Avrupa Birliği'nin (AB), eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin Eylül 2023'te Brüksel'e sunduğu kapsamlı reform paketinin yalnızca 'küçük bir dilimini' hayata geçirebildiği ortaya çıktı. Bloğun rekabet gücünü artırmayı hedefleyen 170'in üzerinde öneri içeren Draghi raporu, yatırım açığının kapatılması, enerji fiyatlarının düşürülmesi ve teknolojik bağımsızlığın sağlanması gibi kritik alanlarda köklü değişiklikler öngörüyordu. Ancak bağımsız bir değerlendirme kuruluşunun yayımladığı son rapor, AB kurumlarının ve üye ülkelerin bu önerilerin büyük kısmını ya rafa kaldırdığını ya da sulandırılmış versiyonlarla yasalaştırdığını gösteriyor. Özellikle savunma sanayii, dijital dönüşüm ve yeşil enerji alanlarındaki reformların, üye ülkeler arasındaki çıkar çatışmaları ve bürokratik engeller nedeniyle tıkandığı vurgulanıyor.
Draghi reformlarının akıbeti
Rapora göre, Draghi'nin 'acil eylem' olarak nitelendirdiği ve AB'nin küresel rekabette ABD ve Çin'in gerisinde kalmaması için hayati önem taşıyan önerilerin %80'inden fazlası henüz yasal bir çerçeveye oturtulmadı. Reformların en fazla ilerleme kaydettiği alan, enerji piyasalarının yeniden düzenlenmesi oldu; ancak burada da hedeflenen 'ortak doğalgaz alım platformu' ve 'stratejik enerji rezervleri' gibi somut adımlar, üye ülkelerin enerji bağımsızlığı kaygıları nedeniyle gecikti. Öte yandan, dijital ekonomiye yönelik 'Avrupa Bulut Altyapısı' ve 'yapay zeka düzenlemeleri' gibi projeler, AB'nin teknoloji devleri üzerindeki denetim gücünü artırsa da, özel sektör yatırımlarını teşvik etmekte yetersiz kaldı. Savunma sanayiinde ise ortak silah üretimi ve tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi yönündeki çağrılar, bütçe kısıtlamaları ve üye ülkelerin ulusal savunma politikalarına öncelik vermesi sebebiyle askıda kaldı.
BAE'nin Körfez güvenliği çağrısı
Raporda ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE), Avrupa'yı Körfez bölgesinin güvenlik mimarisinde daha doğrudan bir rol oynamaya çağırdığı belirtiliyor. BAE yönetimi, özellikle İran'ın nükleer programı, Yemen'deki çatışmalar ve enerji nakil hatlarının güvenliği gibi konularda AB'nin daha aktif bir arabulucu ve güvenlik sağlayıcı olmasını talep ediyor. Bu talep, AB'nin yakın zamanda Kızıldeniz'de Husilere karşı başlattığı deniz güvenliği misyonu ve Körfez ülkeleriyle enerji işbirliği anlaşmaları ışığında daha da anlam kazanıyor. Ancak AB'nin askeri bir güç olmaktan ziyade sivil bir güç olma geleneği, bu çağrıya cevap verme kapasitesini sınırlıyor. Öte yandan, Körfez'deki jeopolitik dengelerin değişmesi ve Çin'in etkisinin artması, Avrupa'yı bölgede daha stratejik düşünmeye itiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Draghi reformlarının akamete uğraması, Türkiye gibi AB üyesi olmayan ancak gümrük birliği ve ticaret anlaşmalarıyla yakın ekonomik entegrasyon içindeki ülkeleri iki yönden etkiliyor: İlk olarak, AB'nin rekabet gücünü artıramaması, Türk ihracatçılarının Avrupa pazarındaki avantajını kısmen koruyor ancak uzun vadede teknolojik dönüşümün gecikmesi, tüm bölgeyi olumsuz etkileyebilir. İkinci olarak, BAE'nin Avrupa'yı Körfez güvenliğine dahil etme çabaları, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile rekabet halinde olduğu bir bölgede AB'nin yeni bir aktör olarak ortaya çıkması anlamına gelebilir. Bu durum, Türk dış politikasının özellikle Katar, Somali ve Libya gibi dosyalarda AB ile olası bir koordinasyon veya rekabet ihtiyacını doğurabilir. Ayrıca, AB'nin Körfez'e yönelik güvenlik vaatleri, Türkiye'nin bölgedeki askeri varlığı ve savunma sanayii ihracatı üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir.