Avrupa Birliği (AB), işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasadışı İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama konusunda yıllardır süren tartışmaların ardından nihayet harekete geçmeye hazırlanıyor. Ancak insan hakları örgütleri ve Filistin yanlısı gruplar, birliği uluslararası hukuku uygulamada ayak sürümekle suçluyor. Pazartesi günü Brüksel'de bir araya gelecek olan AB dışişleri bakanları, yerleşim ürünlerinin ithalatını yasaklama seçeneğini ilk kez resmi gündemlerine alacak. Ancak diplomatik kaynaklara göre, nihai bir kararın aylar alması bekleniyor. AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, konuyu gündeme taşıyarak üye ülkeleri İsrail yerleşimlerine karşı somut adımlar atmaya çağırdı.
AB içinde görüş ayrılığı sürüyor
AB'nin yasadışı İsrail yerleşimlerine yönelik bir ticaret yasağı getirme fikri yeni değil. 2015 yılında AB, yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin etiketlenmesini zorunlu kılmıştı, ancak bu karar birçok üye ülkede tam olarak uygulanmadı. Şimdi ise daha kapsamlı bir yasak gündemde. Fransa, İspanya, İrlanda, Belçika ve Lüksemburg gibi ülkeler yasağı desteklerken, Almanya, Macaristan ve Çekya gibi ülkeler İsrail ile ticari ilişkileri zedelemek istemiyor. Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan bir hukuki görüş, AB'nin uluslararası hukuk kapsamında işgal altındaki topraklarla ticareti yasaklama yükümlülüğü olduğunu belirtiyor. Ancak bu görüşün bağlayıcılığı yok ve son karar üye ülkelerin ortak iradesine bağlı.
Bölgesel ve uluslararası boyutu
Yasak, AB'nin İsrail ile ilişkilerinde ciddi bir gerilime yol açabilir. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce benzer girişimleri 'antisemitizm' olarak nitelendirmişti. AB, İsrail'in en büyük ticaret ortaklarından biri ve 2023 yılında ikili ticaret hacmi 46 milyar avroyu aştı. Yerleşim ürünlerinin bu ticaret içindeki payı ise yaklaşık %1-2 civarında. Ancak sembolik değeri yüksek olan yasak, uluslararası toplumun İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarına karşı duruşunu netleştirecek. ABD yönetimi, şu ana kadar bu konuda AB'ye destek sinyali vermedi. Filistin yönetimi ise yasağı memnuniyetle karşılayacağını belirtiyor. Arap Birliği de benzer bir adım bekliyor. Ancak İsrail'in güçlü lobi faaliyetleri ve üye ülkeler arasındaki derin görüş ayrılıkları, yasağın yakın vadede uygulanmasını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına uluslararası alanda destek anlamına geliyor. Türkiye, BM ve diğer platformlarda İsrail yerleşimlerine karşı yaptırım çağrılarında bulunurken, AB'nin benzer bir adım atması Ankara'nın pozisyonunu güçlendiriyor. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülke, yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. AB'nin bu adımı, Türkiye'nin Filistin politikasına dolaylı bir meşruiyet kazandırabilir. Ancak öte yandan, AB-İsrail arasındaki ticari bağların derinliği düşünüldüğünde, yasağın etkisinin sınırlı olabileceği ve sembolik kalabileceği değerlendirmesi yapılıyor. Türkiye, benzer yaptırımların küresel çapta yaygınlaşması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.