ABD Başkanı Donald Trump, Yüksek Mahkeme'nin geçen ay Haitili göçmenlere yönelik geçici koruma statüsünün (TPS) kaldırılmasını onaylamasının ardından kendi partisi Cumhuriyetçilerden artan bir muhalefetle karşı karşıya. Ohio Valisi Mike DeWine (R), Trump'ı bu kararı "yeniden gözden geçirmeye" çağırdı ve eyaletinde yaşayan Haitili topluluğun endişelerini dile getirdi. Karar, 200 bin kadar Haitiliyi sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya bırakıyor ve TPS kapsamındaki diğer ülkelerden gelen göçmenler için de emsal teşkil ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Geçici koruma statüsü, ülkelerinde doğal afet, silahlı çatışma veya olağanüstü durumlar yaşayan bireylere ABD'de geçici olarak kalma ve çalışma izni veren bir program. Haitililer, 2010 yılında ülkeyi vuran yıkıcı depremin ardından TPS kapsamına alınmıştı. Trump yönetimi, 2018'de Haiti'nin koşullarının düzeldiğini öne sürerek programı sonlandırma kararı aldı. Ancak bu karar, federal mahkemelerde uzun süren hukuki mücadelelere yol açtı. Geçen ay Yüksek Mahkeme, Trump yönetiminin TPS'yi sonlandırma yetkisini tanıdı ve kararın uygulanmasının önünü açtı. Bu durum, halihazırda ABD'de yaşayan ve çoğunluğu Florida, New York, Massachusetts ve Ohio gibi eyaletlerde bulunan Haitilileri doğrudan etkiliyor.
Cumhuriyetçi Parti içinden gelen tepkiler sadece Ohio Valisi DeWine ile sınırlı değil. Florida'da Kongre üyesi Mario Díaz-Balart (R) ve diğer bazı Cumhuriyetçiler, Haiti'deki güvenlik ve ekonomik krizin devam ettiğini belirterek TPS'nin uzatılmasını savunuyor. Özellikle Ohio'da Haitili göçmenlerin yoğun olarak çalıştığı tarım ve hizmet sektörleri, bu karardan olumsuz etkilenecek. Vali DeWine, yaptığı açıklamada, "Haiti hâlâ istikrarsız ve bu insanların ülkelerine geri gönderilmesi insani bir felakete yol açabilir" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin TPS politikası, sadece Haitilileri değil, aynı zamanda El Salvador, Honduras, Nepal, Sudan, Nikaragua ve Yemen gibi ülkelerden gelen yaklaşık 300 bin kişiyi daha kapsıyor. Yüksek Mahkeme kararı, bu ülkelerin vatandaşları için de benzer sonuçlar doğurabilir. Trump yönetimi, uzun süredir TPS'yi geçici bir çözüm olarak görüyor ve programın kötüye kullanıldığını savunuyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu kararın binlerce aileyi parçalayacağı ve ABD ekonomisine zarar vereceği uyarısında bulunuyor.
Küresel ölçekte, ABD'nin bu adımı, diğer ülkelerdeki göçmen politikalarına da emsal teşkil edebilir. Özellikle Avrupa ülkeleri, benzer geçici koruma programlarına sahip ve bu karar, onların da politikalarını etkileyebilir. Haiti'deki durum ise hâlâ kırılgan: ülkede çete şiddeti yaygın, ekonomik fırsatlar sınırlı ve siyasi istikrarsızlık sürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Haiti'ye seyahat uyarısını en yüksek seviyede tutarken, bu koşullar altında sınır dışı işlemlerinin başlatılması eleştiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göçmen politikaları ve ABD ile ilişkileri bağlamında dolaylı öneme sahip. ABD'nin TPS kararı, uluslararası koruma statülerinin siyasileşmesi riskini gösteriyor. Türkiye, Suriye'den gelen milyonlarca mülteciye geçici koruma sağlarken, benzer şekilde statülerin sonlandırılmasına yönelik uluslararası baskılarla karşılaşabilir. Ayrıca, bu karar ABD'nin iç siyasetinde göçmen karşıtı söylemleri güçlendirirse, Türk vatandaşlarının ABD vizesi alması veya yeşil kart başvuruları gibi süreçlerde ek zorluklar yaşanabilir. Bölgesel olarak, Haiti gibi istikrarsız ülkelerden gelen göç dalgaları, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasındaki göç rotalarını etkileyebilir.