Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail'in Filistin topraklarında uyguladığı politikaları, Güney Afrika'daki apartheid rejimiyle karşılaştırdı. Middle East Eye'ın haberine göre Borrell, yaptığı bir konuşmada, "İsrail kendini savunma hakkına sahiptir ancak uluslararası hukuka saygı göstermelidir. Ne yazık ki, bugün İsrail'de, Güney Afrika'daki apartheid sistemine benzer unsurlar görüyoruz" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Avrupa Birliği'nin İsrail-Filistin çatışmasına yönelik tutumunda önemli bir değişime işaret ediyor ve uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı.
Gelişmenin arka planı
Borrell'in sözleri, AB'nin doğu Akdeniz'deki artan gerilimler ışığında yaptığı bir değerlendirme toplantısında geldi. İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da devam eden yerleşim faaliyetleri, Gazze Şeridi'ndeki insani kriz ve Doğu Kudüs'teki statüko değişiklikleri, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Borrell, Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, "Filistin halkı, Güney Afrika'da siyahların yaşadığı gibi ayrımcılığa ve temel haklardan mahrumiyete maruz kalıyor" dedi. AB Dış Politika Şefi, İsrail hükümetinin politikalarının iki devletli çözümü fiilen imkansız hale getirdiğini de vurguladı.
Borrell'in bu çıkışı, AB içinde uzun süredir devam eden bir tartışmayı alevlendirdi. Bazı üye ülkeler, İsrail'e yönelik daha sert tedbirler alınmasını savunurken, Almanya ve İtalya gibi ülkeler daha temkinli bir yaklaşım benimsiyor. İsrail yönetimi ise Borrell'in sözlerini "tarih dışı ve yanlış" olarak nitelendirirken, bu tür karşılaştırmaların anti-Semitizmi körüklediğini savundu. Filistin yönetimi ise Borrell'in açıklamalarını memnuniyetle karşıladı ve AB'nin İsrail üzerinde baskı oluşturmasını talep etti.
Bölgesel veya küresel boyut
Borrell'in apartheid benzetmesi, ABD'nin İsrail'e verdiği sarsılmaz desteğin aksine, Avrupa'nın çatışmaya daha eleştirel bir perspektiften yaklaştığını gösteriyor. Bu açıklama, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrail aleyhine yürüttüğü soruşturma ve Birleşmiş Milletler'deki kınama kararlarıyla da uyumlu bir şekilde, İsrail'in uluslararası alandaki yalnızlaşmasını derinleştirebilir. Borrell, konuşmasında ayrıca "İsrail'in güvenlik endişelerinin farkındayım, ancak bu endişeler Filistin halkının haklarını ihlal etmeyi meşrulaştırmamalı" diye ekledi. AB'nin İsrail'e yönelik bu tutumu, özellikle Orta Doğu'da, Türkiye gibi bölgesel aktörlerin tutumlarıyla da örtüşüyor. Borrell'in çıkışı, İsrail'in komşularıyla ilişkilerinde daha dikkatli adımlar atmasına yol açabilir.
Orta Doğu'da barış sürecine yönelik umutların giderek azaldığı bir dönemde, Borrell'in sözleri, uluslararası toplumun İsrail politikalarına ilişkin rahatsızlığının bir yansıması olarak görülüyor. İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletme planları ve Gazze ablukası, AB ile İsrail arasında bir başka gerilim konusu. Borrell, "İki devletli çözüm hayatta kalmak istiyorsa, bunun için hala bir şans var, ancak zaman daralıyor" diyerek, taraflara acil adım çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına güçlü destek veren ve İsrail'in politikalarını sıklıkla eleştiren bir ülke. Borrell'in apartheid benzetmesi, Ankara'nın BM ve diğer platformlarda sık sık dile getirdiği argümanlarla örtüşüyor. Bu açıklama, Türkiye'nin AB nezdinde İsrail karşıtı söylemlerini meşrulaştırabilir ve Ankara'nın bölgesel diplomaside elini güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin son dönemde Mısır ve Ürdün ile Filistin meselesinde işbirliği arayışları, bu tür uluslararası açıklamalarla desteklenmiş oluyor. Ancak, Türkiye-İsrail arasındaki enerji ve ticaret ilişkileri göz önüne alındığında, bu söylemlerin pratik sonuçlara dönüşmesi sınırlı kalabilir.