Zambiya'da Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, 13 Eylül'de başkent Lusaka'da düzenlenen törenle ikinci dönemi için yemin ederek görevine başladı. Ancak bu tören, ülkenin siyasi atmosferinde derin bir gerilime işaret ediyor: Hichilema'nın ana rakibi ve önceki devlet başkanı Edgar Lungu'nun partisi Yurtsever Cephe'nin (PF) Genel Sekreteri Raphael Nakachinda, vatana ihanet suçlamasıyla gözaltına alındı. Hichilema, Ağustos ayında yapılan seçimlerde oyların yüzde 60'ından fazlasını alarak ezici bir zafer elde etmişti. Ancak bu zafer, ülkenin demokratik olgunluğu ve hukukun üstünlüğü konusunda yeni soruları da beraberinde getirdi.
Seçim Zaferi ve Devam Eden Siyasi Kriz
Ağustos 2021'de yapılan seçimlerde Hakainde Hichilema, Birleşik Parti Ulusal Kalkınma (UPND) adayı olarak Edgar Lungu'yu yenerek devlet başkanlığına seçildi. Hichilema, yüzde 59.4 oy alırken Lungu yüzde 38.5'te kalmıştı. Bu, Zambiya tarihinde muhalefetin iktidara barışçıl bir şekilde geçişi açısından önemli bir dönüm noktasıydı. Ancak Lungu'nun partisi PF, seçim sonuçlarına itiraz etmiş ve çeşitli yollarla süreci engellemeye çalışmıştı.
Son olayda, PF Genel Sekreteri Raphael Nakachinda'nın vatana ihanet suçlamasıyla gözaltına alınması, tansiyonu iyice yükseltti. Nakachinda, 21 Eylül'de düzenlenen bir basın toplantısında Hichilema hükümetini devirmeyi amaçlayan bir komplo kurduğu iddiasıyla tutuklandı. Polis, Nakachinda'nın 'ülkenin cumhurbaşkanını devirmek amacıyla yasadışı eylemlerde bulunduğunu' öne sürdü. Ancak PF sözcüsü, bu suçlamaların 'siyasi motivasyonlu' olduğunu ve Hichilema hükümetinin muhalefeti sindirmeye çalıştığını savundu.
Ülkede yaşanan bu gelişmeler, demokratik geçişin ardından hukukun üstünlüğü ve siyasi uzlaşmanın ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Hichilema, seçim zaferinin ardından 'yolsuzlukla mücadele ve ekonomik reform' sözü vermiş, ancak muhalefete yönelik baskılar, Batılı ülkeler ve insan hakları örgütleri tarafından endişeyle karşılanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Zambiya, Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) üyesi olarak bölgesel istikrar açısından kritik bir konumda yer alıyor. Ülke, komşusu Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ve Angola ile ekonomik ve güvenlik bağlarına sahip. Hichilema'nın göreve gelmesi, Batılı ülkeler ve uluslararası finans kuruluşları tarafından memnuniyetle karşılanmış, ülkenin borç krizinin çözümü ve yatırım ortamının iyileştirilmesi açısından umut vermişti.
Ancak muhalefet liderlerinin gözaltına alınması, demokratik şeffaflık ve ifade özgürlüğü konularında uluslararası kamuoyunda soru işaretleri oluşturuyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü, Zambiya hükümetini siyasi muhalefeti susturmakla suçluyor. Avrupa Birliği (AB) ve ABD, hukukun üstünlüğüne saygı çağrısında bulundu.
Öte yandan, Zambiya'nın önemli bir bakır üreticisi olması, küresel tedarik zincirleri açısından ülkeyi stratejik bir aktör haline getiriyor. Özellikle elektrikli araç bataryalarının temel ham maddesi olan bakır, Zambiya'nın ihracat gelirlerinin büyük bölümünü oluşturuyor. Ülkedeki siyasi istikrarsızlık, bakır fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir ve küresel yeşil enerji geçişi sürecini olumsuz etki edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Zambiya, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası çerçevesinde ilişkilerini geliştirdiği ülkelerden biridir. Türkiye'nin Lusaka Büyükelçiliği 2009 yılında yeniden açılmış, karşılıklı ticaret ve yatırımlar artış eğilimi göstermiştir. Zambiya'daki siyasi kriz, Türkiye'nin Afrika'daki diplomatik ve ekonomik çıkarları açısından yakından takip ediliyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 100 milyon dolar seviyesinde olup, Türk müteahhitlik firmaları ve KOBİ'ler Zambiya'da faaliyet göstermektedir. Ülkedeki istikrarsızlık, bu yatırımların güvenliği açısından risk oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika ile ilişkilerinde 'kazan-kazan' anlayışı, hukukun üstünlüğü ve demokratik istikrarın korunmasını esas almaktadır. Bu nedenle Türkiye, Zambiya'daki gelişmeleri demokratik sürecin zarar görmemesi temennisiyle izlemektedir.