Avrupa havayolu pilotlarının yaklaşık dörtte biri, kendilerini uçuş için fazla yorgun hissetmelerine rağmen görev yapmaya devam ediyor. Yeni bir araştırmaya göre pilotlar, çalışma saatlerini uzatma yönünde baskı altında olduklarını ve uçuşa elverişli olmadıklarını bildirmeleri durumunda cezai yaptırımla karşılaşma korkusu yaşıyor. Araştırma, her dört pilotan üçünün kokpitte mikro uyku (kısa süreli uyku nöbetleri) yaşadığını da ortaya koydu. Avrupa Havayolu Pilotları Birliği (ECA) tarafından yapılan ve 6 binin üzerinde pilotun katıldığı anket, havacılık güvenliği açısından endişe verici sonuçlar sundu.
Yorgunluk ve baskı: Kokpitteki gizli tehlike
Ankete katılan pilotların %23'ü, son 12 ay içinde kendilerini uçuş için yetersiz hissettikleri halde görev yaptıklarını belirtti. Bu oran, havayolu şirketlerinin operasyonel baskısının pilotların kararları üzerinde ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Pilotların %75'i ise kokpitte mikro uyku yaşadıklarını itiraf etti. Mikro uyku, saniyeler süren ve kontrol kaybına yol açabilecek kısa bilinç kayıpları olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, özellikle uzun mesafeli uçuşlarda ve gece uçuşlarında bu durumun ciddi risk oluşturduğunu vurguluyor.
Araştırmaya göre pilotlar, dinlenme sürelerinin yetersiz olduğunu ve şirketlerin uçuş programlarını sıkıştırarak çalışma saatlerini uzattığını bildiriyor. Ayrıca, birçok pilot uçuşa elverişli olmadıklarını bildirmeleri halinde disiplin cezası, terfi engeli veya iş kaybı gibi yaptırımlarla karşılaşmaktan korkuyor. ECA, bu durumun 'bildirim kültürünü' zayıflattığını ve güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
Avrupa Birliği Havacılık Güvenliği Ajansı (EASA), uçuş süresi sınırlamaları ve dinlenme süreleri konusunda düzenlemeler yapmış olsa da, pilotlar mevcut kuralların yetersiz kaldığını savunuyor. Özellikle, AB'nin 2014'te yürürlüğe giren EU-OPS düzenlemeleri, havayolu şirketlerine belirli koşullarda daha esnek çalışma saatleri belirleme imkanı tanıyor. Pilotlar, bu esnekliğin kötüye kullanıldığını ve yorgunluğun arttığını dile getiriyor.
Avrupa'da havacılık güvenliği tartışması
Bu araştırma, Avrupa'da havacılık güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. ECA, sonuçları EASA ve ulusal havacılık otoritelerine sunarak acil önlem alınması çağrısında bulunacak. Sendika, uçuş süresi ve dinlenme süreleriyle ilgili mevzuatın sıkılaştırılmasını, ayrıca pilotların yorgunluk bildirimlerinin cezai yaptırım olmaksızın yapılabilmesini sağlayacak düzenlemeler talep ediyor.
Havayolu şirketleri ise maliyet baskısı ve rekabet nedeniyle uçuş programlarını yoğun tutmak zorunda. Avrupa'da hava taşımacılığı sektörü, pandemi sonrası toparlanma sürecinde personel sıkıntısı yaşıyor.Birçok havayolu, artan talebi karşılamak için mevcut pilotlarına daha fazla uçuş saatı veriyor. Ancak bu durum, yorgunluk kaynaklı riskleri artırıyor. Uzmanlar, havacılık otoritelerinin denetimlerini sıklaştırması ve yorgunluk yönetimi sistemlerinin etkinliğini gözden geçirmesi gerektiğini belirtiyor.
Benzer araştırmalar, ABD ve diğer bölgelerde de pilot yorgunluğunun önemli bir sorun olduğunu ortaya koymuştu. Ancak Avrupa'daki bu son araştırma, sorunun boyutunu gözler önüne sermesi açısından dikkat çekici. Havacılık güvenliği uzmanları, pilot yorgunluğunun uçuş kazalarında önemli bir faktör olduğunu, ancak birçok olayda yorgunluğun resmi raporlara yansımadığını vurguluyor. Bu nedenle, gerçek durumun araştırmalarda ortaya çıkanlardan daha ciddi olabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa havacılık pazarında önemli bir oyuncu ve Türk Hava Yolları (THY) gibi büyük havayolları Avrupa'da geniş bir ağa sahip. Avrupa'daki pilot yorgunluğu sorunu, Türk havayollarının operasyonlarını da etkileyebilir. Özellikle Avrupa hava sahasında yaşanabilecek güvenlik endişeleri, Türkiye'nin havacılık güvenliği standartlarını gözden geçirmesini gerektirebilir. Ayrıca, Türkiye'deki havacılık otoritesi Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), benzer sorunların Türkiye'de yaşanmaması için pilot çalışma saatleri ve dinlenme süreleri konusunda düzenlemelerini sıkılaştırabilir. Türk pilotlar da benzer baskılarla karşılaşabilir; bu nedenle sendikalar ve meslek örgütlerinin seslerini duyurması önemli. Küresel havacılık güvenliği zincirinde Türkiye'nin atacağı adımlar, bölgesel standartları da etkileyebilir.