Dünya genelinde hava kirliliği 2021 yılında sağlıksız seviyelere yükseldi. Yeni yayımlanan bir rapor, küresel çapta hava kalitesinin en iyi ve en kötü olduğu bölgeleri ortaya koydu. Rapora göre, özellikle Güney Asya ve Orta Doğu'daki bazı ülkeler, hava kirliliğinde alarm verici seviyelere ulaşırken, Kuzey Avrupa ve Okyanusya temiz hava ile öne çıktı.
Raporun Detayları: En Temiz ve En Kirli Hava
IQAir tarafından hazırlanan Dünya Hava Kalitesi Raporu, 2021 yılı boyunca 6.475 şehirdeki PM2.5 partikül madde seviyelerini analiz etti. Rapor, Bangladeş, Hindistan, Pakistan, Çin ve Moğolistan'ın en kirli hava kalitesine sahip ülkeler olduğunu gösteriyor. Bangladeş'te PM2.5 seviyesi Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) güvenli kabul ettiği seviyenin 10 katından fazla çıktı. Öte yandan, Yeni Kaledonya, Porto Riko, Cape Verde ve Finlandiya gibi ülkeler en temiz havaya sahip yerler arasında yer aldı. Raporda ayrıca, COVID-19 kısıtlamalarının hafiflemesiyle birlikte endüstriyel faaliyetlerin artmasının kirliliği tetiklediği vurgulandı.
Rapora göre, dünya genelinde sadece 222 şehir (toplamın %3,4'ü) WHO'nun PM2.5 kılavuz değerlerine uyuyor. Bu, hava kirliliğinin küresel bir halk sağlığı acil durumu olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Hava kirliliği, astım, kalp-damar hastalıkları ve akciğer kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor ve her yıl milyonlarca erken ölüme neden oluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Güney Asya ve Afrika Alarm Veriyor
Rapor, hava kirliliğinin özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde yoğunlaştığını gösteriyor. Güney Asya, dünyanın en kirli bölgesi olarak dikkat çekiyor. Bangladeş, Hindistan ve Pakistan'da kömürlü termik santraller, biyokütle yakımı ve endüstriyel emisyonlar kirliliğin ana kaynakları. Afrika'da ise Nijer, Kamerun ve Uganda başı çekiyor. Orta Doğu'da Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan, çöl tozu ve fosil yakıt kullanımı nedeniyle yüksek kirlilik seviyelerine sahip. Avrupa'da Doğu Avrupa ülkeleri (Polonya, Çekya) hâlâ kömür bağımlılığı ile mücadele ederken, Kuzey Avrupa ve İskandinav ülkeleri temiz enerji dönüşümünde başı çekiyor.
Rapor ayrıca, iklim değişikliği ile hava kirliliği arasındaki bağlantıya da dikkat çekiyor. Orman yangınları ve kuraklık, özellikle ABD'nin batısı ve Avustralya'da partikül madde seviyelerini yükseltiyor. Küresel ısınma, kirlilik kaynaklarını şiddetlendirerek bir kısır döngü yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, raporda PM2.5 ortalaması 35 µg/m³ ile WHO'nun yıllık kılavuz değerinin (10 µg/m³) üç katından fazla bir seviyede yer alıyor. Özellikle İstanbul, Ankara ve Bursa gibi büyükşehirlerde trafik ve sanayi kaynaklı kirlilik, sağlık risklerini artırıyor. Bu durum, Türkiye'nin hava kalitesini iyileştirmek için daha sıkı çevre politikaları benimsemesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, hava kirliliğinin sınır aşan bir sorun olması nedeniyle Türkiye'nin komşularıyla (özellikle Orta Doğu ve Balkanlar) işbirliği yapması hayati önem taşıyor. Enerji dönüşümünde yenilenebilir kaynaklara yatırım, hem hava kalitesini hem de iklim hedeflerini destekleyecektir.