11 Eylül saldırılarında eşini kaybeden Terry Strada, Suudi Arabistan'ın saldırılara destek verdiği iddiasıyla açılan davanın mahkemeye taşınmasına yaklaşılırken, adaletin yerini bulacağına dair umudunu koruduğunu söyledi. Strada, Suudi Arabistan'ın hesap vermesinin “çok uzun sürdüğünü” belirterek, yıllardır süren hukuk mücadelesinin artık sona ermesi gerektiğini vurguladı.
Davanın Arka Planı: Yıllar Süren Hukuk Mücadelesi
11 Eylül 2001'de gerçekleşen terör saldırılarında hayatını kaybeden binlerce kişinin aileleri, yıllardır Suudi Arabistan'ı saldırılarda rol oynamakla suçluyor. Aileler, Suudi yetkililerin kaçıranlara finansal ve lojistik destek sağladığını iddia ediyor. 2016 yılında ABD Kongresi'nde kabul edilen “Adalet Karşı Terörizm Sponsorları Yasası” (JASTA), 11 Eylül kurbanlarının ailelerine Suudi Arabistan'a karşı dava açma hakkı tanıdı. O tarihten bu yana dava süreci devam ediyor ve sonunda mahkeme aşamasına yaklaşıldı.
Dava, Suudi Arabistan hükümetinin yanı sıra bazı Suudi bankaları ve hayır kurumlarını da hedef alıyor. Aileler, bu kuruluşların El Kaide'ye para aktardığını ve kaçıranlara yardım ettiğini öne sürüyor. Suudi Arabistan ise suçlamaları reddediyor ve 11 Eylül saldırılarıyla hiçbir ilgisi olmadığını savunuyor. Ancak aileler, yıllardır delil toplamakta zorluk çekiyor ve dosyanın bir an önce mahkemeye taşınmasını istiyor.
Terry Strada, kocası Tom Strada'yı 11 Eylül'de Dünya Ticaret Merkezi'ndeki saldırıda kaybetti. Strada, “Çok uzun sürdü. Ama sonunda adaletin tecelli edeceğine inanıyorum” dedi. Aileler, Suudi Arabistan'ın saldırılardaki rolünün ortaya çıkarılmasının sadece kendileri için değil, gelecekte benzer saldırıların önlenmesi için de önemli olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Suudi Arabistan-ABD İlişkileri
Dava, ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinde hassas bir noktada duruyor. Suudi Arabistan, ABD'nin Orta Doğu'daki en önemli müttefiklerinden biri ve iki ülke arasında derin ekonomik ve güvenlik bağları bulunuyor. Ancak 11 Eylül saldırıları sonrası Suudi Arabistan'ın rolü, özellikle ABD kamuoyunda uzun süredir tartışılıyor. 2004 yılında yayımlanan 9/11 Komisyonu raporu, Suudi hükümetinin saldırılara doğrudan destek verdiğine dair kanıt bulunamadığını belirtmişti; fakat raporun 28 sayfası gizli tutulmuştu. Bu gizli bölümün 2016'da açıklanması, Suudi Arabistan'a yönelik şüpheleri artırdı.
Dava, sadece ABD'de değil, küresel terörle mücadele politikaları açısından da emsal teşkil edebilir. Eğer mahkeme Suudi Arabistan'ı suçlu bulursa, bu, devlet destekli terörizm iddialarında yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Ancak Suudi Arabistan'ın güçlü hukuk ekibi ve ABD yönetiminin olası siyasi müdahalesi, davanın seyrini etkileyebilir. Öte yandan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın reformları ve bölgesel güvenlik konularında ABD ile artan işbirliği, davanın arka planda kalmasına neden olabilir.
11 Eylül aileleri, yıllardır lobi faaliyetleri yürütüyor ve Kongre'de destek arıyor. JASTA'nın kabulü, bu çabaların bir sonucuydu. Ancak dava süreci, pandemi ve diğer hukuki engeller nedeniyle yavaşladı. Şimdi, davanın mahkemeye taşınmasıyla birlikte aileler, nihayet gerçeğin ortaya çıkacağını umut ediyor. Terry Strada, “Bu dava sadece bizim için değil, tüm dünya için önemli. Terörün destekçileri hesap vermeli” diye konuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin terörle mücadele ve uluslararası hukuk yaklaşımı açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, uzun yıllardır PKK, DEAŞ ve FETÖ gibi terör örgütleriyle mücadele ediyor ve teröre finansman sağlayan ülkelere karşı uluslararası platformlarda hesap sorulması gerektiğini savunuyor. ABD'de Suudi Arabistan'a açılan dava, devletlerin terör örgütlerine destek vermesi durumunda yargı önüne çıkarılabileceği ilkesini güçlendirebilir. Bu durum, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki terör unsurlarına destek verdiğini iddia ettiği ülkelere karşı yürüttüğü diplomatik mücadeleye dolaylı bir destek sağlayabilir. Ayrıca, Suudi Arabistan ile yaşanan ilişkilerde denge politikası izleyen Türkiye, bu davanın Suudi Arabistan üzerindeki baskıyı artırmasını ve bölgesel güvenlik işbirliğinde yeni dinamikler yaratmasını izleyecektir.