Avrupa Birliği Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, Çin ile yürütülen ticaret müzakerelerinin henüz somut bir sonuç üretmediğini açıkladı. POLITICO'ya konuşan Šefčovič, görüşmelerin "zorlu" geçtiğini ancak Çinli mevkidaşlarının Avrupa'nın sosyal dokusunu ve "binlerce işi" korumak için acil bir anlaşmaya ihtiyaç duyulduğunu anladığını ifade etti. Bu açıklama, AB'nin Çin ile artan ticaret gerilimini çözmeye yönelik çabalarının henüz istenen düzeyde olmadığını gösteriyor.
Müzakerelerin Arka Planı ve Šefčovič'in Açıklamaları
Avrupa Birliği ile Çin arasındaki ticari ilişkiler, son yıllarda karşılıklı tarifeler ve pazar erişimi konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle giderek gerilmiş durumda. Özellikle Çin'in elektrikli araç sektörüne sağladığı devlet destekleri ve Avrupa pazarına yönelik ihracatı, AB tarafında ciddi rahatsızlık yaratmış; Birlik, Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik soruşturma başlatmış ve ek gümrük vergileri uygulamaya koymuştu. Šefčovič'in son açıklamaları, bu süreçte yürütülen diplomatik ve teknik müzakerelerin henüz bir çözüme ulaşmadığını ortaya koyuyor.
Šefčovič, görüşmelerin "zorlu" olduğunu vurgularken, Çin tarafının bir anlaşmanın gerekliliğini kavradığını belirtti. "Çinli ortaklarımız, Avrupa'nın sosyal dokusunu ve kelimenin tam anlamıyla binlerce işi korumak için acil bir anlaşmaya ihtiyaç olduğunu anladılar" diyen Šefčovič, müzakerelerin olumlu bir yönde ilerlediğine dair bir işaret vermekle birlikte, somut adımların henüz atılmadığını da itiraf etmiş oldu. Bu ifadeler, AB'nin Çin ile ticaret savaşını önleme konusundaki kararlılığını sürdürdüğünü, ancak sürecin kolay olmadığını gösteriyor.
Avrupa Komisyonu, Çin ile yapılan müzakerelerde özellikle çelik, alüminyum ve yeşil teknoloji ürünlerinde yaşanan aşırı kapasite sorununa çözüm arıyor. Ayrıca, Çin'in kamu alımları ve yatırım anlaşmalarında şeffaflık eksikliği de masadaki başlıklar arasında. AB, Çin'in Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun hareket etmesini ve piyasa bozucu uygulamalardan vazgeçmesini talep ediyor. Šefčovič'in açıklamaları, bu taleplerin Çin tarafından henüz tam olarak karşılanmadığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB-Çin ticaret gerilimi, yalnızca iki tarafı değil, küresel tedarik zincirlerini ve dünya ticaret dengesini de yakından ilgilendiriyor. Avrupa Birliği, Çin'in en büyük ticaret ortaklarından biri konumunda. 2023 yılında ikili ticaret hacmi 800 milyar avroyu aşmış durumda. Ancak bu büyük hacme rağmen, ticaret dengesizliği ve karşılıklı bağımlılık, zaman zaman siyasi gerilimlere yol açıyor. AB, Çin'e karşı "riskten arındırma" (de-risking) politikası izlerken, tamamen kopmayı hedeflemiyor. Bu denge politikası, Šefčovič'in müzakerelerdeki tutumuna da yansıyor.
Öte yandan, ABD-Çin ticaret savaşı ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı jeopolitik belirsizlikler, AB'nin Çin ile ilişkilerini daha da karmaşık hale getiriyor. Avrupa, Çin'e olan ekonomik bağımlılığını azaltmaya çalışırken, aynı zamanda Çin pazarına erişimini de korumak istiyor. Bu ikilem, müzakerelerin yavaş ilerlemesinin temel nedenlerinden biri. Šefčovič'in "acil anlaşma" vurgusu, Avrupa'daki iş dünyasının ve çalışanların artan baskısını yansıtıyor. Özellikle Alman otomotiv sektörü, Çin ile yaşanan gerilimin kendilerini olumsuz etkileyeceğinden endişe ediyor.
Küresel ölçekte ise, AB-Çin arasındaki ticaret müzakereleri, Dünya Ticaret Örgütü'nün etkinliği ve çok taraflı ticaret sisteminin geleceği açısından da kritik. Eğer taraflar anlaşamazsa, karşılıklı tarifeler ve ticaret kısıtlamaları artabilir; bu da dünya ekonomisinde yeni bir ticaret savaşının fitilini ateşleyebilir. AB'nin Çin ile anlaşma arayışı, aslında küresel ticaretin istikrarı için de bir test niteliğinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ne sahip bir ülke olarak AB-Çin ticaret geriliminden doğrudan etkilenebilir. AB'nin Çin'e karşı uyguladığı ek gümrük vergileri, Türkiye üzerinden yapılan transit ticareti ve Türk ihracatçılarının AB pazarındaki rekabet gücünü etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in AB pazarına erişimde zorlanması, Çin'in Türkiye'ye yönelik ihracatını artırmasına ve Türkiye'nin dış ticaret açığının büyümesine yol açabilir. Öte yandan, AB ile Çin arasındaki olası bir anlaşma, Türkiye'nin de dahil olduğu tedarik zincirlerinde rahatlama sağlayabilir. Türkiye, denge politikası izleyerek hem AB hem de Çin ile ilişkilerini korumaya çalışmalı.