Avrupa Birliği (AB), Çin'in küresel pazarlara yönelik ihracatındaki olağanüstü artış karşısında acil durum önlemleri devreye sokmaya hazırlanıyor. AB Ticaretten Sorumlu Komisyon Üyesi, Salı günü yaptığı açıklamada, iki dev ekonomi arasındaki ticaret açığının 2023'te 400 milyar avroya dayandığını ve bu durumun Avrupalı üreticiler için sürdürülemez hale geldiğini belirtti. Brüksel, aşırı ithalat artışına karşı tarifeler ve kotalar uygulamaya yetki veren 'safeguard' (koruma önlemi) mekanizmasını aktive etmeyi değerlendiriyor. Söz konusu önlemler, özellikle yeşil enerji ekipmanları, elektrikli araçlar ve yarı iletkenler gibi stratejik sektörlerde Çin'in agresif ihracat politikasını dengelemeyi hedefliyor.
Rekor ticaret açığı ve Avrupa'da artan endişeler
AB'nin en üst düzey ticaret yetkilisi Maros Sefcovic, Brüksel'de düzenlenen bir basın toplantısında, "Çin'in ihracatındaki bu dramatik artış sadece istatistiksel bir değişim değil, Avrupa sanayisi için varoluşsal bir tehdit haline geliyor," dedi. AB istatistik ofisi Eurostat verilerine göre, AB-Çin ticaret açığı 2021'de 250 milyar avro iken, 2023 sonu itibarıyla 395 milyar avroya yükseldi. Bu artışta Çin'in pandemi sonrası üretim kapasitesini devlet sübvansiyonlarıyla daha da artırması ve Avrupa pazarında agresif fiyatlandırma stratejileri izlemesi etkili oldu.
Özellikle elektrikli araçlar (EV) sektöründe Çinli üreticilerin Avrupa pazarındaki payı yüzde 8'den yüzde 20'ye fırladı. Brüksel, Çin'in güneş paneli ve pil üretiminde de benzer bir strateji izlediğini ve yerli Avrupalı üreticileri iflasın eşiğine getirdiğini savunuyor. AB Komisyonu, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına uygun olarak geçici tarifeler ve kotalar uygulamak için hazırlıklara başladı. Safeguard önlemleri, ithalattaki ani ve beklenmedik artış durumunda, yerli sanayiyi korumak amacıyla 200 güne kadar uygulanabiliyor ve uzatılabiliyor.
Küresel ticaret savaşlarının yeni aşaması
Bu gelişme, ABD-Çin ticaret savaşının ardından küresel ticaret sisteminde yeni bir kırılma noktasına işaret ediyor. ABD, özellikle Biden yönetimiyle birlikte Çin'e yönelik yarı iletken ve teknoloji ürünleri ihracatını kısıtlarken, bu ürünlerin Avrupa'ya yönelmesi AB'yi zor durumda bıraktı. Uzmanlar, AB'nin adımının DTÖ nezdinde Çin'in sert tepkisine yol açabileceğini ve karşılıklı tarifelerin küresel ticareti daha da daraltabileceğini belirtiyor. Öte yandan, AB içinde özellikle Almanya ve Fransa gibi büyük ekonomiler Çin'le ticari bağlarını sürdürmek isterken, Polonya ve Baltık ülkeleri daha sert önlemler talep ediyor. Brüksel'in attığı bu adım, AB'nin ticaret politikasında daha korumacı bir döneme girdiğinin sinyali olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Çin'e karşı korumacı önlemleri, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Kısa vadede, Çin ürünlerine getirilecek tarifeler, benzer malları üreten Türk ihracatçılarına (tekstil, beyaz eşya, otomotiv yan sanayi) Avrupa pazarında rekabet avantajı sağlayabilir. Ancak orta vadede, AB-Çin ticaret savaşının derinleşmesi küresel tedarik zincirlerini bozabilir; Türkiye, Çin'den ithal ettiği ara malları (çip, kimyasal) daha pahalıya temin edebilir. Ayrıca, AB'nin korumacılık eğilimi, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden kaynaklanan avantajlarını sorgulatabilir; Ankara'nın Brüksel'le ticari ilişkilerinde benzer önlemlerle karşılaşmamak için diplomatik girişimlerini artırması gerekecek. Dış politika perspektifinden, bu gelişme Türkiye'nin Asya ile Avrupa arasında bir üretim ve lojistik üssü olma hedefini yeniden değerlendirmesini zorunlu kılıyor.