın meslektaşlarına yönelik cinsel içerikli tehditler, siyahi ve Müslüman vatandaşlara hakaretler yer alıyordu.
Olayın ardından Londra Emniyet Müdürlüğü geniş çaplı bir iç soruşturma başlattı. Şu ana kadar 13 memur görevden alındı, birçoğu hakkında disiplin işlemi sürüyor. Görevden alınan memurlar arasında rütbeli polisler de bulunuyor. Mason O'Connor'ın dosyası, soruşturmanın en son halkası. O'Connor'ın avukatı kararı temyiz edeceğini açıkladı, ancak Emniyet yetkilileri delillerin "tartışmasız" olduğunu savunuyor.
Londra Emniyet Müdürü Sir Mark Rowley, skandalın ardından teşkilatta köklü bir temizlik sözü vermişti. Rowley, "Bu tür davranışlara tolerans göstermeyeceğiz. Londra halkının güvenini yeniden kazanmak için ne gerekiyorsa yapacağız" dedi. Ancak eleştirmenler, soruşturmaların yavaş ilerlediğini ve skandalın sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu belirtiyor.
İngiliz Polis Teşkilatında Reform Tartışmaları
Charing Cross skandalı, İngiltere'de polis teşkilatının itibarını ciddi şekilde sarstı. Baroness Casey'nin 2023'te yayınlanan bağımsız raporu, Met Police'in "kırık" olduğunu, ırkçılık, cinsiyetçilik ve homofobinin kurumsal düzeyde var olduğunu ortaya koymuştu. Rapor, teşkilatın acilen reforme edilmesi çağrısında bulunmuştu. Hükümet, reform sürecini hızlandırmak için ek kaynak ve yasal düzenleme sözü verdi, ancak somut adımların yetersiz olduğu yönünde eleştiriler var.
İngiltere İçişleri Bakanlığı, polis memurlarının işe alım süreçlerinin sıkılaştırılacağını, mevcut personelin de düzenli etik eğitimden geçirileceğini duyurdu. Ayrıca, şikayet mekanizmalarının güçlendirilmesi ve bağımsız denetim birimlerinin yetkilerinin artırılması planlanıyor. Ancak sendikalar, bu tür skandalların önlenmesi için daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik gerektiğini vurguluyor.
Skandal, sadece Londra ile sınırlı değil. İngiltere genelinde polis güçlerinde benzer sorunların yaşandığına dair raporlar artıyor. Manchester, Birmingham ve Glasgow gibi şehirlerde de ırkçılık ve cinsiyetçilik iddiaları soruşturuluyor. Uzmanlar, sorunun kökeninde derinleşen sosyal kutuplaşma ve kurum içi dayanışma kültürünün yattığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Polis Şiddeti ve Ayrımcılık
İngiltere'deki bu gelişmeler, Batılı ülkelerde polis teşkilatlarına yönelik artan güvensizlik dalgasının bir parçası. ABD'de George Floyd'un öldürülmesi sonrası başlayan protestolar, Avrupa'da da yankı bulmuş; Fransa, Almanya ve Belçika'da polis şiddeti ve ayrımcılık vakaları tartışılmıştı. İngiltere'deki skandal, bu küresel sorgulamanın bir halkası olarak görülüyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri, İngiliz hükümetine polis teşkilatındaki sistematik ayrımcılıkla mücadele için bağımsız bir komisyon kurulması çağrısı yapıyor. Avrupa Konseyi de son raporlarında İngiltere'deki polis uygulamalarını izlediğini ve endişelerini dile getirdiğini açıklamıştı. Bu tür skandallar, ülkenin uluslararası itibarını zedelerken, yatırımcı güvenini de olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, sosyal medyada #MetPolice ve #CharingCross etiketleriyle yapılan paylaşımlar, olayın kamuoyunda ne kadar geniş yankı bulduğunu gösteriyor. Birçok kişi, görevden alınan polis sayısının artmasına rağmen adaletin tam olarak sağlanmadığını düşünüyor. İngiliz halkının önemli bir kısmı, polise duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi için daha radikal adımlar atılması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Londra Emniyeti'ndeki skandal, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Batı'daki polis teşkilatlarında yaşanan kurumsal ayrımcılık ve güven kaybı, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü güvenlik işbirliği ve terörle mücadele müzakerelerinde dolaylı etkiler yaratabilir. İngiltere'nin iç güvenlikte yaşadığı itibar kaybı, NATO içindeki istihbarat paylaşımı ve ortak operasyonlarda Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'deki polis teşkilatının reform süreçlerine örnek teşkil edebilecek bu tür vakalar, insan hakları ve güvenlik dengesi tartışmalarında referans noktası oluşturuyor. Türkiye, Avrupa'daki gelişmeleri yakından takip ederek, kendi iç güvenlik politikalarını şekillendirmede bu deneyimlerden faydalanabilir.