İsrail'de 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırının yarattığı derin travma, ülkenin siyasi geleceğini şekillendirecek önemli bir seçmen kitlesini etkiliyor. Yaklaşık 550 bin 18-22 yaş arası İsrailli, Ekim ayında yapılması planlanan seçimlerde ilk kez oy kullanacak. Bu genç seçmenlerin büyük çoğunluğu, saldırının ardından yaşanan güvenlik endişeleri ve toplumsal kutuplaşma ortamında siyasi yelpazenin sağına yöneliyor.
Saldırının gölgesinde büyüyen bir nesil
7 Ekim saldırısı, İsrail toplumunda kuşaklar boyu sürecek izler bıraktı. Saldırıda 1.200'den fazla İsraillinin hayatını kaybetmesi ve 240'tan fazla kişinin rehin alınması, ülke çapında büyük bir şok dalgası yarattı. Bu olay, o dönemde 16-20 yaş aralığında olan ve şimdi ilk kez oy kullanacak gençlerin siyasi sosyalleşme sürecinde belirleyici bir faktör haline geldi. Gençler, saldırının hemen ardından başlayan Gazze savaşı ve devam eden güvenlik tehditleri ortamında büyüdüler.
İsrail demokrasi Enstitüsü'nün son anketlerine göre, ilk kez oy kullanacak seçmenler arasında sağ partilere destek oranı, genel seçmen ortalamasının üzerinde. Özellikle Likud ve daha sağdaki partilere yönelim dikkat çekiyor. Genç seçmenlerin bir kısmı, geleneksel olarak laik ve merkez sol partilere oy veren ailelerinden farklı olarak, güvenlik odaklı ve milliyetçi söylemleri benimsiyor.
Uzmanlar, bu kaymanın sadece güvenlik endişelerinden kaynaklanmadığını, aynı zamanda gençlerin sosyal medyada maruz kaldığı enformasyon bombardımanı ve toplumsal kutuplaşmanın da etkili olduğunu belirtiyor. Saldırının ardından sosyal medyada yayılan görüntüler ve hikayeler, gençlerin algı dünyasını şekillendirdi.
Seçim sonuçlarına olası etkisi
İsrail'de siyasi istikrarsızlık son yıllarda kronik hale gelmiş durumda. Son dört yılda beş kez genel seçim yapıldı. Bu seçimlerde genç seçmenlerin oyu, özellikle küçük partilerin barajı geçip geçmeyeceği noktasında kritik olabilir. 550 bin genç seçmen, toplam seçmen kitlesinin yaklaşık %10'una denk geliyor. Bu oran, koalisyon hükümeti kurma matematiklerinde belirleyici bir ağırlığa sahip.
Ana muhalefet partileri, genç seçmenleri kazanmak için ekonomik vaatler ve sosyal politikalar öne çıkarsa da, güvenlik konuları hala en önemli gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Gençlerin bir kısmı, askerlik hizmeti sırasında yaşadıkları deneyimlerin de etkisiyle, sert güvenlik politikalarını destekliyor.
Filistin meselesi ve bölgesel tehditler, bu genç neslin siyasi tercihlerinde merkezi bir yer tutuyor. 7 Ekim sonrası dönemde, iki devletli çözüme olan inanç gençler arasında daha da azalmış durumda. Bu durum, gelecekte İsrail'in Filistin politikasının daha da sertleşebileceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'deki bu iç siyasi dinamik, Orta Doğu'nun genel gidişatını da etkileyebilir. Genç seçmenlerin sağa kayması, İsrail'in bölgesel politikalarında daha agresif bir çizgi izlemesine yol açabilir. Özellikle İran nükleer programı, Lübnan'daki Hizbullah ile gerilim ve Suriye'deki gelişmeler karşısında İsrail'in tutumu, yeni hükümetin kompozisyonuna bağlı olarak şekillenecek.
ABD ile ilişkiler de bu süreçten etkilenebilir. Genç İsrailliler arasında ABD'nin bölgedeki rolüne yönelik algı, son yıllarda değişim gösteriyor. Bazı anketler, gençlerin ABD'nin İsrail'e yeterince destek vermediğini düşündüğünü ortaya koyuyor. Bu durum, iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerde gelecekte sorunlara yol açabilir.
Avrupa Birliği ve diğer uluslararası aktörler de İsrail'deki siyasi eğilimleri yakından izliyor. İsrail'in Filistin politikaları ve yerleşim faaliyetleri konusunda uluslararası toplumla yaşanan gerilim, yeni nesil seçmenlerin tercihleriyle daha da derinleşebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de ilk kez oy kullanacak genç seçmenlerin sağa kayması, Türkiye'nin bölgesel diplomasisi açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, son dönemde İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabası içinde olsa da, İsrail'in Gazze politikaları ve yerleşimci şiddeti konusundaki tutumu Ankara'nın tepkisini çekiyor. Genç seçmenlerin sağa kayması, İsrail'in Filistin konusunda daha sert bir çizgi benimsemesine yol açarsa, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni gerilimler yaşanabilir. Ayrıca, İsrail'in bölgesel agresifliğinin artması, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da istikrarsızlığı derinleştirerek Türkiye'nin güvenlik çevresini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte Filistin davasına verdiği desteği sürdürürken, bölgesel barış ve istikrar için diplomatik kanalları açık tutmaya özen göstermeli.