ABD'nin batı eyaletleri, 4 Temmuz Bağımsızlık Günü tatiline girerken adeta bir kıvılcımı bekleyen barut fıçısı haline geldi. Uzmanlara göre bölgede etkili olan aşırı sıcak hava dalgası, uzun süredir devam eden kuraklık ve tehlikeli yangın havası koşulları, tatil boyunca orman yangını riskini kritik seviyeye çıkarıyor. Yetkililer, havai fişek gösterileri ve kamp ateşleri gibi insan kaynaklı etkenlerin yangınları tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Aşırı Sıcaklar ve Kuraklık Yangınları Besliyor
Ulusal Hava Durumu Servisi (NWS) verilerine göre, Kaliforniya, Nevada, Arizona ve Utah gibi eyaletlerde sıcaklıklar mevsim normallerinin 10-15 derece üzerine çıkmış durumda. Bazı bölgelerde termometreler 46 santigrat dereceyi gösterirken, bu durum orman yangınları için elverişli koşullar yaratıyor. Uzun süredir yağış almayan bölgelerde bitki örtüsü kuruyarak yangın için yakıt haline gelmiş durumda.
Kaliforniya Ormancılık ve Yangın Koruma Departmanı (CAL FIRE), yılbaşından bu yana eyalet genelinde 4 bin 200'den fazla yangın çıktığını ve bu yangınların 30 bin dönümden fazla alanı küle çevirdiğini açıkladı. Geçen yıl aynı dönemde bu sayının 2 bin 800 olduğu düşünüldüğünde, durumun ne kadar vahim olduğu daha iyi anlaşılıyor.
Drought Monitor verileri, batı eyaletlerinin yüzde 97'sinin en azından orta şiddette kuraklıkla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu oran, geçen yılın aynı dönemine göre belirgin bir artış anlamına geliyor. Colorado Nehri Havzası'nda su seviyeleri tarihi düşük seviyelere gerilerken, barajlardaki su rezervleri de tehlikeli biçimde azalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İklim Değişikliğinin İzleri
Uzmanlar, bu durumun iklim değişikliğinin etkilerinin açık bir göstergesi olduğunu vurguluyor. Stanford Üniversitesi'nden iklim bilimci Dr. Noah Diffenbaugh, yaptığı açıklamada, "Küresel ısınma, orman yangını mevsimini uzatıyor, yangınların şiddetini artırıyor ve daha önce yangın görülmeyen bölgelerde bile risk oluşturuyor" dedi. Batı ABD'de son 20 yılda çıkan büyük yangınların sayısı ve büyüklüğü, bu bölgenin adeta bir yangın kuşağına dönüştüğünü gösteriyor.
Yangınlar sadece ekolojik değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal etkiler de yaratıyor. Geçen yıl Kaliforniya'da çıkan yangınlar binlerce kişinin tahliye olmasına, milyarlarca dolarlık hasara ve hava kalitesinin ciddi şekilde düşmesine neden olmuştu. Sigorta şirketleri, yangın riski yüksek bölgelerde primleri artırırken, bazıları poliçe yenilemeyi reddediyor. Bu durum, ev sahiplerini ve işletmeleri zor durumda bırakıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu yangın krizi, iklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu ve hiçbir ülkenin bu durumdan muaf olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, Akdeniz kuşağında yer alması nedeniyle benzer iklim riskleriyle karşı karşıyadır. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklıklar ve kuraklık, ülkemizde de orman yangınlarını tetiklemektedir. 2021 yılında yaşanan büyük yangınlar, Türkiye'nin yangın yönetimi ve erken uyarı sistemlerindeki zafiyetleri gün yüzüne çıkarmıştı. ABD'nin bu konuda yaşadığı deneyimler, Türkiye'nin yangınla mücadele stratejilerini geliştirmesi ve iklim değişikliğine uyum politikalarını hızlandırması açısından önemli bir uyarı niteliğindedir. Ayrıca küresel tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksamalar, Türkiye ekonomisini de dolaylı yoldan etkileyebilir.