Zambiya'da muhalefetin bu ay yapılan ve tartışmalı olarak nitelendirilen seçimlere itiraz etmek için başvuru yapabileceği son gün olan Pazartesi günü, ülkenin en yüksek mahkemeleri kapatıldı ve bina çevresine erişim engellendi. Başkent Lusaka'da Yüksek Mahkeme ve Anayasa Mahkemesi çevresinde güvenlik güçleri tarafından oluşturulan barikatlar, muhalefet partisi yetkilileri ve avukatlarının binaya girişini fiilen imkânsız hale getirdi. Bu gelişme, Zambiya'da 12 Ağustos'ta yapılan başkanlık seçimlerinin ardından yaşanan siyasi gerilimi daha da tırmandırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Hakim parti Cumhuriyetçi Cephe (PF) adayı ve mevcut Devlet Başkanı Edgar Lungu'nun, ana muhalefetteki Birleşik Ulusal Kalkınma Partisi (UPND) lideri Hakainde Hichilema'yı yüzde 50,35'e karşı yüzde 48,96 oyla geçtiği açıklanan seçimlerin ardından, UPND sonuçlara itiraz etmek amacıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurmayı planlamıştı. Ancak Pazartesi günü, mahkeme binasının önünde güvenlik şeridi oluşturan polis ekipleri, bina içine girişleri durdurulmuş olan muhalefet avukatlarına "içeride yoğun bir güvenlik operasyonu olduğunu" söyledi. Zambiya'nın seçim yasasına göre, başkanlık seçim sonuçlarına itiraz için seçim sonuçlarının resmî olarak açıklanmasından itibaren yedi günlük bir süre tanınıyor. Bu süre, seçimlerden dokuz gün sonra açıklanan sonuçların ardından Pazartesi günü sona eriyordu.
Muhalefet lideri Hichilema, ulusal televizyonda yaptığı konuşmada, "Demokrasinin temel taşı olan hukukun üstünlüğünün hiçe sayıldığına tanık oluyoruz. Vatandaşların oy kullanma iradesinin çalındığı bu süreçte, adalet arayışımız engellenemez. Bu engellerin, halkın iradesini görmezden gelme çabası olduğunu tüm dünyaya duyuruyoruz" ifadelerini kullandı. UPND sözcüsü ise yaptığı açıklamada, "Mahkemeye erişimin engellenmesi, yargının bağımsızlığına açık bir müdahaledir. Uluslararası toplumun bu duruma seyirci kalmamasını bekliyoruz" dedi.
Zambiya İnsan Hakları Komisyonu da yayımladığı yazılı açıklamada, mahkemelerin kapatılmasını "anayasal hakların ihlali" olarak nitelendirdi ve hükümeti, adaletin tecellisi için gerekli koşulları sağlamaya çağırdı. Komisyon ayrıca, ülkede son haftalarda artan siyasi şiddet ve gösterilere de dikkat çekerek taraflara itidalli olma çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Zambiya, Afrika kıtasının güneyinde, uzun yıllardır barışçıl güç geçişleriyle bilinen bir ülke konumundaydı. 1964'te bağımsızlığını kazandığından bu yana, ülke 1991'de çok partili siyasi hayata geçişin ardından düzenli seçimlerle yönetiliyor. Bu nedenle, Zambiya'daki seçim sonrası gelişmeler, kıta genelinde demokrasi ve hukukun üstünlüğü açısından yakından izleniyor. Afrika Birliği (AU) ve Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC), seçimlerin ardından taraflara itidalli olmaları ve anayasal yolları tüketmeleri yönünde çağrı yapmıştı. AU, geçtiğimiz günlerde yayımladığı bildiride, "tüm anlaşmazlıkların barışçıl ve yasal yollarla çözülmesi gerektiğini" vurguladı.
Batılı ülkeler ve uluslararası gözlemciler de Zambiya'daki sürece dikkat kesilmiş durumda. Avrupa Birliği seçim gözlem misyonu, seçimlerin genel olarak barışçıl geçtiğini ancak bazı eksikliklerin yaşandığını raporlamıştı. Uluslararası toplumun, mahkemelere erişimin engellenmesi karşısında nasıl bir tutum takınacağı merak ediliyor. Zambiya, bakır rezervleriyle bilinen ve Çin ile yakın ekonomik ilişkiler geliştiren bir ülke olarak, küresel piyasalarda da önemli bir aktör konumunda. Siyasi istikrarsızlığın, ülkenin yabancı yatırımlarını olumsuz etkilemesi ve bölgesel ticaret dengelerini bozması riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Zambiya'daki siyasi kriz, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası çerçevesinde yakından takip ettiği bir bölgede yaşanıyor. Türkiye, son yıllarda Zambiya dahil Sahra Altı Afrika ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştirme çabasında. Türk Hava Yolları'nın Lusaka seferleri ve Türkiye'nin Lusaka Büyükelçiliği'nin açılması, bu ilişkilerin somut göstergeleri arasında. Zambiya'daki istikrar, Türk firmalarının bölgedeki yatırımlarının güvenliği açısından önem arz ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin demokrasi ve hukukun üstünlüğü vurgusu yapan dış politikası göz önüne alındığında, Zambiya'daki gelişmelerin, Türkiye'nin kıtadaki etkinliği ve itibarı üzerinde dolaylı etkileri olabilir. Bölgesel istikrar, Türkiye'nin Afrika politikasının sürdürülebilirliği için kritik bir unsurdur.