Beş on yılı aşkın bir süre önce Tel Aviv'deki havalimanına düzenlenen kanlı saldırıya katılan Japon militan Kozo Okamoto, Perşembe günü Beyrut'ta hayatını kaybetti. Kendisini koruyan Filistinli grup, 78 yaşındaki Okamoto'nun öldüğünü açıkladı. Japon Kızıl Ordu üyesi olan Okamoto, 1972'de İsrail'in Lod Havalimanı'nda (günümüzde Ben Gurion) 26 kişinin ölümüne yol açan saldırının failiydi. Saldırı, Filistin davasını desteklemek amacıyla Japonya dışında gerçekleştirilen en kanlı eylemlerden biri olarak tarihe geçti.
Gelişmenin Arka Planı
Kozo Okamoto, 1947 doğumlu bir Japon vatandaşıydı. 1970'lerde kurulan Japonya Kızıl Ordusu'nun (JRA) kurucularından biriydi. JRA, dünya çapında silahlı eylemler gerçekleştiren radikal bir sol örgüttü. Okamoto, 1972 yılında iki Japon arkadaşıyla birlikte Lod Havalimanı'na otomatik silahlarla saldırdı. Saldırıda 26 kişi öldü, 80'den fazla kişi yaralandı. Okamoto olay yerinde yakalandı ve İsrail tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Ancak 1985 yılında, Ahmed Jibril liderliğindeki Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin (FHKC) elindeki İsrailli askerlerin takası kapsamında serbest bırakıldı.
Serbest bırakıldıktan sonra Lübnan'a giden Okamoto, uzun yıllar FHKC tarafından korundu ve Beyrut'ta yaşadı. Ailesi ve Japon hükümetiyle bağlarını tamamen koparan Okamoto, zaman zaman Filistin davasına olan bağlılığını yineleyen açıklamalar yaptı. 2011 yılında Japonya'da medyaya yansıyan haberlerde, Okamoto'nun Beyrut'ta 'Muhammed' adını kullandığı ve yerel halkla iç içe yaşadığı belirtilmişti. FHKC, Okamoto'yu "Filistin direnişinin bir sembolü" olarak nitelendirdi.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Okamoto'nun ölümü, 1970'lerin radikal sol hareketlerinin ve Filistin direnişinin tarihsel bir figürünün sonu anlamına geliyor. 1972 Lod Havalimanı saldırısı, uluslararası terörizmin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Saldırı, sivil havacılığa yönelik ilk büyük terör eylemlerinden biriydi ve uluslararası toplumun terörle mücadele politikalarını şekillendirmede etkili oldu. Ayrıca, bu olay Japonya'nın dış dünyadaki imajına ciddi zarar vermiş ve ülkenin terörle mücadele politikalarını gözden geçirmesine neden olmuştu.
Okamoto'nun ölümü, Filistin direnişinin sembol isimlerinin kaybı olarak yorumlanıyor. FHKC gibi sol örgütler, Lübnan'daki mülteci kamplarında hâlâ etkinliğini sürdürüyor. Ancak bu tür eylemlerin ve ideolojilerin günümüzde geçerliliği tartışmalı. Özellikle, 1970'lerin küresel radikalizm dalgası ile günümüzdeki çatışmaların dinamikleri arasında önemli farklar bulunuyor. Okamoto'nun hayatı, bu dönemin ideolojik coşkusunun ve trajedilerinin bir yansıması olarak tarihe geçti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olayın Türkiye ile doğrudan bir bağlantısı bulunmuyor. Ancak, tarihsel olarak Türkiye de 1970'lerde benzer ideolojik terör örgütlerinin şiddet eylemlerine sahne olmuştu. Okamoto'nun ölümü, bölgesel istikrarın sağlanması açısından geçmişteki çatışma dönemlerinin hala etkisini sürdürdüğünü gösteriyor. Türkiye, Orta Doğu'da barış ve istikrar arayışında olan bir ülke olarak, Filistin davasının meşruiyeti ile terörün her türlüsü arasındaki çizgiyi netleştirmeye devam ediyor. Bu vaka, uluslararası terörizmin tarihsel kökenlerini anlamak ve günümüzdeki güvenlik tehditlerine karşı dersler çıkarmak açısından bir örnek olarak değerlendirilebilir.