Avrupa Birliği’ne üye ülkeler, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetine karşı somut yaptırım kararları alınması için Avrupa Komisyonu'nu harekete geçirmeye çalıştı ancak bu girişimler sonuçsuz kaldı. Diplomatik kaynaklara göre, bir grup AB üyesi devlet, Komisyon'u İsrail yerleşimcilerine yönelik bireysel yaptırımlar konusunda somut teklifler hazırlamaya zorlamak istedi ancak Komisyon yetkilileri, bu tür adımların mevcut aşamada erken olduğunu savunarak geri adım attı. Gelişme, AB içinde İsrail politikasına dair derin görüş ayrılıklarını bir kez daha ortaya koydu.
Girişimin arka planı ve tıkanıklık
Geçtiğimiz haftalarda Belçika, İrlanda ve İspanya gibi Filistin yanlısı tutumuyla bilinen ülkeler, AB Dış İlişkiler Konseyi'nde İsrail yerleşimcilerine yönelik yaptırımların gündeme alınması için yoğun çaba harcadı. Bu ülkeler, özellikle Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerine karışan yerleşimcilerin AB'ye girişinin yasaklanması ve mal varlıklarının dondurulması gibi önlemler talep etti. Ancak Macaristan, Çekya ve Avusturya gibi İsrail ile yakın ilişkileri olan üyelerin itirazıyla karşılaşıldı. Komisyon ise yaptırım mekanizmasının ancak üye devletlerin oybirliğiyle çalışabileceğini hatırlatarak, somut adımlar atmak için siyasi irade eksikliğine dikkat çekti. Diplomatlar, Komisyon'un aslında yaptırım sürecinin önünü açabilecek yetkilere sahip olduğunu ancak üye devletler arasındaki bölünmeler nedeniyle bu yetkileri kullanmaktan kaçındığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
AB'nin İsrail yerleşimci yaptırımları konusundaki bu tıkanıklığı, ABD yönetiminin de benzer bir ikilemle karşı karşıya olduğu bir döneme denk geliyor. Washington, İsrail'e yönelik eleştirilerini artırsa da somut yaptırım adımlarından kaçınıyor. Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, uluslararası toplum tarafından sürekli kınanmasına rağmen, etkili bir caydırıcılık mekanizması oluşturulamıyor. Bu durum, Filistin Yönetimi'nin zaten zayıflamış otoritesini daha da aşındırırken, bölgedeki şiddet sarmalını derinleştiriyor. AB'nin bu konudaki eylemsizliği, Birliğin küresel bir aktör olarak inandırıcılığını sorgulatırken, Çin ve Rusya gibi rakip güçlerin Filistin davasını sahiplenerek nüfuz kazanmasına zemin hazırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail yerleşimci şiddetine karşı yaptırımları uzun süredir savunan ülkeler arasında yer alıyor. AB'nin bu konuda adım atamaması, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin davasını gündeme getirme çabalarını olumsuz etkilemese de, AB'nin bu konudaki ikiyüzlülüğünü eleştiren söylemlerini güçlendirebilir. Ayrıca, AB'nin yaptırım mekanizmasındaki tıkanıklık, Türkiye'nin kendi bölgesel girişimlerine (örneğin, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği veya Filistin'e yönelik insani yardım koridorları) daha fazla ağırlık vermesine yol açabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde Filistin meselesinin bir koz olarak kullanılabileceğini gösteriyor.