İran'da rejim karşıtı faaliyetler suçlamasıyla yıllarca hapis yatan ve 2022'de serbest bırakılan İngiliz-İranlı Nazanin Zaghari-Ratcliffe, Tahran yönetiminin iki çevreci aktivisti yeniden gözaltına almasını 'akıl almaz derecede zalimce' sözleriyle kınadı. Zaghari-Ratcliffe, serbest bırakılmadan önce kaldığı Evin Cezaevinde tanıştığı Sepideh Kashani ve eşi Houman Jokar'ın, 2025'in ilk haftasında evlerine düzenlenen baskınla tekrar tutuklandığını duyurdu. Çift, nesli tükenmekte olan Asya çitasını koruma projeleriyle uluslararası alanda tanınıyordu. İran Devrim Muhafızları'na bağlı birimlerin operasyonunda çiftin yanı sıra birkaç arkadaşlarının da gözaltına alındığı bildirildi.
Çevreci çifte yönelik baskı artıyor
Sepideh Kashani ve Houman Jokar, yıllardır İran'ın Yezd ve Semnan eyaletlerinde Asya çitası popülasyonunu korumak için saha çalışmaları yürütüyordu. Çift, 2018'de ilk kez tutuklanmış ve 'yabancı ajanlarla işbirliği' iddiasıyla 7 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Dört yıl hapis yattıktan sonra 2022'de geçici olarak serbest bırakılmışlardı. Zaghari-Ratcliffe, açıklamasında, 'Sepideh ve eşi sadece doğayı korumak istiyorlardı. Şimdi yeniden diğer tutuklularla aynı koğuşta, psikolojik baskı altındalar' dedi. Uluslararası Af Örgütü de çiftin serbest bırakılması çağrısı yaparken, İran yargısının çevre aktivistlerini 'ulusal güvenlik tehdidi' olarak kodladığına dikkat çekti.
İran'da sivil topluma daralma
Zaghari-Ratcliffe'in tepkisi, İran'da reform yanlısı Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın seçilmesine rağmen muhafazakâr yargı ve güvenlik güçlerinin bağımsız sesleri susturma politikasının sürdüğünü gösteriyor. Özellikle yabancı bağlantılı faaliyetler yürüten akademisyenler, aktivistler ve çevreciler, 'casusluk' ve 'yumuşak savaş' paravanıyla hedef alınıyor. Kashani ve Jokar'ın davasının, uluslararası toplumda İran üzerindeki baskının artmasına yol açması bekleniyor. Zaghari-Ratcliffe, çiftin durumunun İran'daki insan hakları krizinin bir yansıması olduğunu vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da çevre aktivistlerine yönelik bu tür baskılar, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insan hakları konularındaki hassasiyetini artırabilir. İran'ın komşusu olarak Türkiye, özellikle çevre ve iklim alanında sivil toplumun bastırılmasının bölgesel işbirliğini olumsuz etkilediğini gözlemlemektedir. Ayrıca, Zaghari-Ratcliffe'in ses getiren bu çıkışı, Türkiye-İran ilişkilerinde insan hakları boyutunu gündeme getirebilir. Türk dış politikası, İran'daki sivil toplum baskıları karşısında diplomatik dengeyi korurken, benzer durumların Türkiye'de yaşanmaması için uluslararası standartlara uygun bir tutum sergilemeye özen göstermelidir.