Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de yüzlerce Tibetli mülteci, Çin'in yeni kabul ettiği 'etnik birlik yasası'nı protesto etmek amacıyla saçlarını kazıttı. Eylem, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Tibet Özerk Bölgesi'nde uygulamaya koyduğu ve eleştirmenlere göre azınlık kültürlerini asimile etmeyi hedefleyen yasaya karşı düzenlenen gösteriler kapsamında gerçekleşti. Göstericiler, saçlarını kazıtarak yasaya ve Çin'in Tibet politikalarına karşı sembolik bir direniş sergiledi.
Protestoların arka planı
Çin hükümeti, 2023 yılında kabul ettiği 'Ulusal Etnik Birlik ve İlerleme Yasası' ile etnik gruplar arasında birlik ve beraberliği güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor. Yasa, ülkede yaşayan 56 etnik grubun ortak değerler etrafında birleşmesini öngörüyor. Ancak Tibetli mülteciler ve uluslararası insan hakları örgütleri, bu yasanın aslında Tibetlilerin geleneksel yaşam tarzını ve kültürel kimliğini hedef aldığını savunuyor. Protestocular, yasanın özellikle eğitim ve din alanlarında Tibet kültürünün yok edilmesine zemin hazırlayacağını ifade ediyor.
Yeni Delhi'deki Tibet Evi yakınlarında toplanan göstericiler, ellerinde 'Tibet bağımsızdır' ve 'Kültürümüzü yok etmeyin' yazılı pankartlar taşıdı. Gösteriye katılan bazı kadınlar ve erkekler, geleneksel Tibet kıyafetleri giyerek dikkat çekti. Etkinliği düzenleyen sürgündeki Tibet topluluğu liderleri, saç kazıtmanın Tibet kültüründe yas ve isyanın simgesi olduğunu belirtti. Geçmişte de Tibetli rahipler, siyasi baskılara karşı benzer eylemler yapmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Tibet sorunu, Çin ile Hindistan arasındaki ilişkilerde önemli bir gerilim kaynağı olmaya devam ediyor. Yeni Delhi, sürgündeki Tibet hükümetinin faaliyetlerine ev sahipliği yaparken, Pekin bu durumu 'iç işlerine müdahale' olarak nitelendiriyor. Hindistan hükümeti, gösteriye doğrudan destek vermese de Tibetli mültecilerin bu tür protestolar düzenlemesine izin veriyor. Bu durum, iki ülke arasındaki sınır anlaşmazlıklarıyla birleşince bölgedeki gerilimi artırıyor.
Uluslararası toplumun bazı kesimleri, Çin'in Tibet politikalarını sık sık eleştiriyor. ABD ve Avrupa Parlamentosu daha önce Tibet'in kültürel haklarının ihlal edildiğine dair kararlar almıştı. Ancak Çin, bu eleştirileri reddediyor ve Tibet'in kalkınmasına yönelik yaptığı yatırımları öne çıkarıyor. Yaşanan son protestoların, küresel insan hakları gündeminde Tibet konusunu yeniden ön plana çıkarması bekleniyor. Özellikle sosyal medyada geniş yankı bulan saç kazıtma eylemleri, Tibet davasının uluslararası kamuoyunda görünürlüğünü artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Doğu Türkistan ve diğer Müslüman topluluklarla dayanışma içinde olmuş, ancak Tibet konusu Ankara'nın öncelikli gündem maddeleri arasında yer almamaktadır. Türkiye'nin Çin ile geliştirdiği ekonomik ve siyasi ilişkiler, bu tür insan hakları meselelerinde dikkatli bir denge politikası izlemesine yol açıyor. Bu protestolar, uluslararası toplumda azınlık hakları konusundaki hassasiyetin arttığı bir dönemde, Türkiye'nin benzer konulardaki tutumunu gözden geçirmesi için bir fırsat olabilir. Ancak Türkiye'nin bu konuya yaklaşımı, küresel güç dengeleri ve ikili ilişkiler çerçevesinde şekillenmeye devam edecektir.