ABD Hazine tahvilleri, zayıf perakende satış verilerinin ardından değer kazandı. Temmuz ayına ilişkin veriler, Federal Rezerv'in (Fed) önümüzdeki aylarda faiz artırımına gitme ihtimalini daha da zayıflattı. Perakende satışlardaki düşüş, istihdam ve enflasyon verilerinin ardından Fed'in şahin duruşunu gözden geçirebileceğine yönelik piyasa beklentilerini güçlendirdi. Bu gelişme, küresel piyasalarda risk iştahını artırırken, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde de olumlu etki yarattı.
Zayıf Veriler Fed'in Yol Haritasını Etkiliyor
ABD Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Temmuz ayında perakende satışlar aylık bazda yüzde 0,1 arttı. Piyasa beklentisi yüzde 0,3'lük bir artış yönündeydi. Çekirdek perakende satışlar ise beklenmedik şekilde yüzde 0,2 düşüş gösterdi. Bu veriler, ABD ekonomisinin hala dirençli olmakla birlikte tüketici harcamalarında yavaşlama sinyalleri verdiğini ortaya koyuyor. Özellikle benzin istasyonu satışları ve online mağazalardaki düşüş, harcamalardaki yavaşlamanın ana nedenleri arasında gösterildi.
Piyasalar, bu verilerin ardından Fed'in Eylül toplantısında faizleri sabit tutacağına yönelik fiyatlamaları güçlendirdi. Fed funds vadeli işlemleri, Eylül ayında faiz artırımı olasılığını yüzde 10'un altına çekti. Daha da önemlisi, yıl sonuna kadar faiz artırımı olasılığı da önemli ölçüde azalmış durumda. Bu, Fed Başkanı Jerome Powell'ın Jackson Hole sempozyumunda yapacağı konuşma öncesinde piyasalara bir nefes aldırdı.
Geçtiğimiz haftalarda açıklanan istihdam verileri, ücret artışlarının yavaşladığını gösterirken, enflasyon verileri de hedefin üzerinde ancak düşüş eğiliminde seyretti. Bu durum, Fed'in 2022'den bu yana sürdürdüğü agresif faiz artırım döngüsünün sonuna yaklaştığı yorumlarını güçlendirdi. Öte yandan, bazı Fed yetkilileri enflasyonla mücadelenin devam etmesi gerektiğini vurgulayarak, piyasaları temkinli olmaya çağırdı.
Küresel Piyasalara Etkisi ve Yatırımcı Stratejileri
ABD tahvil faizlerindeki düşüş, küresel anlamda borçlanma maliyetlerini de etkiliyor. Gelişmekte olan ülkelerin dış borçlanma maliyetleri üzerinde baskıyı azaltan bu gelişme, gelişmekte olan ülke piyasalarına yönelik risk iştahını artırdı. Özellikle Türkiye, Brezilya, Meksika gibi ülkelerin para birimleri ve tahvil piyasaları olumlu etkilendi. Dolar endeksi, tahvil faizlerindeki düşüşe paralel olarak değer kaybetti; bu da emtia fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.
Yatırımcılar, Fed'in politika patikasına ilişkin sinyaller almak için ekonomik verilere ve merkez bankası yetkililerinin açıklamalarına odaklanmış durumda. Perakende satışlardaki zayıflık, ABD ekonomisinin yavaşlama sinyali verdiği yönündeki görüşleri güçlendirirken, bu da resesyon endişelerini bir ölçüde artırdı. Ancak piyasalar, bir resesyondan ziyade yumuşak iniş senaryosunu fiyatlamayı tercih ediyor. Bu nedenle, hisse senedi piyasaları bu hafta olumlu bir seyir izlerken, tahvil getirileri de düşük seviyelerde kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de faiz artırım beklentilerinin azalması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını hızlandırabilir. Bu durum, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkelerin finansman koşullarını iyileştirebilir. Kur korumalı mevduat ve rezerv yönetimi politikaları göz önüne alındığında, gelişmekte olan ülkelere yönelik olumlu risk iştahı, Türk lirası varlıklar üzerinde de olumlu etki yaratabilir. Ayrıca, ABD tahvil getirilerindeki düşüş, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini de olumlu etkileyebilir. Ancak, Türkiye'nin kendi ekonomik kırılganlıkları ve politik riskleri nedeniyle bu etkinin sınırlı kalabileceği unutulmamalıdır. Orta vadede bu gelişme, Türkiye'nin cari açık finansmanı ve dış borç çevirme açısından olumlu bir zemin hazırlayabilir.