Gelişmiş ekonomiler, tarihsel olarak yüksek seviyelere ulaşan kamu borçlarına rağmen borçlanma konusunda giderek daha umursamaz bir tutum sergiliyor. The Economist dergisinin son sayısında yer alan bir analize göre, düşük faiz oranları ve merkez bankalarının genişletici para politikaları, zengin ülkelerin borç yükünü hafife almasına yol açıyor. Ancak bu kayıtsızlık, enflasyon ve faiz oranlarının yükselmesiyle birlikte sürdürülemez hale gelebilir. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumlar, küresel borç seviyelerinin rekor düzeylere ulaştığı uyarısını yapıyor.
Borçlanmadaki Kayıtsızlığın Arka Planı
2008 küresel finans krizinin ardından, gelişmiş ülkeler ekonomilerini canlandırmak için benzeri görülmemiş teşvik paketleri açıkladı. ABD, Japonya ve Avrupa Birliği ülkeleri, merkez bankaları aracılığıyla tahvil alım programları başlatarak faiz oranlarını tarihi düşük seviyelere çekti. Bu ortamda hükümetler, borçlanmanın maliyetini neredeyse yok saydı. Örneğin, ABD federal borcu 2023 itibarıyla 33 trilyon doları aşarak GSYİH'nın %120'sine ulaştı. Japonya'da bu oran %260'ı bulurken, Avrupa'da birçok ülke Maastricht kriterlerini ihlal etti. Pandemi döneminde ise hükümetler, sağlık harcamaları ve ekonomik destek için ek borçlanmaya gitti. Ancak enflasyonun 2021'den itibaren yükselmesiyle birlikte merkez bankaları faiz artırımına başladı. Buna rağmen, birçok gelişmiş ülke borçlanmayı sürdürüyor ve bütçe disiplinini gevşetiyor. The Economist, bu tutumun 'umursamaz' olduğunu ve gelecekte ciddi mali kriZlere yol açabileceğini vurguluyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Nisan 2024'te yaptığı açıklamada, küresel borcun 2023'te 307 trilyon dolara ulaştığını ve bunun küresel GSYİH'nın %336'sına denk geldiğini belirtti. Gelişmiş ülkelerin borç yükünün, gelişmekte olan ülkelere göre daha hızlı arttığını da sözlerine ekledi. Dünya Bankası da benzer bir uyarıda bulunarak, borç servis maliyetlerinin 2024'te rekor seviyeye çıkacağını öngörüyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Zengin ülkelerin borçlanma konusundaki umursamazlığı, sadece kendi ekonomilerini değil, küresel finansal sistemi de tehdit ediyor. Yüksek borç seviyeleri, faiz oranlarındaki ani bir artışta borç krizlerine yol açabilir. Özellikle ABD'de borç tavanı tartışmaları ve olası bir temerrüt, dünya piyasalarında dalgalanma yaratabilir. Avrupa'da ise İtalya, Yunanistan gibi yüksek borçlu ülkeler, Avrupa Merkez Bankası'nın sıkılaşma politikalarıyla zorlanabilir. Gelişmekte olan ülkeler açısından ise durum daha vahim: Küresel faiz oranlarındaki artış, bu ülkelerin borçlanma maliyetlerini yükseltiyor ve sermaye çıkışlarına neden oluyor. Türkiye gibi cari açık veren ve dış borcu yüksek olan ekonomiler, küresel risk iştahındaki azalmadan olumsuz etkileniyor. Ayrıca, gelişmiş ülkelerin borçlanma ihtiyacı, küresel tasarrufları emerek gelişmekte olan ülkelere yönelik fon akışını azaltabilir. Uzmanlar, bu durumun 'küresel tasarruf fazlası' teorisini tersine çevirebileceğini ve gelişmekte olan ülkelerin finansman bulmakta zorlanacağını belirtiyor.
Öte yandan, jeopolitik gerilimler ve ticaret savaşları, borçlanma maliyetlerini daha da artırıyor. ABD ile Çin arasındaki rekabet, küresel tedarik zincirlerini bozarak enflasyonu körüklüyor. Rusya-Ukrayna savaşı ise enerji fiyatlarını yükselterek Avrupa'da maliyetleri artırıyor. Bu ortamda, gelişmiş ülkelerin borçlanma iştahı, küresel ekonomiyi kırılgan hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gelişmiş ülkelerin umursamaz borçlanması, Türkiye ekonomisi için doğrudan riskler taşıyor. Küresel faiz oranlarındaki yükseliş, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetini artırırken, sermaye çıkışları TL üzerinde baskı oluşturuyor. Ayrıca, gelişmiş ülkelerin borçlanma ihtiyacı, uluslararası fonların bu ülkelere yönelmesine neden olarak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ayrılan payı azaltabilir. Türkiye'nin yüksek cari açığı ve döviz borcu göz önüne alındığında, küresel finansal koşullardaki bir sıkılaşma, ekonomik istikrarı tehdit edebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin makroekonomik politikalarını dış şoklara karşı dayanıklı hale getirmesi ve borç yönetimini dikkatli yapması gerekiyor.