Avrupa Birliği, deniz taşımacılığında karbon emisyonlarına yönelik ücretlendirme sistemini sıkılaştırarak mevcut bir boşluktan yararlanan şirketlerin ödemelerini artırmayı planlıyor. Bu adım, AB’nin iklim hedeflerine ulaşma çabasının bir parçası olarak görülürken, aynı zamanda küresel ticaret ortaklarıyla yeni gerilimlere yol açma riski taşıyor.
Yeni düzenlemenin arka planı
AB’nin Emisyon Ticareti Sistemi (ETS) kapsamında, deniz taşımacılığı şirketleri şu anda yalnızca AB limanları arasında seyreden gemiler için karbon kredisi satın almak zorunda. Ancak, AB dışındaki limanlara yapılan seferlerin büyük bir kısmı bu kapsam dışında kalıyor. Brüksel, bu boşluğu kapatarak, AB’ye giren veya AB’den çıkan tüm seferlerin %50’sinin emisyonlarını da sisteme dahil etmeyi hedefliyor.
Bu değişiklikle birlikte gemi taşımacılığı şirketlerinin ödeyeceği toplam karbon ücretinin önemli ölçüde artması bekleniyor. Uzmanlar, yeni düzenlemenin 2026’dan itibaren kademeli olarak uygulanacağını ve 2030’da tam olarak yürürlüğe gireceğini belirtiyor. AB Komisyonu, bu adımın deniz taşımacılığı kaynaklı emisyonları 2050 yılına kadar %90 oranında azaltma hedefine katkı sağlayacağını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yeni düzenleme, özellikle Çin, Hindistan ve ABD gibi büyük ticaret ortaklarıyla ilişkilerde gerginliğe yol açabilir. Bu ülkelerin deniz taşımacılığı şirketleri, AB rotalarında daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalacak. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) düzeyinde küresel bir karbon fiyatlandırması mekanizması oluşturma çabaları uzun süredir devam ediyor, ancak somut bir ilerleme sağlanamadı. AB’nin tek taraflı adımı, bu süreci olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, bazı çevre örgütleri AB’nin hamlesini memnuniyetle karşılarken, endişelerini de dile getiriyor. Greenpeace gibi gruplar, düzenlemenin yeterince kapsamlı olmadığını ve deniz taşımacılığının tüm emisyonlarını kapsaması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla deniz taşımacılığında önemli bir aktör olmasa da, AB ile ticaret hacmi yüksek olan bir ülke olarak bu düzenlemeden etkilenecektir. Türk ihracatçıları, özellikle AB pazarına yönelik malların taşınmasında artan maliyetlerle karşılaşabilir. Bu durum, Türkiye’nin dış ticaret dengesi üzerinde kısa vadede olumsuz bir etki yaratabilir. Uzun vadede ise, Türkiye’nin kendi deniz taşımacılığı filolarını daha çevreci teknolojilere yönlendirme ihtiyacı doğabilir. AB’nin karbon sınırda düzenleme mekanizmasıyla (SKDM) uyumlu bir strateji izlemesi, Türkiye’nin rekabet gücünü koruması açısından kritik olacaktır.