11 Eylül 2001'de El Kaide militanlarının kaçırdığı yolcu uçakları New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerine ve Pentagon'a çarparak yaklaşık 3 bin kişinin ölümüne yol açtı. Aradan geçen 25 yılda, Usame bin Ladin'in kurduğu örgüt küresel cihatçı hareketin merkezinden çıktı; ancak yerel bağlantılar ve ideolojik miras yoluyla dünya genelinde saldırıları teşvik etmeyi sürdürüyor. ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi ve Taliban'ın yönetimi ele geçirmesi, El Kaide'nin yeniden canlanma riskini gündeme getiriyor.
El Kaide'nin dönüşümü: Merkezden çevreye
11 Eylül saldırıları, El Kaide'yi küresel terörizmin ana aktörü haline getirdi. Ancak ABD öncülüğündeki uluslararası müdahale, örgütün Afganistan'daki üslerini kaybetmesine ve lider kadrosunun büyük ölçüde etkisiz hale getirilmesine yol açtı. 2011'de Usame bin Ladin'in Pakistan'ın Abbottabad kentinde düzenlenen operasyonla öldürülmesi, örgütün merkezi yapısına ağır darbe vurdu. Buna rağmen El Kaide, Yemen'deki El Kaide Arap Yarımadası (AQAP), Kuzey Afrika'daki El Kaide Mağrip (AQIM) ve Somali'deki Eş-Şebab gibi bağlı gruplar aracılığıyla varlığını korudu. Bu gruplar, yerel çatışmalara odaklanarak bölgesel güç boşluklarından faydalandı.
Örgütün ideolojik etkisi ise sınırların ötesine geçti. 2000'li ve 2010'lu yıllarda İstanbul, Madrid, Londra, Bali ve Mumbai gibi şehirlerde El Kaide ilhamlı saldırılar düzenlendi. IŞİD'in 2014'te halifelik ilan etmesi, cihatçı saflarda rekabeti artırdı ve El Kaide'nin önceliğini sorgulattı. Yine de El Kaide, daha uzun vadeli ve yerel halkla bütünleşme stratejisi izleyerek IŞİD'den farklı bir yol çizdi.
Sahadaki son durum ve belirsizlikler
2021'de ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi ve Taliban'ın Kabil'i ele geçirmesi, El Kaide için yeni fırsatlar yarattı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, El Kaide lideri Seyfullah Ahundzade dahil olmak üzere örgüt mensupları Afganistan'da varlığını sürdürüyor. Taliban, El Kaide'ye güvenli liman sağlamayacağını taahhüt etse de, sahadaki durum belirsizliğini koruyor. Öte yandan, örgütün Suriye, Yemen ve Sahel bölgesindeki uzantıları, yerel yönetimlerin zayıflığından istifade ederek faaliyetlerini sürdürüyor. 2022'de AQAP'in Yemen'de düzenlediği saldırılar ve Eş-Şebab'ın Somali'deki eylemleri, örgütün hâlâ ölümcül olduğunu gösteriyor.
Ancak El Kaide'nin merkezi komuta yapısı büyük ölçüde dağıldı. Lider kadrosu hedef alınmaya devam ediyor; 2020'de İran'da öldürülen ikinci adam Abdullah Ahmed Abdullah, bu durumun son örneklerinden. Örgüt, dron saldırıları ve istihbarat operasyonlarıyla sürekli baskı altında. Buna karşın, internet üzerinden propagandasını sürdürüyor ve Inspire dergisi gibi yayınlarla yeni nesil militanları cezbetmeye çalışıyor.
Küresel terörizmde değişen dinamikler
11 Eylül sonrası dönemde küresel terörizm haritası önemli ölçüde değişti. El Kaide'nin merkezi rolü azalırken, IŞİD gibi rakip örgütler ve bunların bağlıları öne çıktı. IŞİD, 2014-2019 arasında Irak ve Suriye'de geniş topraklar kontrol etti ve dünya çapında saldırılar düzenledi. El Kaide ise daha sessiz ve stratejik bir yaklaşım benimseyerek yerel halkla ilişkilerini güçlendirmeye odaklandı. Bu strateji, özellikle Afrika'da meyvelerini verdi; Sahel'deki gruplar, devlet otoritesinin zayıf olduğu bölgelerde etkili oldu.
Bugün El Kaide'nin doğrudan saldırı kapasitesi sınırlı olsa da, ilham verdiği bireysel teröristler ve bağlı gruplar aracılığıyla tehdit devam ediyor. Avrupa ve Asya'da son yıllarda düzenlenen saldırılar, örgütün ideolojik çekiciliğini koruduğunu gösteriyor. Ayrıca, Taliban yönetimindeki Afganistan'ın cihatçı gruplara ev sahipliği yapma ihtimali, uluslararası güvenlik endişelerini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
El Kaide'nin 25 yıllık evrimi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir olgu. Türkiye, 11 Eylül sonrası dönemde terörizmle mücadelede NATO çerçevesinde aktif rol aldı; Afganistan'da ISAF ve Resolute Support misyonlarına katkı sağladı. Örgütün Suriye ve Irak'taki uzantıları, Türkiye'nin sınır güvenliğini doğrudan etkiliyor. Ayrıca, El Kaide bağlantılı grupların Sahel ve Afrika Boynuzu'nda artan etkisi, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve insani faaliyetlerini riske atabilir. Türkiye, istihbarat paylaşımı ve sınır kontrolüyle bu tehdide karşı önlem alırken, ideolojik radikalleşmeyle mücadelede de yerel ve uluslararası işbirliğini sürdürmeli.