Kanada ve Avrupa Birliği (AB), çok daha yakın bir ortaklık kurmak istiyor; fakat bu ortaklığın tam olarak ne anlama geldiği konusunda henüz uzlaşmış değiller. Bu hafta Montreal'de düzenlenecek AB-Kanada zirvesi öncesinde, liderler hâlâ ilişkinin tanımı, etiketi ve pratikte ne gibi somut adımlar atılacağı üzerinde pazarlık yürütüyor. Zoya Sheftalovich ve Nick Vinocur'un haberine göre, zirvede ele alınacak konular arasında ticaret, iklim, güvenlik ve dijital politikalar yer alıyor, ancak taraflar arasındaki anlaşmazlık özellikle ilişkinin çerçevesinin nasıl adlandırılacağı ve hangi taahhütlerin öne çıkarılacağı noktasında düğümleniyor.
İlişkinin Arka Planı: Kapsamlı Ekonomik ve Ticari Anlaşma'dan Bu Yana
AB ile Kanada arasındaki ilişkiler, 2017'de imzalanan ve büyük ölçüde yürürlüğe giren Kapsamlı Ekonomik ve Ticari Anlaşma (CETA) ile yeni bir boyut kazandı. CETA, gümrük tarifelerinin büyük bölümünü kaldırarak iki taraf arasındaki ticareti önemli ölçüde artırdı. Ancak anlaşmanın bazı hükümleri, özellikle yatırım koruma mekanizmaları, AB içinde tartışma yaratmaya devam ediyor. Kanada, AB ile ilişkilerini daha da derinleştirmek ve özellikle hammadde tedariki, yeşil enerji ve dijital ekonomi alanlarında işbirliğini güçlendirmek istiyor.
Öte yandan AB, Kanada'yı stratejik bir ortak olarak görse de, ilişkinin hukuki ve kurumsal çerçevesinin netleştirilmesi konusunda temkinli. AB tarafı, özellikle iklim hedefleri ve sürdürülebilirlik standartları konusunda Kanada'nın daha somut taahhütler vermesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca, dijital ticaret ve veri akışı konularında da farklı yaklaşımlar masada. Kanada, daha esnek bir düzenleme isterken, AB kendi dijital düzenleme çerçevesini (örneğin GDPR) üçüncü ülkelere de yansıtmak istiyor.
Zirve öncesi yapılan açıklamalarda, her iki taraf da ilişkinin "stratejik ortaklık" olarak tanımlanması gerektiği konusunda hemfikir, ancak bu ortaklığın içeriği ve öncelikleri konusunda görüş ayrılıkları var. Kanada, Çin ve Rusya gibi aktörlere karşı AB ile daha yakın durmak isterken, AB üyeleri arasında Kanada ile ilişkilerin ne kadar bağlayıcı olacağı konusunda farklı görüşler bulunuyor. Özellikle Fransa ve Almanya gibi ülkeler, Kanada ile ilişkilerin ticaretin ötesine geçerek güvenlik ve savunma işbirliğini de kapsaması gerektiğini düşünüyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Batı İttifakında Yeni Denge Arayışı
AB-Kanada ilişkileri, daha geniş bir jeopolitik bağlamda da değerlendirilmeli. ABD'nin dış politikasında yaşanan dalgalanmalar ve Çin'in yükselişi, Batılı müttefikler arasında daha sıkı işbirliği ihtiyacını artırıyor. Kanada, ABD ile geleneksel olarak güçlü bağlara sahip olsa da, AB ile ilişkilerini çeşitlendirmek ve özellikle iklim politikalarında ortak hareket etmek istiyor. AB ise, Hint-Pasifik bölgesinde etkisini artırmaya çalışırken, Kanada gibi güvenilir ortaklarla ilişkilerini derinleştirmeyi hedefliyor.
Zirve, aynı zamanda AB'nin "stratejik özerklik" hedefi açısından da önemli. AB, savunma ve güvenlik alanında ABD'ye bağımlılığını azaltmak isterken, Kanada gibi NATO müttefikleriyle işbirliğini güçlendirmek istiyor. Ancak Kanada, NATO çerçevesinde ABD ile olan ilişkilerini korumakta kararlı. Bu nedenle, zirvede savunma işbirliği konusunda somut adımlar atılması beklenmiyor; daha çok diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi öngörülüyor.
Enerji ve hammadde tedariki de zirvenin önemli gündem maddeleri arasında. Kanada, kritik mineraller ve hidrojen gibi alanlarda AB'ye tedarik sağlamak istiyor. AB ise, Rusya'ya olan enerji bağımlılığını azaltma çabasında Kanada'yı alternatif bir kaynak olarak görüyor. Ancak bu işbirliğinin önünde, Kanada'nın yerli halkların hakları ve çevresel etkiler konusundaki duyarlılıkları ile AB'nin sürdürülebilirlik standartları arasındaki uyum sorunu bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB-Kanada ilişkilerinin derinleşmesi, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomisi açısından dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. Her şeyden önce, CETA benzeri kapsamlı ticaret anlaşmalarının yaygınlaşması, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecini etkileyebilir. Kanada'nın AB pazarına daha fazla erişim sağlaması, Türk ihracatçıları için rekabet baskısı yaratabilir. Ayrıca, AB'nin Kanada ile enerji ve hammadde tedarikinde işbirliğini güçlendirmesi, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefine yönelik alternatif güzergahların önemini artırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumu açısından, AB'nin Kanada gibi "güvenilir ortaklarla" ilişkilerini derinleştirmesi, Türkiye'ye yönelik tutumunu da etkileyebilir. Zirvede savunma ve güvenlik işbirliğinin öne çıkması, NATO içindeki dengeyi değiştirebilir; Türkiye'nin bu süreçte aktif diplomasi yürütmesi faydalı olacaktır.