ABD Yüksek Mahkemesi, eski Başkan Donald Trump'ın imzaladığı ve posta yoluyla kullanılan oylara ilişkin kısıtlamalar getiren başkanlık kararnamesinin, yaklaşan ara seçimlere kısa bir süre kala yürürlükte kalmasına karar verdi. Mahkeme, seçim yetkililerinin 'kaos' uyarılarına rağmen, kararnamenin uygulanmasını engelleyen alt mahkeme kararını askıya aldı. Bu gelişme, 8 Kasım'daki seçimler öncesinde oy kullanma prosedürlerinde belirsizlik yaratırken, demokratlar ve sivil toplum kuruluşları kararı sert bir dille eleştirdi.
Kararın Arka Planı
Trump'ın 2022 yılında imzaladığı ve posta oylarının toplanması ve sayımını sıkılaştıran kararname, özellikle pandemi döneminde genişleyen posta oyu kullanımını hedef alıyor. Kararname, oy pusulalarının postayla gönderilmesi için son tarihleri kısaltıyor, imza doğrulama süreçlerini katılaştırıyor ve eksik imza içeren oyların 'düzeltilmesi' için seçmenlere tanınan süreyi azaltıyor. Demokrat Parti ve bazı sivil toplum örgütleri, bu düzenlemenin özellikle azınlık ve düşük gelirli seçmenlerin oy kullanmasını zorlaştırdığını ve seçimlere müdahale anlamına geldiğini savunuyor.
Başkan Joe Biden yönetimi, kararnamenin seçim güvenliği bahanesiyle oy hakkını kısıtladığı gerekçesiyle dava açmıştı. Federal bölge mahkemesi, geçtiğimiz hafta kararnamenin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle uygulanmasını durdurmuştu. Ancak Yüksek Mahkeme, federal hükümetin acil başvurusunu değerlendirerek, alt mahkemenin kararını askıya aldı ve kararnamenin seçimlere kadar yürürlükte kalmasına hükmetti. Mahkemenin bu kararı, muhafazakar çoğunluğun seçim güvenliği konusundaki hassasiyetini yansıtıyor.
Seçim Yetkililerinden 'Kaos' Uyarısı
Ara seçimlerin yaklaştığı bu dönemde, eyalet seçim yetkilileri kararnamenin uygulanmasının 'kaos' yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Birçok eyalet, posta oylarının işlenmesi için hazırlık yaparken, kararnamenin getirdiği yeni kuralların seçim takvimini zorlaştırdığını belirtiyor. Ulusal Eyalet Sekreterleri Birliği, kararnamenin uygulanmasının seçimlerde oy sayımını geciktirebileceğini ve seçmenlerin oy kullanma haklarını kısıtlayabileceğini ifade etti. Bazı eyaletler, kararnameye uyum için ek kaynak ve personel gerekeceğini, bu durumun seçim bütçelerini aşabileceğini kaydediyor.
Yüksek Mahkeme Kararının Hukuki ve Siyasi Boyutu
Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, federal hükümetin seçimler üzerindeki yetkileri konusunda yeni bir tartışma başlattı. Anayasa hukukçuları, başkanın seçim yasalarını düzenleyen bir kararname çıkarma yetkisinin sınırlarını tartışırken, Mahkeme'nin bu kararının gelecekteki başkanlık seçimleri için emsal oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Karar, Trump yönetiminin seçim güvenliği politikalarının, Biden yönetiminin oy hakkını genişletme çabaları karşısında bir kazanımı olarak görülüyor. Ancak Demokratlar, bu kararın seçimlere gölge düşürdüğünü ve oy kullanma hakkını kısıtladığını savunarak, seçim sonrasında yasal mücadeleye devam edeceklerini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, demokratik süreçlerin işleyişi ve seçim güvenliği konusundaki tartışmaların küresel ölçekteki yansımaları açısından önem taşıyor. Türkiye, ABD'deki seçim sistemine ilişkin tartışmaları, iki ülke arasındaki stratejik ilişkiler bağlamında izliyor. Seçim güvenliği konusundaki bu tür kararlar, ABD'nin iç siyasetindeki kutuplaşmayı derinleştirebilir ve bu durum, Türkiye-ABD ilişkilerinde öngörülemezlik yaratabilir. Ancak doğrudan Türkiye'ye yönelik bir etkisi olmamakla birlikte, gelişme, demokrasilerde seçim mevzuatının ne kadar kırılgan olabileceğini göstermesi bakımından ülkemizde de ilgiyle takip ediliyor.