Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), İspanya hükümeti ile Katalan ayrılıkçı lider Carles Puigdemont arasında uzun süredir devam eden siyasi gerilime damga vuran bir karara imza attı. Lüksemburg merkezli yüksek mahkeme, İspanya'nın Katalonya'da 2017 yılında yaşanan bağımsızlık referandumu ve ardından gelen kriz sonrasında çıkardığı tartışmalı af yasasının, AB'nin mali suçlar ve terörizmle ilgili düzenlemelerine aykırı olduğuna hükmetti. Karar, başta eski Katalan bölgesel başkanı Carles Puigdemont olmak üzere, yasa kapsamında affedilmesi beklenen yüzlerce Katalan siyasetçi ve aktivist için büyük bir belirsizlik anlamına geliyor. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez için ise bu karar, hem iç siyasette hem de AB düzeyinde ciddi bir prestij kaybı olarak değerlendiriliyor.
Af yasasının arka planı ve mahkemenin gerekçesi
İspanya hükümeti, 2021 yılında Katalan ayrılıkçı hareketine yönelik olarak geniş kapsamlı bir af yasası çıkarmıştı. Bu yasa, 2017'deki bağımsızlık referandumu sürecinde yargılanan veya soruşturma geçiren yaklaşık 1.500 Katalan siyasetçi, bürokrat ve aktivisti kapsıyordu. Yasa, özellikle Puigdemont ve diğer sürgündeki liderlerin İspanya'ya dönüşünü kolaylaştırmayı hedefliyordu. Ancak muhafazakâr Partido Popular (PP) ve aşırı sağcı Vox partisi, yasanın anayasaya aykırı olduğunu savunarak ABAD'a başvurmuştu. ABAD, bugün açıkladığı kararında, İspanya'daki af yasasının, AB hukuku kapsamında mali suçlar (zimmet, dolandırıcılık gibi) ve terörizmle mücadele alanında belirlenen asgari standartları karşılamadığına dikkat çekti. Mahkeme, özellikle kamu fonlarının kötüye kullanılması ve şiddet içeren eylemlerin affedilmesinin AB'nin ortak değerleriyle bağdaşmadığını ifade etti. Karar, İspanyol yargısının önüne yeni bir engel koyarken, Puigdemont'un iade sürecini de yeniden alevlendirebilir.
Bölgesel ve küresel boyut: İspanya'da siyasi deprem
ABAD'ın bu kararı, yalnızca İspanya'nın iç siyasetini değil, aynı zamanda AB genelinde hukukun üstünlüğü ve ulusal egemenlik tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Puigdemont ve diğer Katalan liderler, kararı "İspanyol devletinin otoriterliğine karşı bir zafer" olarak nitelendirirken, Madrid hükümeti ise "AB'nin iç işlerine müdahalesi" şeklinde yorumladı. Avrupa Parlamentosu'ndaki bazı milletvekilleri, kararın AB'nin üye devletlerdeki hukuk devleti ilkesini koruma konusundaki kararlılığını gösterdiğini belirtti. Öte yandan, bu kararın Katalonya'daki ayrılıkçı hareket üzerinde caydırıcı bir etki yaratması bekleniyor; zira karar, bağımsızlık yanlılarının AB düzeyinde bir meşruiyet kazanmasını engelleyebilir. Küresel ölçekte ise, karar, ulusal af yetkilerinin ulusüstü mahkemeler tarafından sınırlandırılabileceği yönünde bir emsal teşkil ediyor. Bu durum, özellikle Katalonya benzeri bölgesel bağımsızlık hareketlerinin (Kürtler, Korsika, Kuzey İrlanda gibi) gelecekteki stratejilerini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, PKK ve FETÖ gibi terör örgütleriyle mücadelesinde af düzenlemelerine sıcak bakmamakla birlikte, ABAD'ın bu kararı, Avrupa'da hukukun üstünlüğü tartışmalarında yeni bir dönemi işaret ediyor. Karar, AB'nin üye devletlerin iç işlerine müdahale kapasitesini gösterirken, Türkiye gibi AB aday ülkeleri için de gelecekteki olası yargısal denetim mekanizmaları açısından bir öngörü sağlıyor. Ayrıca, Katalan ayrılıkçı hareketi ile Türkiye'deki Kürt siyasi hareketi arasında zaman zaman yapılan benzetmeler düşünüldüğünde, bu kararın PKK ve uzantılarına dolaylı bir mesaj niteliği taşıdığı söylenebilir. Türkiye, kendi egemenlik alanında af yetkisini korurken, AB'nin bu tür kararlarının uluslararası hukukta yeni bir emsal yaratabileceğini dikkate almalıdır.