İran'a yönelik savaş, önemli bir açıdan Ukrayna savaşına benzemeye başladı: her ikisi de hızlı sonuç alınamayınca siyasi mantık gereği uzatılıyor. Operasyonel olarak farklılıklar sürse de — Ukrayna geniş çaplı bir kara işgali, İran savaşı ise henüz o aşamaya gelmedi — Batı'nın her iki çatışmaya yaklaşımı, çatışmaları yönetilen istikrarsızlık aracına dönüştürüyor. Bu strateji, savaşları kazanmak yerine onları kontrol altında tutmayı ve uzatmayı amaçlıyor.
Savaşların Uzamasının Siyasi Mantığı
Ukrayna savaşı başladığında Batı, Kiev'in hızlı bir zafer kazanacağını ve Rusya'nın çökeceğini varsayıyordu. Ancak cephe hattı dondu, savaş bir yıpratma savaşına dönüştü. Batılı ülkeler, Ukrayna'ya silah yardımını sürdürerek Rusya'yı zayıflatmayı hedefliyor. Benzer şekilde, İran'a yönelik savaş da İsrail ve ABD'nin İran'ı nükleer programından vazgeçirmek yerine, rejimi istikrarsızlaştırmayı amaçladığını gösteriyor. Her iki durumda da çatışmaların uzaması, Batı için jeopolitik bir araç haline gelmiş durumda.
Bu stratejinin arkasında, büyük güçlerin doğrudan savaşa girmekten kaçınırken, vekâlet savaşları yoluyla rakiplerini yıpratma isteği yatıyor. Ukrayna'da NATO ülkeleri, Rusya'yı askeri ve ekonomik olarak tüketmeyi hedefliyor. İran'da ise ABD ve İsrail, İran'ın bölgesel etkisini kırmak ve nükleer kapasitesini sınırlamak için çeşitli yöntemler deniyor. Ancak bu politikalar, çatışmaların kısa sürede çözülmesini engelliyor ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran ve Ukrayna savaşlarının uzaması, küresel enerji piyasaları, gıda güvenliği ve mülteci krizleri üzerinden tüm dünyayı etkiliyor. Ukrayna savaşı, Avrupa'da enerji fiyatlarını yükseltirken, İran savaşı Orta Doğu'da gerilimi artırıyor. Her iki çatışma da büyük güçler arasındaki rekabetin bir yansıması olarak görülüyor. ABD, Rusya ve Çin arasındaki jeopolitik mücadele, bu savaşların seyrini belirliyor. Batı'nın yönetilen istikrarsızlık stratejisi, aslında kendi güvenliğini tehlikeye atma riski taşıyor; zira uzayan savaşlar, kontrol edilemez bir hal alabilir ve daha geniş bir çatışmaya yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran hem de Ukrayna savaşlarının doğrudan etkilediği bir aktör. Ukrayna savaşı, Karadeniz'de güvenlik risklerini artırırken, İran savaşı Türkiye'nin enerji ithalatını ve sınır güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye, her iki savaşta da arabuluculuk girişimlerinde bulunarak diplomatik ağırlığını artırmaya çalışıyor. Ancak savaşların uzaması, Türkiye'nin ekonomik istikrarını ve bölgesel güvenlik dengelerini olumsuz etkiliyor. Ankara, yönetilen istikrarsızlık stratejisinin bir parçası olmak yerine, çatışmaların sona ermesi için daha aktif diplomasi yürütmeli.