Kuzey Yorkshire'da, terk edilmiş bir madenin derinliklerinde, Bond filmlerindeki kötü karakterlerin yeraltı sığınaklarını andıran bir atmosferde, turuncu tulumlu ve kasklı işçiler büyük bir özenle pak choi (Çin lahanası) hasat ediyor. Ancak burada uyuşturucu ya da ölüm lazeri parçaları paketlenmiyor; aksine, İngiltere'nin gelecekteki gıda güvenliğinin anahtarı olabilecek devrimci bir tarım deneyi yürütülüyor. Araştırmacılar, iklim değişikliği ve artan nüfus baskısıyla gıda krizlerinin kaçınılmaz görüldüğü bir dönemde, yeraltı madenlerinde yapay ışıkla bitki yetiştirerek tarımı yeni boyutlara taşımayı amaçlıyor.
Projenin arka planı: Madenlerde devrimci bir tarım deneyi
Bu benzersiz proje, Kuzey Yorkshire'daki eski bir potas madeninin 200 metre derinliklerinde gerçekleştiriliyor. Geleneksel tarımın aksine toprak yerine hidroponik sistemler, güneş yerine ise özel olarak ayarlanmış LED ışıklar kullanılıyor. Amaç, yer üstünde yaşanan kuraklık, sel ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim değişikliği kaynaklı sorunlardan etkilenmeyen, tam kontrol edilebilir bir üretim ortamı sağlamak.
Projenin başında yer alan araştırmacılar, saatlerin önemine vurgu yaparak, mevcut gıda sistemlerinin sürdürülemez olduğunu ve bu tür yenilikçi çözümlerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. Geleneksel tarım, küresel sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümünü oluştururken, yeraltı tarımı karbon ayak izini minimuma indirebilir. Ayrıca, su kullanımının %95'e kadar azaltılması gibi çevresel faydalar da sağlıyor.
Üretim ve potansiyel: Dikey tarımın geleceği
İlk etapta yeşil yapraklı sebzelerle başlanan projede, gıda üretiminin tüm yıl boyunca kesintisiz devam edebilmesi için günde 20 saat ışıklandırma yapılıyor. Bu sayede bitkiler, açık tarlalara kıyasla çok daha hızlı büyüyor ve aynı alanda birkaç kat daha fazla ürün elde ediliyor. Araştırmacılar, İngiltere'nin gıda ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayabilecek bu sistemin süpermarketlere taze ve yerel ürün tedarik edebileceğini öngörüyor.
Benzer projeler Japonya, ABD ve Hollanda gibi ülkelerde de geliştiriliyor. Ancak İngiltere'deki bu proje, doğrudan madenlerin kullanılması açısından farklılık gösteriyor. Madenlerin işletme maliyetlerinin düşük olması ve sabit sıcaklık gibi avantajları, projeyi ekonomik olarak sürdürülebilir kılıyor. Enerji maliyetleri ise güneş panelleri ve rüzgar türbinleriyle karşılanarak projenin karbon nötr olması hedefleniyor.
Ancak uzmanlar, bu sistemin mevcut tarımın tamamen yerini almasının mümkün olmadığını, özellikle tahıl ve protein kaynakları için arazinin gerekliliğinin devam ettiğini belirtiyor. Yine de yeraltı tarımı, özellikle şehirlerin yakınında gıda tedarik zincirini kısaltarak hem maliyetleri düşürebilir hem de gıda israfını azaltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarımsal üretimde iklim değişikliğinin etkilerini şimdiden hisseden ülkelerden biri. Özellikle Konya Ovası gibi önemli tarım bölgelerinde kuraklık, verim kayıplarına neden oluyor. Bu nedenle, İngiltere'deki yeraltı tarımı projesi, Türkiye için de ilham verici bir model oluşturabilir. Türkiye'de terkedilmiş maden ocakları veya doğal mağaralar, benzer amaçlarla değerlendirilebilir. Yerli ve milli tarım teknolojilerinin geliştirilmesi, gıda güvenliğini artırabilir ve dışa bağımlılığı azaltabilir. Ayrıca, dikey tarım uygulamaları, şehirlerin yiyecek ihtiyacının karşılanmasında önemli bir alternatif olabilir. Türkiye'nin bu alandaki AR-GE çalışmalarını hızlandırması, hem iklim değişikliğiyle mücadele hem de sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından kritik öneme sahiptir.