ABD Birinci Bölge Temyiz Mahkemesi, Perşembe günü Trump yönetiminin posta yoluyla oy kullanma (mail-in voting) üzerindeki kısıtlamalarına getirilen engeli onadı. Bu karar, Yüksek Mahkeme'nin konuyu ele aldığı bir dönemde geldi. Üç yargıç, geçen hafta ABD Bölge Yargıcı Indira Talwani'nin verdiği ihtiyati tedbir kararını destekledi. Talwani, Trump yönetiminin posta oylarına yönelik yeni kurallarının yürürlüğe girmesini durdurmuştu. Temyiz mahkemesinin bu kararı, 2024 başkanlık seçimlerine giden süreçte posta oylamasının güvenliği ve erişilebilirliği konusundaki hukuki mücadelenin sona ermediğini gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, posta yoluyla oy kullanımını sınırlamak amacıyla çeşitli düzenlemeler yapmaya çalışmıştı. Bu düzenlemeler, posta oylarının sayım süreçlerini sıkılaştırmayı, seçmen kimlik doğrulamasını artırmayı ve posta kutularının sayısını azaltmayı içeriyordu. Yönetim, bu adımların seçim güvenliğini artıracağını savunurken, muhalifler bu kısıtlamaların özellikle düşük gelirli, yaşlı ve azınlık seçmenlerin oy kullanma hakkını engellediğini belirtiyor. Geçen hafta Yargıç Talwani, düzenlemelerin yürütme organının yetkisini aştığına ve federal yasalara aykırı olduğuna hükmederek yürütmeyi durdurmuştu. Trump yönetimi bu karara itiraz ederek Birinci Bölge Temyiz Mahkemesi'ne başvurmuştu. Temyiz mahkemesinin üç yargıçlı paneli, Talwani'nin kararını oybirliğiyle onadı. Karar metninde, yönetimin düzenlemelerinin yasal dayanaktan yoksun olduğu ve seçim sürecine müdahale niteliği taşıdığı vurgulandı. Ayrıca, posta oylamasının yaygın olduğu eyaletlerde bu tür kısıtlamaların seçmen katılımını azaltacağı ve seçim sonuçlarına gölge düşüreceği belirtildi.
Trump yönetimi, kararı temyiz etmek için Yüksek Mahkeme'ye başvurmuş durumda. Yüksek Mahkeme'nin 6-3'lük muhafazakar çoğunluğu, daha önce benzer davalarda yönetimin lehine kararlar vermişti. Ancak bu dava, posta oylamasının genişletilmesi yönündeki alt mahkeme kararlarının üst mahkemece ne ölçüde kabul göreceği açısından kritik bir test niteliği taşıyor. Yüksek Mahkeme'nin önümüzdeki haftalarda davayı görüşmesi bekleniyor. Karar, seçim öncesi posta oylaması kurallarını doğrudan etkileyecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de posta yoluyla oy kullanımı, Kovid-19 salgını sırasında büyük ölçüde artmıştı. 2020 başkanlık seçimlerinde yaklaşık 65 milyon seçmen posta yoluyla oy kullandı; bu, toplam oyların %43'üne denk geliyordu. Trump, o dönemde posta oylamasının "büyük bir aldatmaca" olduğunu iddia etmiş ve sonuçları kabul etmemişti. Bu söylem, ABD'de seçim güvenliği konusundaki kutuplaşmayı derinleştirdi. Temyiz mahkemesinin son kararı, federal yargının yürütme organının seçim kurallarını değiştirme çabalarına karşı bağımsızlığını gösteriyor. Karar, aynı zamanda eyaletlerin kendi seçim yasalarını belirleme yetkisini de dolaylı olarak güçlendiriyor. Zira posta oylaması kuralları büyük ölçüde eyalet düzeyinde düzenleniyor. Küresel ölçekte, demokrasilerde posta oylamasının yaygınlaşması ve seçim güvenliği arasındaki denge, birçok ülkede tartışılıyor. ABD'deki bu hukuki süreç, diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir.
Uzmanlar, Yüksek Mahkeme'nin olası kararının, 2024 seçimlerinde posta oylarının geçerliliği ve sayımı konusunda belirsizlik yaratabileceğini belirtiyor. Eğer Yüksek Mahkeme yönetimin lehine karar verirse, birçok eyalette posta oylarının reddedilmesi ve seçim sonuçlarının tartışmalı hale gelmesi riski var. Bu durum, ABD'nin uluslararası itibarını ve demokratik süreçlere olan güveni sarsabilir. Ayrıca, NATO ve diğer müttefikler, ABD'deki siyasi istikrarsızlıktan endişe duyuyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, ABD seçimlerinin güvenilirliğini yakından takip ediyor. Türkiye gibi ülkeler için ise ABD'deki seçim belirsizliği, ikili ilişkilerde ve bölgesel politikalar, örneğin Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz'de, dalgalanmalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki posta oylaması tartışması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD demokrasisinin istikrarı ve seçim güvenilirliği, Türk dış politikası ve ekonomisi için önemli. Türkiye, ABD ile Suriye, Irak, Doğu Akdeniz ve savunma sanayii gibi konularda kritik müzakereler yürütüyor. Seçim belirsizliği, ABD'nin dış politika kararlarını geciktirebilir veya tutarsızlaştırabilir. Ayrıca, ABD'deki iç siyasi kutuplaşma, Türkiye'ye yönelik yaptırım veya insan hakları temelli baskıların artmasına neden olabilir. Ekonomik açıdan, ABD seçimlerinin sonucu dolar kuru, ticaret anlaşmaları ve yatırımları etkileyebilir. Türkiye, olası bir seçim krizine karşı diplomatik kanalları açık tutmalı ve her iki partiyLE de diyalogu sürdürmeli.