11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıl dönümü anma törenleri, ABD siyasetinde yeni tartışmalara sahne oldu. Eski Başkan Donald Trump, New York Belediye Başkanı adayı Zohran Mamdani ve Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez'in törenlerdeki tavırları, ülkedeki kutuplaşmayı gözler önüne serdi. Saldırılarda hayatını kaybeden yaklaşık 3 bin kişi için düzenlenen etkinlikler, normalde birlik ve beraberlik mesajlarıyla anılırken, bu yıl siyasi çekişmelerin gölgesinde kaldı.
Anma Törenlerinde Siyasi Gerilim
New York'taki Ulusal 11 Eylül Anıtı'nda düzenlenen törende konuşan Donald Trump, saldırıların ardından alınan güvenlik önlemlerini eleştirerek, "ülkeyi yönetenler o gün gereken liderliği gösteremedi" ifadelerini kullandı. Trump, özellikle istihbarat birimlerinin saldırı öncesi uyarıları görmezden geldiğini savundu. Eski başkanın bu sözleri, törenin apolitik geleneğine aykırı bulunarak bazı aileler ve yetkililer tarafından tepkiyle karşılandı.
Öte yandan, New York Belediye Başkanı seçim yarışındaki Demokrat aday Zohran Mamdani, törene katılmak yerine bölgesel bir etkinlikte konuşmayı tercih etti. Mamdani'nin bu kararı, siyasi rakipleri tarafından "saygısızlık" olarak nitelendirildi. Mamdani ise yaptığı açıklamada, "11 Eylül'de hayatını kaybedenlerin anısına saygı duyuyorum, ancak bu tür anma etkinliklerinin siyasi malzeme haline getirilmesine karşıyım" dedi.
Alexandria Ocasio-Cortez ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "11 Eylül sonrası Müslüman topluluklara yönelik ayrımcılığın hâlâ devam ettiğini" vurguladı ve bu konuda daha fazla farkındalık yaratılması gerektiğini belirtti. Ocasio-Cortez'in bu sözleri, bazı kesimlerden destek alırken, muhafazakâr çevreler tarafından "saldırıları küçümsemek"le suçlandı.
Siyasi Atmosfer ve Tepkiler
11 Eylül saldırılarının 25. yıl dönümü, ABD'de derin siyasi bölünmelerin yaşandığı bir döneme denk geldi. Başkan Joe Biden yönetimi, anma törenlerinde birlik mesajı vermeye çalışsa da, Trump ve müttefiklerinin eleştirileri gölgede kaldı. Törene katılan ailelerden bazıları, siyasi söylemlerin acılarını yeniden alevlendirdiğini dile getirdi.
Uzmanlar, bu tartışmaların 2024 başkanlık seçimleri öncesinde seçmen davranışlarını etkileyebileceğini belirtiyor. Özellikle New York gibi kritik eyaletlerde, Mamdani ve Ocasio-Cortez'in tutumları ilerici seçmen tabanını harekete geçirebilirken, Trump'ın söylemleri muhafazakârları konsolide edebilir. Ancak anma törenlerinin siyasi bir arenaya dönüşmesi, ulusal birlik çağrılarını zayıflatıyor.
Öte yandan, 11 Eylül sonrası dönemde alınan güvenlik tedbirleri ve istihbarat reformları hâlâ tartışılıyor. Trump'ın eleştirileri, istihbarat camiasında rahatsızlık yaratırken, eski yetkililer saldırı öncesi uyarıların yeterince değerlendirilmediğini kabul ediyor. Bu konu, ulusal güvenlik politikalarının gözden geçirilmesi çağrılarını beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
11 Eylül saldırıları, sadece ABD'yi değil, tüm dünyayı etkileyen bir dönüm noktası oldu. Ardından başlatılan "Teröre Karşı Savaş", Afganistan ve Irak işgallerine yol açtı; küresel güvenlik mimarisi yeniden şekillendi. Bugün hâlâ bu savaşların sonuçlarıyla uğraşan Orta Doğu ve Asya'da istikrarsızlık sürüyor. ABD'nin dış politikada önceliklerini sorgulayan sesler, anma törenlerindeki siyasi tartışmaları da etkiliyor.
Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri, 11 Eylül sonrası terörle mücadelede ABD ile işbirliği yaptı ancak son yıllarda transatlantik ilişkilerde farklılıklar arttı. ABD'nin iç siyasetindeki kutuplaşma, uluslararası alanda güvenilirliğini de sarsıyor. Özellikle Trump döneminde başlayan "önce Amerika" politikası, müttefiklerle ilişkileri zorladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de 11 Eylül anma törenlerinin siyasi tartışmalara dönüşmesi, Türkiye'nin dış politika ve güvenlik çıkarlarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye, 11 Eylül sonrası terörle mücadelede NATO çerçevesinde ABD ile işbirliği yapmış, ancak PKK/YPG gibi örgütlere verilen destek nedeniyle ilişkilerde gerilim yaşanmıştı. ABD iç siyasetindeki kutuplaşma, Türkiye'nin Washington ile yürüttüğü diplomatik süreçleri zorlaştırabilir. Ayrıca, ABD'nin artan iç sorunları, küresel liderlik kapasitesini sınırlayarak bölgesel dengeleri etkileyebilir. Türkiye için kritik konular arasında F-16 tedariki, Suriye ve Doğu Akdeniz politikaları yer alıyor; bu süreçte istikrarlı bir ABD yönetimi Ankara'nın öncelikleri açısından önem taşıyor.