Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) alt mahkemesi konumundaki Genel Mahkeme, Apple’ın Dijital Piyasalar Yasası (DMA) kapsamında belirlenen yükümlülüklere itirazını reddederek Avrupa Komisyonu’nun elini güçlendirdi. Karar, AB’nin büyük teknoloji şirketlerine yönelik düzenleyici hamlelerinde kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Mahkeme, Apple’ın DMA kapsamında “kapı bekçisi” olarak tanımlanmasının hukuka uygun olduğuna hükmetti ve şirketin uygulama mağazası, tarayıcı ve işletim sistemi gibi temel platform hizmetlerinde rekabeti artıracak düzenlemelere tabi tutulmasını onayladı. Bu gelişme, Avrupa Komisyonu’nun dijital pazarda adil rekabeti sağlama çabalarına yargısal bir destek anlamına geliyor.
Gelişmenin arka planı
Dijital Piyasalar Yasası, Kasım 2022’de yürürlüğe giren ve büyük teknoloji platformlarının pazar gücünü kötüye kullanmasını engellemeyi amaçlayan kapsamlı bir AB düzenlemesidir. Yasa, belirli eşikleri aşan şirketleri “kapı bekçisi” olarak sınıflandırarak, kullanıcı verilerinin paylaşımı, üçüncü taraf uygulamaların erişimi ve reklam kuralları gibi alanlarda sıkı yükümlülükler getiriyor. Apple, Eylül 2023’te App Store’unun DMA kapsamında belirlenmesine itiraz ederek dava açmıştı. Şirket, uygulama mağazasının rekabeti engelleyici bir pazar gücüne sahip olmadığını ve düzenlemenin kullanıcı güvenliğini tehlikeye atacağını savunuyordu. Ancak Genel Mahkeme, Apple’ın argümanlarını yetersiz bularak Komisyon’un değerlendirmesini yerinde buldu. Mahkeme kararında, iOS işletim sistemi ve App Store’un, geliştiriciler için vazgeçilmez bir dağıtım kanalı oluşturduğu ve Apple’ın bu platformlar üzerindeki kontrolünün rekabeti sınırladığı vurgulandı. Kararın hemen ardından Apple’ın temyiz başvurusunda bulunması bekleniyor; ancak temyiz süreci boyunca DMA yükümlülükleri yürürlükte kalmaya devam edecek.
Avrupa Komisyonu, DMA’nın uygulanmasını sıkı bir şekilde takip ediyor. Apple, Amazon, Google ve Meta gibi şirketler yasa kapsamında düzenli olarak uyum raporu sunmak ve gerekli değişiklikleri yapmakla yükümlü. Komisyon, uyumsuzluk durumunda şirketlere küresel cirolarının yüzde 10’una kadar para cezası kesme yetkisine sahip. Apple’a karşı yürütülen bu dava, DMA’nın ilk büyük hukuki sınavlarından biri olarak kayıtlara geçti. Türk akademisyenler ve hukukçular, kararın benzer düzenlemelerin diğer ülkelerde de emsal teşkil edebileceğine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Genel Mahkeme’nin kararı, yalnızca Apple’ı değil, tüm büyük teknoloji şirketlerini yakından ilgilendiriyor. DMA, AB’nin dijital egemenlik hedeflerinin merkezinde yer alıyor ve Avrupa’nın teknoloji devlerine karşı düzenleyici gücünü artırma çabasının bir parçası. ABD merkezli teknoloji şirketleri, Avrupa’daki bu sıkı düzenlemeleri ticari engel olarak nitelendiriyor ve Washington ile Brüksel arasında ticari gerilimlere yol açıyor. Öte yandan, küresel çapta birçok ülke benzer düzenlemeler hazırlıyor. Hindistan ve Güney Kore, dijital pazar rekabetini artırmaya yönelik yasalar üzerinde çalışırken, Brezilya da benzer bir çerçeve oluşturmayı değerlendiriyor. AB’nin kararı, bu ülkeler için de bir model teşkil edebilir. Ayrıca, karar teknoloji şirketlerinin iş modellerini sorgulamasına yol açıyor; Apple’ın App Store’dan aldığı yüzde 30’luk komisyon oranı gibi uygulamaların değişmesi bekleniyor. Bu durum, geliştiriciler ve tüketiciler için daha rekabetçi bir pazar ortamı yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB’nin Apple kararı, Türkiye’nin dijital pazar düzenlemeleri açısından önemli bir referans noktası oluşturuyor. Rekabet Kurumu, yerli teknoloji şirketlerini korumak ve dijital pazarda adil rekabeti sağlamak amacıyla benzer düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Apple’ın Avrupa’da aldığı bu karar, Türkiye’nin de büyük teknoloji platformlarına yönelik denetim mekanizmalarını güçlendirmesi için bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, AB ile Gümrük Birliği kapsamında yakın ticari ilişkileri olan Türkiye, AB’nin düzenlemelerine uyum sağlamak durumunda kalabilir. Kararın, yerli uygulama geliştiriciler ve dijital girişimler için daha adil bir pazar ortamı yaratması muhtemel. Öte yandan, Türkiye’deki benzer düzenlemelerin AB standartlarıyla uyumlu olması, teknoloji şirketlerinin Türkiye pazarındaki faaliyetlerini etkileyebilir. Bu gelişme, Türkiye’nin dijital ekonomi politikaları ve uluslararası rekabet hukuku alanında daha aktif bir rol üstlenmesini teşvik edebilir.