Avrupa Parlamentosu, geçen yıl Amerika Birleşik Devletleri eski Başkanı Donald Trump döneminde imzalanan ve gümrük vergisi tehdidini bertaraf etmeyi amaçlayan ticaret anlaşmasını nihayet onayladı. Uzun süredir bekleyen bu karar, ABD ile AB arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Anlaşma, özellikle sanayi ürünleri ve hizmet ticaretinde karşılıklı tavizler içeriyor. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ABD Kongresi'nin de onayı gerekiyor.
Gelişmenin arka planı
Anlaşma, Trump yönetiminin Çin'e yönelik ticaret savaşının bir yansıması olarak ortaya çıkmıştı. AB, Trump'ın Avrupa otomobil ve çelik sektörlerine yönelik gümrük vergisi tehditlerine karşı müzakere masasına oturmuştu. Taraflar, karşılıklı olarak bazı sanayi ürünlerindeki gümrük vergilerini kaldırmayı, teknik engelleri azaltmayı ve hizmet ticaretini kolaylaştırmayı kabul etmişti.
Anlaşmanın imzalandığı dönemde Trump, AB'yi 'ticaret savaşında düşman' olarak nitelemiş, ancak yine de pazarlıkla meseleyi çözmeyi tercih etmişti. Anlaşma, 2019'dan bu yana AB Parlamentosu'nda bloke haldeydi. Yeşiller ve sol gruplar, anlaşmanın iklim hedefleriyle uyumsuz olduğunu savunarak onayı geciktirmişti.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu onay, AB-ABD ticari ilişkilerinde sembolik bir adım olarak değerlendiriliyor. Zira anlaşma, Trump sonrası dönemde Biden yönetimiyle ilişkilerin normalleşmesine katkı sağlayabilir. Ancak anlaşmanın kapsamı sınırlı: transatlantik ticaret hacminin çok küçük bir kısmını etkiliyor. Asıl büyük ticari düzenlemeler için daha kapsamlı görüşmeler gerekiyor.
Küresel ölçekte, bu anlaşma Çin'e karşı ortak bir batı cephesi oluşturma çabalarının bir parçası olarak da okunabilir. AB ve ABD'nin teknoloji, ticaret ve standartlar konusunda ortak hareket etmesi, Çin'in etkisini dengeleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşmasına sahip olmakla birlikte, AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı tercihli ticaret anlaşmalarının dışında kalabiliyor. Bu anlaşma, Türkiye'nin AB pazarında Amerikan ürünlerine karşı rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir. Özellikle sanayi ürünleri ihracatı yapan Türk firmaları, ABD'li rakiplerine göre dezavantajlı konuma düşebilir. Ayrıca ABD'nin Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımları ve Gümrük Birliği'nin güncellenmemesi, Türkiye'nin transatlantik ticaretten yeterince faydalanmasını engelliyor. Ankara'nın bu gelişmeyi yakından takip ederek kendi ticari çıkarlarını koruyacak adımlar atması gerekiyor.