Yeni Zelanda'nın finansal piyasa düzenleyicisi (Financial Markets Authority - FMA), ülkenin sigorta sektörünün Maori topluluğunun ihtiyaçlarını tutarlı bir şekilde karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koyan kapsamlı bir araştırma yayımladı. Araştırmaya göre, yüksek prim maliyetleri ve ortak mülkiyete dayalı arazilerin sigortalanmasındaki bürokratik engeller, Maorilerin sigorta kapsamına erişimini ciddi şekilde zorlaştırıyor. Bu durum, ülkenin yerli halkının ekonomik güvenliğini tehdit ederken, sigorta sektöründeki yapısal eşitsizlikleri de gözler önüne seriyor.
Sigorta Sektöründe Yapısal Eşitsizlik: Araştırmanın Temel Bulguları
FMA tarafından hazırlanan rapor, 2023-2024 yılları arasında yürütülen kapsamlı bir incelemenin sonuçlarını içeriyor. Araştırma, Maori bireylerin ve toplulukların sigorta poliçelerine erişiminde karşılaştıkları engelleri üç ana başlık altında topluyor: maliyet, erişim ve kültürel uyum. Rapora göre, Maori hanelerinin sigorta primlerine ayırabilecekleri bütçe, diğer Yeni Zelandalılara kıyasla ortalama yüzde 20 daha düşük. Bu durum, özellikle düşük gelirli Maori ailelerinin sağlık, konut ve araç sigortası gibi temel sigorta ürünlerinden yararlanmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, Maori topluluklarının ortak mülkiyet altında bulunan arazilerin (whenua Māori) sigortalanmasında yaşanan zorluklar. Bu araziler, geleneksel olarak birden fazla sahibin ortak mülkiyetinde olduğundan, sigorta şirketlerinin talep ettiği tek bir mülk sahibi muhatabının bulunmaması, poliçe düzenlemeyi güçleştiriyor. Sigorta şirketleri, bu tür araziler için yüksek risk primi talep ederken, süreç uzun ve karmaşık olduğundan birçok Maori topluluğu sigorta yaptırmaktan vazgeçiyor. FMA raporu, bu durumun Maori ekonomik kalkınmasını doğrudan olumsuz etkilediğini vurguluyor.
Bununla birlikte, sigorta şirketlerinin Maori kültürüne duyarlı ürün ve hizmet geliştirme konusundaki eksiklikleri de raporda eleştiriliyor. Örneğin, poliçe sözleşmelerinin yalnızca İngilizce sunulması ve Maori değerlerini (tikanga Māori) dikkate almayan standart prosedürler, topluluk üyelerinin sigorta ürünlerini anlamasını ve benimsemesini zorlaştırıyor. FMA, bu durumun "sigorta sektörünün Maori topluluğuna karşı yapısal bir ayrımcılık" olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Küresel Bağlam: Yerli Halkların Sigorta Erişimi Sorunu
Yeni Zelanda'daki bu tablo, dünya genelinde yerli halkların finansal hizmetlere erişimindeki eşitsizliklerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Avustralya'da Aborjin toplulukları, Kanada'da İnuit halkı ve Amerika Birleşik Devletleri'nde Kızılderili rezervasyonlarında yaşayanlar da benzer sigorta erişim sorunlarıyla karşı karşıya. Uzmanlar, bu durumun yerli toplulukların iklim değişikliği kaynaklı doğal afetlere ve ekonomik krizlere karşı kırılganlığını artırdığına dikkat çekiyor.
Yeni Zelanda hükümeti, FMA raporunun ardından sigorta sektöründe kapsayıcılığı artırmaya yönelik adımlar atacağını duyurdu. Sigorta şirketlerine Maori topluluklarıyla işbirliği yapma ve kültürel farkındalık eğitimleri düzenleme çağrısında bulunan hükümet, aynı zamanda ortak mülkiyetli arazilerin sigortalanmasını kolaylaştırmak için yasal düzenlemeler üzerinde çalıştığını açıkladı. Ancak sivil toplum örgütleri, bu adımların yeterli olmadığını ve sigorta şirketlerinin kar marjlarından fedakârlık etmeleri gerektiğini savunuyor.
Bu gelişmeler, küresel ölçekte finansal kapsayıcılık tartışmalarına yeni bir boyut kazandırıyor. Yerli halkların finansal sistemlere eşit katılımı, yalnızca ekonomik adalet açısından değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması açısından da kritik öneme sahip. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKH) çerçevesinde, hiç kimsenin geride bırakılmaması ilkesi, yerli halkların finansal hizmetlere erişimini de kapsıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yeni Zelanda'daki bu gelişme, Türkiye'deki sigorta sektörü ve finansal kapsayıcılık politikaları açısından önemli bir karşılaştırma örneği sunmaktadır. Türkiye'de de benzer şekilde kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın sigorta erişiminde zorluklarla karşılaştığı bilinmektedir. Özellikle tarım ve hayvancılıkla geçinen vatandaşlarımızın ürün ve hayvan sigortalarına erişimindeki bürokratik engeller, bu rapordaki bulguları andırmaktadır. Türkiye'nin, Yeni Zelanda'nın ortak mülkiyetli arazi sigortası konusunda yaşadığı sıkıntılardan ders çıkararak, özellikle köy tüzel kişiliğine ait arazilerin sigortalanması süreçlerini düzenlemesi faydalı olabilir. Ayrıca, uluslararası finansal kapsayıcılık standartlarının Türkiye'de de uygulanması, sosyal güvenlik ağının güçlenmesine ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlayabilir.