Avrupa'da doğal gaz fiyatları, ABD ile İran arasında başlayan barış görüşmelerinin beklenenden daha gergin bir zeminde ilerlemesiyle birlikte yükselişe geçti. ABD Başkanı Donald Trump’ın görüşmeler devam ederken İran’a yönelik yeni tehditler savurması, piyasalarda arz endişelerini yeniden alevlendirdi. Hollanda merkezli TTF referans fiyatı megavat/saat başına 35 euro seviyesine yaklaşarak son bir haftanın en yüksek seviyesine ulaştı. Uzmanlar, görüşmelerin başarısız olması durumunda İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma riskinin küresel enerji arzını ciddi şekilde tehdit edebileceğini belirtiyor.
Görüşmelerin seyri ve piyasalara yansıması
ABD ile İran arasında Cenevre’de başlayan barış görüşmeleri, daha ilk oturumda tansiyonun yükselmesine sahne oldu. Trump yönetimi, müzakere masasında yapıcı bir tutum sergilemek yerine Tahran’a karşı yeni yaptırım sinyalleri verdi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “İran’ın nükleer programı konusunda somut adımlar atmaması halinde askeri seçenekler masadadır” ifadelerine yer verilmesi, piyasalarda panik havası yarattı. İran Dışişleri Bakanlığı ise bu tehditlere “müzakereleri rayından çıkarma girişimi” diyerek tepki gösterdi.
Doğal gaz piyasaları bu gelişmelere hassas tepki verdi. Avrupa’nın gaz depolama seviyelerinin yüzde 75 civarında olmasına rağmen, İran üzerinden gelebilecek bir arz kesintisi olasılığı fiyatları yukarı itti. Özellikle Katar ve Rusya’nın alternatif kaynak olarak devreye girebilmesi, ancak bu ülkelerin mevcut üretim kapasitelerinin sınırlı olması endişeleri artırıyor. Analistler, görüşmelerin haftalarca sürebileceğini ve her bir açıklamanın piyasalarda dalgalanmaya neden olacağını öngörüyor.
Bu arada, Avrupa Birliği’nin enerji komiseri, “Olası bir İran krizine karşı acil durum planlarımız hazır” dese de, üye ülkeler arasında dayanışma mekanizmalarının henüz test edilmemiş olması güven vermiyor. Özellikle Doğu Avrupa ülkeleri, Rus gazına olan bağımlılıklarını azaltma çabalarına rağmen, İran üzerinden gelebilecek bir şoktan en çok etkilenecek bölgeler arasında yer alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran görüşmeleri sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun genel jeopolitik dengelerini de etkiliyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmesi, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yüzde 30’unun buradan geçmesi nedeniyle kritik öneme sahip. Herhangi bir askeri gerilim, boğazın kapanmasına ve enerji fiyatlarının tarihi zirvelere çıkmasına yol açabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörler, ABD’nin İran’a karşı sert tutumunu desteklerken, Rusya ve Çin ise müzakerelerin sürmesinden yana bir pozisyon alıyor.
Küresel ölçekte, bu görüşmelerin sonucu sadece enerji fiyatlarını değil, aynı zamanda Orta Doğu’daki askeri ittifakları ve uluslararası yaptırım rejimlerini de şekillendirecek. Yetkililer, başarılı bir anlaşmanın İran ekonomisini rahatlatacağını ve bölgesel istikrara katkı sağlayacağını belirtirken, başarısızlık halinde sadece İran’a değil, komşu ülkelere de ciddi yansımaları olabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak küresel gaz fiyatlarındaki artıştan doğrudan etkilenecek. Ancak aynı zamanda Türkiye, İran'la olan sınır komşuluğu ve enerji bağlantıları sayesinde bu görüşmelerin krize dönüşmemesi için arabuluculuk rolü oynayabilir. Ankara, daha önce Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, Tahran ile Washington arasında bir diyalog kanalı oluşturarak enerji arz güvenliğini sağlamaya çalışabilir. Ayrıca, İran’a yönelik yaptırımların devam etmesi, Türk şirketlerinin İran pazarındaki faaliyetlerini de olumsuz etkileyebilir.