Zimbabve'de iklim değişikliğine bağlı kuraklık nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan binlerce kişi, yerleştikleri Doğu Yaylaları'nda hükümetin başlattığı tahliye operasyonları nedeniyle yeniden yerinden edilme riskiyle karşı karşıya. Ülkenin verimli tarım arazilerine sahip bu bölgesine akın eden çiftçiler, uzun süredir burada yaşamalarına rağmen yasal statü kazanamamış durumda. Hükümet, söz konusu arazilerin orman rezervi olduğunu savunarak bölgeyi boşaltmaya çalışıyor.
Kuraklık Zorunlu Göçe Yol Açtı
Zimbabve'nin güney ve orta bölgelerinde yıllardır süren kuraklık, tarıma dayalı geçim kaynaklarını kuruttu. Küçük ölçekli çiftçiler, mahsullerini yetiştiremez hale gelince, ülkenin doğusundaki dağlık bölgelere yöneldi. Doğu Yaylaları, bol yağışı ve verimli topraklarıyla ülkenin geri kalanına göre daha elverişli koşullar sunuyor. BM verilerine göre, son on yılda bölgeye yaklaşık 50 bin kişi yerleşti. Ancak bu yerleşimler çoğunlukla kayıt dışı gerçekleşti; göçmenlerin büyük kısmı geçici barakalarda yaşıyor ve toprak mülkiyeti konusunda herhangi bir hakka sahip değil. Hükümet, bu durumun ormanların yok olmasına ve çevre tahribatına yol açtığını öne sürerken, insan hakları örgütleri ise temel ihtiyaçların karşılanamadığı bu toplulukların korunması gerektiğini vurguluyor.
Tahliye Operasyonları ve Hukuki Belirsizlik
Zimbabwe hükümeti, geçen yıl başlattığı bir kampanyayla Doğu Yaylaları'ndaki işgalleri sonlandırmayı hedefliyor. Yetkililer, söz konusu arazilerin yasal olarak orman rezervi statüsünde olduğunu ve tarımsal faaliyetlerin bu alanları tahrip ettiğini savunuyor. Operasyonlar kapsamında yüzlerce aile, evlerinden çıkarıldı ve eşyalarına el konuldu. İnsan Hakları İzleme Örgütü, tahliyelerin keyfi olduğunu ve göçmenlere alternatif bir yaşam alanı sunulmadığını belirtiyor. Öte yandan, iklim göçmenleri, kuraklık nedeniyle eski yerleşim yerlerine dönmelerinin imkansız olduğunu ifade ediyor. Birleşmiş Milletler, Zimbabve'yi iklim değişikliğine karşı en kırılgan ülkeler arasında sıralarken, uzmanlar bu tür göç hareketlerinin önümüzdeki yıllarda artacağı uyarısında bulunuyor. Ülkede ayrıca 2000'li yıllardaki toprak reformu sürecinden kaynaklanan mülkiyet sorunları da benzer çatışmalara zemin hazırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Zimbabve'deki iklim göçü, Türkiye'nin de yakından takip ettiği iklim-kaynaklı yerinden edilme sorununa bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesinde benzer dinamiklerle karşı karşıya. Bu tür olaylar, sınır aşan göç dalgaları yaratma potansiyeli taşıdığından, Türkiye'nin insani yardım politikaları ve kalkınma işbirliği stratejileri açısından dikkatle izlenmelidir. Ayrıca, su kıtlığı ve kuraklık nedeniyle artan iç göç, Türkiye'nin de kırsal alanlarda karşılaştığı bir sorun olduğundan, bu ülke deneyimlerinden çıkarılacak dersler bulunmaktadır. Türkiye'nin BM platformlarında iklim göçmenlerinin hukuki statüsü ve korunmasına yönelik çabaları, Zimbabve örneği ışığında daha da önem kazanmaktadır.