Norveç'in ikonik Trolltunga kayalığına giden patikada, 22 yaşındaki bir yürüyüşçü, Instagram'da gördüğü fotoğrafın aynısını çekmek için sabahın köründe yola çıktı. Yol boyunca ne bir harita ne de yedek kıyafet vardı; yalnızca şarjı azalan telefonu ve özçekim çubuğu. Bu sahne, son yıllarda Avrupa'nın dört bir yanında tekrarlanan bir kabusa dönüşüyor: Sosyal medyanın parlak karelerine kapılan Z kuşağı yürüyüşçüleri, dağlarda kayboluyor. Kurtarma ekipleri, özellikle Norveç, İsviçre ve İtalya Alpleri'nde, hazırlıksız ve deneyimsiz gençleri kurtarmak için rekor sayıda operasyon düzenliyor.
İlham mı, Hazırlıksızlık mı?
Trolltunga, Kjeragbolten ve Preikestolen gibi popüler rotalar, sosyal medyada milyonlarca beğeni toplayan nefes kesici manzaralar sunuyor. Ancak bu manzaraların arkasında, fiziksel olarak zorlu tırmanışlar, ani hava değişimleri ve tehlikeli uçurumlar var. Norveç Dağ Kurtarma Servisi verilerine göre, 2023 yılında yapılan 1.200'den fazla kurtarma operasyonunun yüzde 40'ı, 18-30 yaş arası yürüyüşçüleri kapsıyor. Bu oran, beş yıl öncesine göre iki kat artmış durumda.
Uzmanlar, bu artışın arkasında yalnızca sosyal medyanın cazibesinin değil, aynı zamanda 'doğa deneyimi' algısındaki değişimin de olduğunu söylüyor. Z kuşağı, doğa yürüyüşünü bir 'performans' olarak görüyor; fotoğraf çekmek, hikaye paylaşmak ve beğeni almak, yürüyüşün kendisinden daha önemli hale geliyor. Bu nedenle, rotayı önceden araştırmak, hava durumunu kontrol etmek ve temel güvenlik ekipmanlarını almak gibi adımlar göz ardı ediliyor.
İsviçre Alpleri'nde durum daha da vahim. 2024 yazında, Zermatt bölgesinde kaybolan 19 yaşındaki bir yürüyüşçü, donmuş halde bulundu. Yapılan incelemede, genç adamın GPS'i olmayan eski bir akıllı telefonla yola çıktığı ve enerji içeceği ile çikolatadan başka yiyecek taşımadığı ortaya çıktı. İsviçre Kurtarma Derneği sözcüsü, 'Bu trajediler önlenebilir. Gençler, bir dağın zirvesine ulaşmanın bir video oyununda seviye atlamak gibi olmadığını anlamalı.' diyor.
Küresel Bir Fenomen: Sadece Avrupa Değil
Benzer sorunlar dünya genelinde de yaşanıyor. ABD'nin ulusal parklarında, özellikle sosyal medyada viral olan noktalarda kaybolma vakaları artıyor. Yosemite Ulusal Parkı yetkilileri, 2023'te yüzde 25 artış bildirdi. Japonya'nın Fuji Dağı'nda da turistlerin hazırlıksız çıktığı tırmanışlar nedeniyle kurtarma ekipleri zor durumda. Küresel ölçekteki bu eğilim, dağ yürüyüşü endüstrisini de etkiliyor: Bazı bölgeler, ziyaretçilere zorunlu güvenlik brifingleri uygulamaya başladı; Norveç, popüler rotaların başına bilgi panoları ve acil durum istasyonları yerleştirdi.
Uzmanlar, bu durumun yalnızca bireysel hazırlıksızlıktan değil, aynı zamanda doğa turizminin ticarileşmesinden kaynaklandığını belirtiyor. 'Sosyal medya, doğayı tüketilebilir bir meta gibi sunuyor. Ancak doğa, beğeni butonuna basılabilecek bir şey değil; saygı ve bilgi gerektiriyor.' diyor İtalyan Alp Kulübü'nden araştırmacı. Bu nedenle, bazı ülkelerde gençlere yönelik 'doğa okuryazarlığı' eğitimleri başlatılması tartışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu küresel eğilim, Türkiye's dağ turizmi ve güvenliği açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Kaçkar Dağları, Aladağlar ve Toroslar gibi popüler rotalarda, özellikle sosyal medyada tanıtılan doğa yürüyüşlerine ilgi artıyor. Ancak Türkiye'de de benzer vakalar yaşanıyor: 2023'te Kaçkar'da kaybolan iki genç dağcı, ancak üç gün sonra sağ bulunabildi. Bu olay, Türkiye'deki arama-kurtarma ekiplerinin kapasitesinin ne kadar kritik olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, Türkiye'nin doğa turizmi geliri açısından bu durum hem risk hem fırsat: Hazırlıksız turistler hem kendi canlarını hem de kurtarma ekiplerinin kaynaklarını tehlikeye atıyor. Bu nedenle, Türkiye'nin özellikle yerli ve yabancı genç turistlere yönelik bilgilendirme kampanyaları ve zorunlu güvenlik önlemleri geliştirmesi, hem can kaybını önlemek hem de sürdürülebilir bir turizm politikası için kritik önem taşıyor.