11 Eylül 2001'de New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerine ve Pentagon'a düzenlenen terör saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti. El Kaide militanlarının kaçırdığı dört yolcu uçağıyla gerçekleştirilen saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti. Saldırılar, o dönemde ABD genelinde eşi benzeri görülmemiş bir ulusal birlik duygusu yaratmıştı. Ancak aradan geçen çeyrek asırda bu birlik duygusunun büyük ölçüde aşındığı ve yerini derin bir siyasi kutuplaşmaya bıraktığı görülüyor.
Ulusal Birlikten Kutuplaşmaya
Saldırıların hemen ardından ABD Kongresi neredeyse oybirliğiyle terörizme karşı geniş yetkiler tanıyan yasaları kabul etti. Başkan George W. Bush'un yönetimi, Afganistan'a askeri müdahale başlatarak El Kaide'yi ve Taliban rejimini hedef aldı. 2003'te ise Irak işgali gündeme geldi. Bu süreçte ülke genelinde Amerikan bayrağı satışları rekor kırdı, güvenlik güçlerine destek arttı ve her iki partiden siyasetçiler ortak bir söylem geliştirdi. Fakat Irak Savaşı'nın uzaması, istihbarat hataları ve Guantanamo gibi tartışmalı uygulamalar, zamanla bu birliği erozyona uğrattı. 2008 küresel finans krizi ve ardından gelen ekonomik sıkıntılar, halkın kurumlara olan güvenini daha da sarstı.
Bugün ABD, 11 Eylül sonrası dönemde oluşan güvenlik devletinin kalıcı mirasıyla yüzleşiyor. Gözetim programları, havaalanlarındaki sıkı kontroller ve terörle mücadele yasaları hayatın olağan bir parçası haline geldi. Öte yandan saldırıların doğrudan sonucu olan Afganistan ve Irak savaşları, on binlerce Amerikan askerinin ve yüz binlerce sivilin ölümüne yol açtı. 2021'de ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi, bu mirasın tartışmalı bir şekilde sona ermesi olarak yorumlandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
11 Eylül saldırıları yalnızca ABD'yi değil, tüm dünyayı etkiledi. NATO, tarihinde ilk kez 5. Madde'yi işleterek saldırıyı tüm ittifaka yapılmış bir saldırı olarak kabul etti. Bu, ittifakın Soğuk Savaş sonrası dönemde yeni bir misyon edinmesinin kapısını araladı. ABD öncülüğündeki "teröre karşı küresel savaş" söylemi, birçok ülkede iç güvenlik yasalarının sertleşmesine ve Müslüman topluluklara yönelik ayrımcılığın artmasına neden oldu. Avrupa'da da benzer yasalar devreye girdi; İngiltere, İspanya ve Türkiye gibi ülkelerde meydana gelen terör saldırıları, güvenlik algısını derinden değiştirdi.
New York kenti, saldırıların en ağır yaralarını aldı. Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu alana inşa edilen Ulusal 11 Eylül Anıtı ve Müzesi, her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor. Ancak kentin demografik ve kültürel dokusu da değişti; saldırılar sonrası artan güvenlik önlemleri ve göç politikaları, şehrin kozmopolit yapısını etkiledi. Bugün New York, ekonomik canlılığını büyük ölçüde koruyor olsa da, 11 Eylül'ün travması hâlâ kolektif hafızada canlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül saldırıları, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika önceliklerini derinden etkiledi. Saldırıların ardından ABD'nin Afganistan'a müdahalesi, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası koalisyonda yer almasına yol açtı. Türkiye, 2003'te Irak'a asker gönderme teklifini Meclis'ten geçiremedi; bu karar, ABD ile ilişkilerde soğukluğa neden oldu. Öte yandan 11 Eylül sonrası dönemde PKK terörüne karşı uluslararası işbirliği imkânları arttı, ancak Suriye ve Irak'taki istikrarsızlık Türkiye'nin sınır güvenliğini uzun yıllar meşgul etti. Küresel terörle mücadele söylemi, Türkiye'nin kendi güvenlik endişelerini uluslararası zeminde meşrulaştırmasına kısmen yardımcı oldu.