Avrupa Birliği, Batı Şeria'da son günlerde artan şiddet olaylarından 'derin endişe' duyduğunu açıkladı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in sözcüsü tarafından yapılan yazılı açıklamada, bölgedeki güvenlik durumunun hızla kötüleştiği vurgulanarak, taraflara itidal çağrısında bulunuldu. Açıklamada, İsrail güvenlik güçlerinin Filistin kentlerine yönelik operasyonlarının ve Yahudi yerleşimcilerin Filistinli sivillere yönelik saldırılarının kaygı verici boyutlara ulaştığı belirtildi.
Gelişmenin Arka Planı
Batı Şeria, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından şiddet olaylarında belirgin bir artışa sahne oluyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son üç ayda Batı Şeria'da 300'den fazla Filistinli yaşamını yitirdi; bu, son yirmi yılın en yüksek rakamı. İsrail ordusu, 'terörle mücadele' gerekçesiyle Cenin, Nablus ve Tulkaram gibi kentlere geniş çaplı baskınlar düzenliyor. Operasyonlarda onlarca silahlı Filistinli öldürülürken, sivil kayıpların da yaşanması uluslararası kamuoyunda tepki çekiyor.
Öte yandan, yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin Filistin köylerine yönelik saldırıları da endişe verici şekilde arttı. Yerleşimciler, özellikle zeytin ağaçlarını sökerek ve evlere saldırarak Filistinlileri göçe zorluyor. İnsan hakları örgütleri, bu saldırıların İsrail güvenlik güçlerinin göz yummasıyla gerçekleştiğini, bazen de askerlerin yerleşimcilere aktif destek verdiğini raporluyor. AB, bu durumu 'kabul edilemez' olarak nitelendiriyor.
AB açıklamasında, uluslararası hukukun ihlal edilmesinin ciddi sonuçları olacağı uyarısında bulunuldu. Ayrıca, iki devletli çözüm vizyonunun tehdit altında olduğu ve bu şiddet sarmalının durdurulmasının bölgesel istikrar için kritik önem taşıdığı vurgulandı. Blok, taraflara ateşkes ve diyalog çağrısı yaparken, sorumluların hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki şiddetin artması, bölgesel güvenlik dengelerini de tehdit ediyor. Ürdün, Batı Şeria'daki gelişmelerin kendi iç istikrarını doğrudan etkileyebileceğini belirterek endişe duyduğunu açıkladı. Mısır ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri de İsrail'in tutumunu eleştiriyor.
Küresel ölçekte ise ABD yönetimi, İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklemekle birlikte, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini kınayarak yaptırım uygulamıştı. Uluslararası toplum, İsrail'in uluslararası mahkemelerde yargılanması çağrılarını artırıyor. Güney Afrika'nın Lahey'de açtığı soykırım davası, Batı Şeria'daki işgal politikalarının da hukuki bir zeminde tartışılmasını gündeme getirdi.
BM Güvenlik Konseyi'nde Batı Şeria'daki duruma ilişkin müzakere edilen karar tasarıları, ABD'nin vetosu nedeniyle kabul edilemiyor. Bu durum, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik eylem kapasitesini kısıtlıyor. Analistler, mevcut tabloda şiddetin daha da artabileceği ve bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in Batı Şeria'daki işgal politikalarını kınayan bir ülke olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini güçlendirebilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başlattığı diplomatik çabalar, Batı Şeria'daki şiddetin sona erdirilmesi yönünde somut adımlar atılmasını içerebilir. Türkiye, uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskıyı artırması gerektiğini savunurken, BM'de Filistin devletine tam üyelik verilmesi için aktif bir şekilde lobi yapıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Gazze'ye yönelik insani yardım koridorları ve bölgedeki etkisi, Batı Şeria'daki gerginliğin Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu artırmasına da olanak tanıyabilir.