İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan bir İsrail yerleşimciler konseyinin başkanı Yisrael Gantz, Neve Tzuf yerleşimi yakınlarında meydana gelen ölümcül bir silahlı saldırının ardından İsrail hükümetine Filistin Yönetimi (FY) ve güvenlik güçlerine karşı geniş çaplı bir askeri operasyon başlatma çağrısında bulundu. Saldırı, Ramallah'ın kuzeybatısındaki bölgede gerçekleşti ve olayda İsrailli bir yerleşimcinin hayatını kaybettiği bildirildi. Gantz'ın açıklaması, bölgede tansiyonun daha da yükselmesine yol açtı.
Olayın arka planı ve Gantz'ın açıklamaları
Yisrael Gantz, Batı Şeria'daki yerleşimcilerin çıkarlarını temsil eden ve genellikle sağcı politikaları destekleyen bir konseyin lideri olarak biliniyor. Saldırının ardından yaptığı yazılı açıklamada Gantz, Filistin Yönetimi'nin "terörizme göz yumduğunu" ve güvenlik güçlerinin saldırganları koruduğunu iddia etti. İsrail hükümetine seslenerek, "FY'ye karşı geniş çaplı bir askeri operasyon düzenlenmesi" gerektiğini savundu. Bu tür çağrılar, özellikle son aylarda Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddeti ve Filistinli saldırılar bağlamında sıkça dile getiriliyor. Neve Tzuf yerleşimi, Ramallah'ın kuzeybatısında, Filistin köyleriyle çevrili bir bölgede yer alıyor ve geçmişte de benzer saldırılara sahne olmuştu.
Filistin Yönetimi, Batı Şeria'nın bazı bölgelerinde sınırlı özerkliğe sahip olsa da, İsrail ordusu bölgenin büyük kısmında güvenlik kontrolünü elinde tutuyor. FY güvenlik güçleri, İsrail ile güvenlik koordinasyonu yürütmekle eleştiriliyor; ancak son dönemde bu koordinasyonun zayıfladığına dair işaretler var. Gantz'ın çağrısı, İsrail'in FY'ye yönelik tutumunu sertleştirmesi yönünde bir baskı unsuru olarak değerlendiriliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, aşırı sağ partilerin etkisi altında ve yerleşimci lobisinin taleplerine duyarlı. Ancak FY'ye karşı doğrudan bir askeri operasyon, uluslararası alanda ciddi yankı uyandırabilir ve zaten kırılgan olan bölgesel istikrarı daha da bozabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Şeria'daki gerilim, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas cephelerinden biri. Son aylarda yerleşimci saldırıları ve Filistinli militanların eylemleri karşılıklı tırmanma eğiliminde. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, iki devletli çözüm çağrılarını yinelerken, sahadaki gerçeklik giderek daha karmaşık bir hal alıyor. Gantz'ın çağrısı, İsrail'in FY'ye yönelik tutumunu sertleştirmesi halinde, Filistin Yönetimi'nin zayıflayabileceği ve yerine daha radikal unsurların güçlenebileceği endişelerini artırıyor. Ayrıca, İsrail'in FY'ye karşı bir operasyonu, Ürdün gibi komşu ülkelerle ilişkileri gerebilir; Ürdün, Batı Şeria'daki statükonun korunmasına önem veriyor. Mısır ve Katar gibi arabulucu ülkeler de olası bir tırmanmadan endişe duyuyor.
Küresel düzeyde ise, İsrail'in askeri operasyonları daha önce Gazze'de olduğu gibi geniş çaplı bir çatışmaya dönüşebilir. Ancak Batı Şeria'da FY'ye yönelik bir operasyon, Gazze'deki Hamas ile mücadeleden farklı bir dinamik taşıyor; çünkü FY, İsrail ile güvenlik işbirliği yapan ve Batı tarafından meşru muhatap kabul edilen bir yapı. Bu nedenle, İsrail'in FY'yi hedef alması, ABD yönetimiyle olası bir anlaşmazlığı da beraberinde getirebilir. ABD, FY'nin ayakta kalmasını bölgesel istikrar için gerekli görüyor. Öte yandan, İsrail iç siyasetinde yerleşimci hareketinin gücü, hükümetin karar alma süreçlerini etkileyebiliyor. Gantz'ın çağrısı, yaklaşan seçimler veya koalisyon içi dengeler açısından da bir manevra olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, Batı Şeria'daki bu tür gerilimleri yakından takip ediyor. İsrail'in Filistin Yönetimi'ne yönelik olası bir askeri operasyonu, Ankara'nın tepkisini çekecek ve Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir kriz başlatabilecek bir gelişmedir. Türkiye, FY'yi Filistin halkının meşru temsilcisi olarak görüyor ve FY'nin zayıflamasının bölgede istikrarsızlığı artıracağını savunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk çabaları ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdindeki girişimleri, böyle bir tırmanmada zarar görebilir. Ekonomik açıdan doğrudan bir etki beklenmese de, artan gerginlik Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik dengelerini zorlaştırabilir.