Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropoulou, görev süresi sona eren ABD'nin Atina Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle ile geleneksel 'nezaket görüşmesi' (courtesy call) yapmayı reddetti. Edinilen bilgilere göre, Guilfoyle'un görevden ayrılması öncesinde Yunan devletinin üst düzey yetkilileriyle vedalaşma ziyareti gerçekleştirmesine izin verilmedi. Bu durum, iki müttefik ülke arasında diplomatik teamüllere aykırı bir istisna olarak yorumlandı.
Gelişmenin Arka Planı
Kimberly Guilfoyle, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın oğlu Donald Trump Jr.'ın nişanlısı ve eski bir Fox News sunucusu olarak tanınıyor. 2024 yılında ABD'nin Yunanistan Büyükelçisi olarak atanması, dönemin ABD yönetiminin Avrupa'daki müttefiklerine verdiği önemi yansıtan bir hamle olarak görülmüştü. Ancak Guilfoyle'un Atina'daki görev süresi, özellikle Yunan kamuoyunda tartışmalara sahne oldu.
Yunanistan Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, geleneksel veda ziyaretinin 'program uyumsuzluğu' nedeniyle gerçekleşmediği belirtildi. Ancak diplomatik kaynaklar, Sakellaropoulou'nun Guilfoyle ile görüşmeyi planlamadığını ve bu kararın arkasında siyasi ve protokol dışı faktörlerin bulunabileceğini öne sürdü. Yunan basını, Cumhurbaşkanı'nın bu tavrını, ABD Büyükelçisi'nin görev süresi boyunca sergilediği bazı açıklamalar ve tutumlara duyulan rahatsızlığa bağladı.
Guilfoyle, göreve başladığı günden itibaren Yunanistan'daki siyasi ve toplumsal konularda yaptığı yorumlarla dikkat çekmişti. Özellikle Yunanistan'daki muhalefet partileriyle kurduğu ilişkiler ve hükümete yönelik eleştirileri, Atina yönetiminde rahatsızlık yaratmıştı. Ayrıca, ABD Büyükelçiliği'nin Yunanistan'daki bazı iç siyasi gelişmelere müdahil olduğu iddiaları da zaman zaman gündeme gelmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ile Yunanistan arasındaki ilişkiler, NATO çerçevesinde stratejik bir müttefiklik ilişkisi olarak tanımlanıyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki jeopolitik gerilimler, enerji kaynakları ve savunma işbirliği konularında iki ülke yakın çalışıyor. Ancak Guilfoyle'un görev süresi, ABD'nin Yunanistan nezdindeki diplomatik temsilinin niteliği konusunda soru işaretleri oluşturdu.
Uzmanlar, bu tür protokol dışı davranışların iki ülke arasındaki resmi ilişkileri doğrudan etkilemeyeceğini, ancak sembolik düzeyde bir soğukluk yaratabileceğini belirtiyor. Yunanistan Cumhurbaşkanı'nın tavrı, ABD'nin Atina'daki temsilcisine karşı duyulan memnuniyetsizliğin bir göstergesi olarak okunuyor. Önümüzdeki dönemde ABD'nin Yunanistan'a yeni bir büyükelçi ataması bekleniyor.
Diğer yandan, Yunanistan'ın ABD ile ilişkileri, Savunma İşbirliği Anlaşması (MDCA) ve NATO çerçevesindeki angajmanlar nedeniyle stratejik önemini koruyor. Guilfoyle'un ayrılışı sonrası iki ülke arasındaki diplomatik kanalların nasıl işleyeceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yunanistan-ABD ilişkilerindeki bu protokol krizi, Türkiye açısından doğrudan bir sonuç doğurmasa da, ABD'nin bölgedeki diplomatik temsil kalitesi ve Yunanistan ile ilişkilerinin seyri, Doğu Akdeniz ve Ege'deki dengeler açısından takip edilmeli. Türkiye, Yunanistan'ın ABD nezdindeki lobi faaliyetlerinin zayıflamasını kendi lehine bir unsur olarak görebilir. Ancak asıl belirleyici olan, ABD'nin yeni büyükelçisinin atanması ve iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin derinliğidir. Türk dış politikası açısından, Atina'nın Washington ile ilişkilerindeki dalgalanmalar, bölgesel rekabette Ankara'nın manevra alanını genişletebilir.