Ukrayna'nın güneydoğusundaki Zaporijya kentine cumartesi günü düzenlenen Rus hava saldırılarında en az 17 kişi hayatını kaybetti. Ukraynalı yetkililer, ölenler arasında üç çocuğun da bulunduğunu açıkladı. Saldırılar, Rusya'nın Ukrayna genelinde saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşti. Kurtarma ekipleri, yıkılan binaların enkazında hayatta kalanları aramaya devam ediyor.
Saldırının ayrıntıları ve bölgedeki durum
Zaporijya'ya yönelik saldırı, yerel saatle cumartesi günü erken saatlerde gerçekleşti. Ukrayna Acil Durumlar Servisi, kentin birkaç mahallesinde konut binalarının isabet aldığını bildirdi. Saldırıda en az 17 sivilin yaşamını yitirdiği, onlarca kişinin yaralandığı belirtildi. Yetkililer, ölenler arasında üç çocuğun bulunduğunu ve yaralı sayısının artabileceğini söyledi. Bölge valisi Oleksandr Starukh, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada saldırıyı "sivillere yönelik acımasız bir saldırı" olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumu Rusya'ya karşı daha sert önlemler almaya çağırdı.
Kurtarma ekipleri, enkaz altında kalanları kurtarmak için gece boyunca çalıştı. Kentteki hastaneler yaralılarla dolduruldu. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, saldırının ardından yaptığı açıklamada, Rusya'nın "terör devleti" olduğunu yineleyerek, Batılı müttefiklerden hava savunma sistemleri tedarikini hızlandırmalarını istedi. Zelenski, "Her gün yeni kayıplar veriyoruz, ancak hava savunmamızı güçlendirirsek bu acıları azaltabiliriz" dedi.
Zaporijya, savaşın başından bu yana sık sık hedef alınan bir kent. Bölgede Rusya yanlısı ayrılıkçılar ile Ukrayna güçleri arasında çatışmalar sürüyor. Son haftalarda Rusya, Ukrayna'nın enerji altyapısına ve sivil yerleşimlerine yönelik saldırılarını artırdı. Zaporijya Nükleer Santrali'nin bulunduğu bölgeye yakınlığı nedeniyle kent, uluslararası kamuoyunun da dikkatini çekiyor. Saldırılar, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından kınandı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, sivil kayıplardan derin üzüntü duyduğunu belirterek, "Sivillere yönelik saldırılar uluslararası hukuka aykırıdır" açıklamasında bulundu.
Savaşın gidişatı ve uluslararası tepkiler
Rusya'nın son saldırıları, Ukrayna'nın doğusunda ve güneyinde yoğunlaşıyor. Askeri uzmanlara göre, Rus kuvvetleri, Ukrayna'nın karşı taarruzlarına yanıt olarak sivil altyapıyı bombalayarak moral bozmaya çalışıyor. Zaporijya'daki saldırı, Rusya'nın cephe hattında ilerleme kaydedemediği bir dönemde, cephe gerisindeki kentleri hedef alarak baskıyı artırma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, son 24 saat içinde ülke genelinde 40'tan fazla hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi. Bu saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği ve altyapının zarar gördüğü ifade edildi.
Batılı ülkelerden art arda kınama açıklamaları geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, saldırıyı "acımasızca" olarak nitelendirerek, Rusya'nın savaş suçu işlediğini savundu. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, müttefiklerin Ukrayna'ya desteğinin süreceğini ve hava savunma sistemlerinin tedarikinin hızlandırılacağını söyledi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, saldırıların savaşı daha da tırmandırdığını belirterek, Rusya'ya yönelik yaptırımların artırılabileceği sinyalini verdi.
Zaporijya'daki saldırı, Ukrayna'nın savaş boyunca verdiği sivil kayıpların son örneği. Birleşmiş Milletler verilerine göre, savaşın başından bu yana en az 10 bin sivil hayatını kaybetti, ancak gerçek sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte enerji altyapısına yönelik saldırılar, insani krizi derinleştirebilir. Ukrayna hükümeti, elektrik kesintileri ve ısınma sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Zaporijya'ya düzenlenen saldırı ve savaşın tırmanması, Türkiye'nin Karadeniz bölgesindeki güvenlik dengeleri ve enerji güvenliği açısından doğrudan etkiliyor. Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasında arabuluculuk çabalarını sürdürürken, sivil kayıpların artması Ankara'nın diplomatik girişimlerini zorlaştırıyor. Zaporijya Nükleer Santrali'ne yakınlık, olası bir nükleer kaza riskini gündeme getiriyor; Türkiye, böyle bir durumda Karadeniz'de çevresel ve insani krizle karşılaşabilir. Ayrıca savaşın uzaması, tahıl koridoru anlaşması ve enerji tedarikinde belirsizlik yaratıyor. Türkiye, denge politikası gereği her iki tarafla diyaloğunu sürdürürken, Batı ile ilişkilerinde de hassas bir konumda. Sivil kayıpların artması, uluslararası baskıyı artırarak Türkiye'nin arabuluculuk rolünü sınırlayabilir.