Zambiya, 12 Ağustos’ta devam eden genel seçimlerde sandık başında. Ülkenin bakır zengini ekonomisi, artan enflasyon ve yüksek borç yüküyle boğuşurken, Cumhurbaşkanı Hakainde Hichilema’nın ilk dönemdeki performansı seçmenin önüne bir karnede sunuldu. Hichilema, 2021’deki seçimlerde tarihi bir zaferle iktidara gelmiş, ancak dört yıllık süreçte ekonomik zorluklar ve hayat pahalılığı nedeniyle desteği aşınmıştı. Seçim, ülkenin demokratik geleneği açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor; zira Zambiya, bölgedeki siyasi istikrarın simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Ekonomik Sıkıntıların Gölgesinde Bir Seçim
Zambiya, Afrika’nın önde gelen bakır üreticilerinden biri olarak küresel piyasalardaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Son yıllarda bakır fiyatlarındaki artışa rağmen, ülke yüksek dış borç yükü ve değer kaybeden yerel para birimi kwacha nedeniyle zorlu bir süreç geçiriyor. Hichilema yönetimi, IMF ile anlaşarak ekonomik reformlar başlatmış, ancak bu reformlar kısa vadede halkın alım gücünü düşürmüş durumda. Gıda ve yakıt fiyatlarındaki artış, özellikle düşük gelirli aileleri olumsuz etkilerken, işsizlik oranı hâlâ yüksek seyrediyor. Seçim kampanyasında muhalefet, Hichilema’nın vaatlerini yerine getirmediğini ve halkın refahını artıramadığını savunuyor. Cumhurbaşkanı ise, reformların uzun vadede ülkeyi daha dayanıklı bir ekonomiye kavuşturacağını ve yabancı yatırımlar için ortamı iyileştirdiğini söylüyor.
Bölgesel ve Küresel Bağlam
Zambiya’daki seçim, sadece ülke içi dinamiklerle sınırlı değil. Bölgesel olarak, Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) üyeleri gözlerini bu seçime çevirmiş durumda. Zambiya, uzun yıllardır görece istikrarlı bir demokrasiye sahip olmasıyla biliniyor; ancak ekonomik istikrarsızlık, siyasi kutuplaşmayı da beraberinde getiriyor. Seçim sonuçları, bölgedeki diğer ülkelerde de benzer ekonomik sıkıntılarla boğuşan hükümetler için bir gösterge niteliği taşıyabilir. Küresel bağlamda ise, Zambiya’nın borç yeniden yapılandırması süreci, uluslararası finans kuruluşları ve Çin gibi alacaklılar açısından önemli bir test olarak izleniyor. Ülkenin ekonomik geleceği, bakır talebi ve yeşil enerji dönüşümü gibi küresel dinamiklerle de yakından ilişkili.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Zambiya’daki seçimler, Türkiye’nin Afrika açılımı bağlamında yakından takip ettiği bir gelişme. Türkiye, son yıllarda Zambiya ile ticari ve siyasi ilişkilerini geliştirmiş, karşılıklı ziyaretler ve iş birlikleri artmıştı. Ekonomik krizin derinleşmesi, Türk yatırımcılarının ilgilendiği alanlarda (inşaat, madencilik, enerji) riskleri artırabilir. Ancak istikrarlı bir demokrasi ve ekonomik reformların devamı, uzun vadeli ortaklıklar için daha güvenilir bir zemin sağlayabilir. Türkiye’nin bu süreçte Zambiya ile ilişkilerini çeşitlendirmesi ve kazan-kazan anlayışıyla iş birliğini sürdürmesi, bölgesel nüfuzunun güçlenmesine katkıda bulunabilir.