ABD Yüksek Mahkemesi, eski Başkan Donald Trump'ın yazar E. Jean Carroll'ın cinsel saldırı ve hakaret davasındaki yargısal dokunulmazlık talebini reddetti. Mahkemenin kararı, Carroll'ın 2019'da ortaya attığı ve Trump'ın 'bir aldatmaca' olarak nitelendirdiği cinsel saldırı iddialarına ilişkin hukuki sürecin önünü açtı. Karar, Trump'ın başkanlık dönemindeki eylemleri ile özel hayatı arasındaki çizgiyi yeniden tanımlayabilecek nitelikte ve eski başkanın karşı karşıya olduğu hukuki yükümlülükleri artırıyor.
Gelişmenin arka planı
E. Jean Carroll, 2019 yılında yayımlanan anı kitabında, 1990'ların ortasında New York'taki bir mağazanın soyunma odasında Trump'ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia etmişti. Trump, iddiaları şiddetle reddederek Carroll'ın 'yalan söylediğini' ve 'ürününü satmaya çalıştığını' söylemişti. Carroll, 2022 yılında New York eyaletinin Yetişkin Mağdurları Koruma Yasası kapsamında, süresi dolmuş bir dava açma hakkı tanıyan düzenleme ile Trump'a karşı hem cinsel saldırı hem de hakaret davası açtı.
Geçen yıl bir jüri, Carroll'ın cinsel saldırı iddiasını haklı bularak Trump'ın 5 milyon dolar tazminat ödemesine hükmetti. Hakaret davası ise Temmuz 2023'te sonuçlandı ve jüri, Trump'ın Carroll hakkında yaptığı açıklamalarla hakaret ettiği gerekçesiyle 83,3 milyon dolar tazminat ödemesine karar verdi. Trump, bu kararları temyize götürdü ve özellikle başkanlık dönemindeki söylemlerinin resmi görevi kapsamında olduğunu ve bu nedenle yargısal dokunulmazlık taşıdığını savundu.
Yüksek Mahkeme'nin bu hafta açıkladığı karar, Trump'ın bu dokunulmazlık talebini reddetti. Mahkeme, başkanın resmi görevleri ile özel hayatı arasındaki ayrımın net olduğunu ve bu davanın özel hayat kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Karar, Trump'ın hukuki mücadelesinde önemli bir gerileme olarak yorumlanıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu karar, yalnızca Trump'ın hukuki sürecini etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda ABD'deki başkanlık yetkilerinin sınırları konusunda da yeni bir emsal oluşturuyor. Uzmanlar, bu kararın başkanlık dokunulmazlığı kavramının daraltılmasına işaret ettiğini ve gelecekteki başkanlık davaları için bağlayıcı olabileceğini belirtiyor. Özellikle, başkanın özel hayatı ile resmi görevleri arasındaki çizginin giderek netleşmesi, siyasi ve hukuki çevrelerde tartışmalara yol açıyor.
Karar ayrıca, Trump'ın karşı karşıya olduğu diğer davalar açısından da dolaylı etkiler doğurabilir. Trump, 2021 yılında Kongre baskınına teşvik ettiği iddiasıyla da yargılanıyor ve bu davada da dokunulmazlık savunması yapması bekleniyor. Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, diğer davalarda da emsal teşkil edebilir.
Kararın Türkiye'ye yansımaları
Bu karar doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmamakla birlikte, ABD'nin hukuk sistemindeki güçlü yargı bağımsızlığı ve hesap verebilirlik ilkelerinin teyit edilmesi, Türkiye dahil birçok ülkede hukukun üstünlüğü tartışmalarına örnek gösterilebilir. Türkiye'de de benzer davalarda yargı bağımsızlığı ve üst düzey yetkililerin hesap verebilirliği konularında zaman zaman tartışmalar yaşanıyor. ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, uluslararası kamuoyunda hukukun üstünlüğü ilkesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguluyor. Türk hukukçuları ve siyaset bilimciler, bu kararı demokratik hukuk devleti standartları açısından değerlendirebilir.