Avrupa Birliği (AB), 27 üye ülke genelinde çocukların sosyal medyaya erişimini kısıtlama yönünde önemli bir adım atmayı planlıyor. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, pazartesi günü yaptığı açıklamada, gençlerin çevrimiçi tehlikelerden korunmasına yönelik şimdiye kadarki en büyük girişimin sinyalini verdi.
Gelişmenin arka planı
Von der Leyen, Brüksel'de düzenlenen bir etkinlikte, iki eski komisyon üyesinin hazırladığı bir belgeyi sundu. Bu belge, AB'nin çocukların dijital güvenliğini sağlama taahhüdünün bir parçası olarak görülüyor. Yeni düzenleme kapsamında, 16 yaş altı çocukların sosyal medya platformlarına kaydolması için ebeveyn izni zorunlu hale getirilebilir. Ayrıca platformların, reşit olmayan kullanıcıları hedefleyen reklamları yasaklaması ve bağımlılık yapıcı tasarım özelliklerini kaldırması bekleniyor. AB, bu adımla çocukların siber zorbalık, mahremiyet ihlalleri ve zararlı içeriklerden korunmasını amaçlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu girişim, AB'nin Dijital Hizmetler Yasası'nın bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. AB, sosyal medya şirketlerine yönelik katı kurallarıyla diğer bölgelere örnek olma yolunda ilerliyor. Özellikle Meta, TikTok ve X gibi platformların iş modellerini etkileyecek düzenlemeler, küresel çapta tartışmalara yol açtı. Teknoloji şirketleri, önerilen kısıtlamaların ifade özgürlüğünü engelleyebileceği konusunda uyarılarda bulunurken, çocuk hakları savunucuları ise düzenlemeleri memnuniyetle karşılıyor. AB'nin bu hamlesi, diğer ülkelerin de benzer politikalar izlemesine ilham verebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin bu girişimi, Türkiye'de de çocukların sosyal medya kullanımına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Türkiye, AB ile Dijital Hizmetler Yasası konusunda uyum sürecini sürdürüyor; ancak henüz bu tür kapsamlı bir düzenleme yapılmadı. Von der Leyen'in açıklaması, Türk yetkililer için bir referans noktası olabilir. AB'nin getireceği sınırlamalar, Türk şirketlerinin Avrupa pazarındaki faaliyetlerini de etkileyebilir. Ayrıca, bu düzenleme küresel ölçekte çocukların dijital güvenliği konusunda bir norm haline gelirse, Türkiye'nin de benzer adımlar atması beklenebilir.