İzlanda Dışişleri Bakanı Þórdís Kolbrún Reykfjörð Gylfadóttir, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu konuşmasını terk eden diplomatları 'ahlaki korkaklar' olarak nitelendirmesine sert tepki gösterdi. Olay, Netanyahu'nun 27 Eylül 2024 Cuma günü New York'taki BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma sırasında yaşandı. Konuşmayı protesto etmek için salonu terk eden çok sayıda ülkenin temsilcisi arasında İzlanda heyeti de bulunuyordu. İzlanda Dışişleri Bakanı, Netanyahu'nun sözlerini 'kabul edilemez' olarak değerlendirdi ve İzlanda'nın Filistin halkına yönelik insani desteğini yineledi.
Olayın Arka Planı
Netanyahu, BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını savundu ve İran'ı bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olmakla suçladı. Konuşma sırasında birçok ülkenin diplomatı salonu terk ederek İsrail'in politikalarını protesto etti. Netanyahu, daha sonra yaptığı açıklamada bu diplomatları 'ahlaki korkaklar' olarak nitelendirdi ve onların 'gerçeği duymaktan kaçtıklarını' öne sürdü.
İzlanda Dışişleri Bakanı Gylfadóttir, Netanyahu'nun bu sözlerine yanıt olarak yaptığı yazılı açıklamada, "İzlanda, uluslararası hukuka ve insan haklarına bağlıdır. Gazze'deki sivil kayıpların boyutu karşısında sessiz kalmamız beklenemez. Netanyahu'nun 'ahlaki korkaklık' suçlaması, aslında kendi politikalarının yol açtığı insani trajediyi örtme çabasıdır" ifadelerini kullandı. Bakan, İzlanda'nın bağımsız bir dış politika izlediğini ve İsrail'in eylemlerini eleştirmeye devam edeceğini vurguladı.
İzlanda, son yıllarda Filistin yanlısı tutumuyla dikkat çeken bir Kuzey Avrupa ülkesi. Ülke, 2011 yılında Filistin'i bağımsız bir devlet olarak tanıyan ilk Batı Avrupa ülkelerinden biriydi. Ayrıca İzlanda parlamentosu, 2024 yılında Gazze'de acil ateşkes çağrısı yapan bir karar tasarısını kabul etmişti. Bu arka plan, İzlanda'nın Netanyahu'nun sözlerine neden bu kadar sert tepki verdiğini açıklıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'ndaki konuşması ve ardından yaşanan protestolar, İsrail'in uluslararası alanda artan yalnızlığını gözler önüne seriyor. Son aylarda birçok ülke, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını eleştirmiş ve bazı ülkeler İsrail ile diplomatik ilişkilerini askıya almıştı. Örneğin, Türkiye, Kolombiya, Şili ve Bolivya gibi ülkeler İsrail ile ilişkilerini kesme veya askıya alma kararı almıştı. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde İsrail yetkilileri hakkında savaş suçu soruşturması devam ediyor.
BM Genel Kurulu'ndaki protestolar, İsrail'in en yakın müttefiki olan ABD'nin de baskı altında olduğunu gösteriyor. ABD yönetimi, İsrail'e verdiği desteği sürdürse de, Başkan Joe Biden yönetimi Gazze'deki sivil kayıplar konusunda endişelerini dile getirmiş ve İsrail'i daha fazla insani yardım girişine izin vermeye çağırmıştı. Ancak Netanyahu hükümeti, askeri operasyonları durdurma yönündeki çağrılara direniyor.
İzlanda gibi küçük ama ilkeli bir ülkenin sesini yükseltmesi, uluslararası kamuoyunda yankı buluyor. Avrupa Birliği içinde de bazı üyeler, İsrail'e yönelik yaptırımlar konusunda daha cesur adımlar atılmasını savunuyor. İspanya, İrlanda ve Belçika gibi ülkeler, Gazze'deki durumu 'soykırım' olarak nitelendiren açıklamalar yapmıştı. Bu ülkeler, İsrail ile ticari ve diplomatik ilişkilerin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Gazze politikalarına en sert tepki veren ülkelerden biri olarak, İzlanda'nın Netanyahu'ya yönelik eleştirisini destekleyecek konumda. Türkiye, BM Genel Kurulu'nda İsrail'e karşı yürütülen diplomatik girişimlerde aktif rol alıyor ve Filistin davasını uluslararası platformlarda savunuyor. İzlanda gibi Batılı bir ülkenin ses yükseltmesi, Türkiye'nin argümanlarını güçlendiriyor. Ayrıca, Türkiye-İzlanda ilişkileri sınırlı olsa da, bu tür dayanışma mesajları NATO içindeki dengeler açısından önem taşıyor. Türkiye, İsrail'e yönelik yaptırımların artırılması ve Filistin'in tanınması konusunda uluslararası baskıyı sürdürmeli.