Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky, Rus hava sahasının sivil uçaklar için güvenli olmadığını belirterek uluslararası topluma çağrıda bulundu. Bu açıklama, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının sivil havacılık üzerindeki risklerini yeniden gündeme getirdi. Montreal merkezli Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), çatışma bölgelerinde sivil uçakların güvenliğini sağlamak için daha güçlü taahhütler verilmesi gerektiğini yineledi.
Gelişmenin arka planı
Zelensky'nin uyarısı, Rusya'nın Ukrayna hava sahasını işgal etmesinin ardından yapılan açıklamalarla birlikte geldi. Şubat 2022'de başlayan savaş, bölgedeki sivil havacılık faaliyetlerini ciddi şekilde etkiledi. Ukrayna hava sahası, çatışmaların başlamasından kısa bir süre sonra kapatılırken, Rusya'nın bazı bölgeleri de uçuşlara kapatıldı. Ancak Rus hava sahasının büyük bir kısmı, özellikle ülkenin güneyi ve batısı, sivil uçuşlara hala açık durumda. Zelensky, bu durumun sivil havacılık için büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Ukrayna lideri, uluslararası topluma ve havayolu şirketlerine çağrı yaparak, Rus hava sahasını kullanmaktan kaçınmalarını istedi. "Rus hava sahası artık güvenli değil. Sivil uçaklar, askeri operasyonların hedefi haline gelebilir. Bu, uluslararası sivil havacılık tarihinde eşi görülmemiş bir risk" şeklinde konuşan Zelensky, kanıtların Rusya'nın sivil uçakları hedef aldığını gösterdiğini öne sürdü. Bu iddia, Rusya tarafından reddedilirken, bölgedeki gerilimi daha da artırdı.
Öte yandan, ICAO'nun bu konudaki açıklaması, sivil havacılığın korunmasına yönelik uluslararası hukuk kurallarını hatırlatma niteliği taşıyor. Çatışma bölgelerinde sivillerin korunmasına ilişkin Cenevre Sözleşmeleri ve Chicago Konvansiyonu gibi anlaşmalar, sivil uçakların güvenliğini garanti altına almayı amaçlıyor. Ancak bu kuralların uygulanması, devletlerin iş birliğine ve siyasi iradeye bağlı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, sadece Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşın bir parçası değil, aynı zamanda küresel sivil havacılık güvenliği açısından da önemli bir sınamadır. 2014 yılında Ukrayna'nın doğusunda düşürülen Malezya Havayolları'na ait MH17 sefer sayılı uçağı, çatışma bölgelerindeki sivil havacılık risklerinin en acı örneklerinden biri olarak hatırlatılıyor. Bu olayda 298 kişi hayatını kaybetmişti. O dönemde yapılan uluslararası soruşturma, uçağın Rusya destekli ayrılıkçılar tarafından fırlatılan bir füzeyle düşürüldüğünü ortaya koymuş ancak Rusya suçlamaları reddetmişti.
Günümüzde, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları sırasında da benzer risklerin yaşanabileceğine dair endişeler bulunuyor. Uzmanlar, savaş uçaklarının ve hava savunma sistemlerinin sivil uçakları yanlışlıkla hedef alabilme ihtimaline dikkat çekiyor. Ayrıca, Rusya'nın bazı bölgelerinde GPS sinyallerinin karıştırıldığı ve uçuş güvenliğini tehdit eden siber saldırıların yaşandığı rapor ediliyor. Bu nedenle uluslararası havayolu şirketleri, Rus hava sahasını kullanmaktan kaçınarak daha uzun rotaları tercih etmek zorunda kalıyor. Bu durum, hem maliyetleri artırıyor hem de uçuş sürelerini uzatarak yolculara ek sıkıntılar yaşatıyor.
Zelensky'nin çağrısı, uluslararası toplumun çatışma bölgelerindeki sivil havacılık güvenliği konusunda harekete geçmesi için yeni bir baskı unsuru oluşturuyor. Avrupa Birliği ve ABD, Rusya'ya yönelik yaptırımlarını sürdürürken, hava sahasının kapatılması gibi ek önlemlerin alınabileceği konuşuluyor. Ancak bu tür adımlar, diplomatik krizi daha da derinleştirebilir ve küresel havacılık sektörünü olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem NATO üyesi olması hem de Rusya ile geliştirdiği ilişkiler açısından bu krizden etkilenen ülkelerin başında geliyor. Türk hava yolları, Avrupa ve Asya arasındaki uçuşlar için Rus hava sahasını kullanmak zorunda. Rus hava sahasının güvenli olmadığı yönündeki uyarılar, Türk sivil havacılığını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Karadeniz'deki güvenlik dengeleri açısından da bu gelişmeleri yakından izliyor. Ukrayna ve Rusya arasındaki anlaşmazlıkların bölgesel istikrarı tehdit etmesi, Türkiye'nin arabuluculuk rollerini daha da önemli hale getiriyor. Türkiye'nin, sivil havacılığın korunması ve tansiyonun düşürülmesi için uluslararası platformlarda aktif bir pozisyon alması bekleniyor.